Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Kürt partileri ortak hareket etme kararı aldı
Demirtaş, Kürt siyasi parti ve hareketleri olarak, yeni anayasa yapım sürecinde Kürt halkının ulusal demokratik hakları için ortak hareket etme kararlılığında olduklarını kaydetti.

Diyarbakır'da bir araya gelen Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP), Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kürt Demokratik Birlik Hareketi (TEV-KURD), Devrimci Demokratik Kürt Hareketi (TDŞK) yöneticileri, Kürtlerin Kürdistan coğrafyasında kendi kendini yönetme hakkını içeren siyasal bir statünün tanınmasını sağlamak üzere birlikte ve ortak hareket etme kararı aldıklarını açıkladı. Toplantıda konuşan Demirbaş, Uludere'deki katliamda ABD ve İsrail'in de sorumluluğu olduğunu söyledi. 

 

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, KADEP Genel Başkan Yardımcısı Nadir Yektaş, DTK Anayasa Komisyonu Üyesi avukat Cabbar Leygara, ÖSP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, TEV-KURD sekretaryasından avukat Sıdkı Zilan, TDŞK sekretaryasından İmam Taşçıer ortak bir deklarasyonla, yeni anayasa yapım sürecinde Kürt siyasi parti ve örgütleri olarak taleplerini açıkladı. 

 

Kürt siyasi örgütleri adına hazırlanan ortak açıklamanın Türkçesini okuyan Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin yaklaşık bir asırdır ulus devlet yapılanması nedeniyle, Anadolu coğrafyasında yaşayan, Türk ve Sünni olmayan her sosyal kesime ret, inkar ve şiddet politikaları uyguladığını kaydetti. 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin özgürlükçü ve eşitlikçi toplum yaratma yönünde esaslı adımlar atmadığını kaydeden Demirtaş, şöyle dedi: "Eğer bir zihniyet değişiminin ifadesi olarak değerlendirilebilirse, cumhuriyet tarihi boyunca halklarımız ilk kez demokratik bir anayasa yapma fırsatıyla karşı karşıyadır. Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümü bakımından önemli ve tarihi değerde nitelediğimiz bu fırsat, eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum özlemini karşılamanın bir zeminine dönüştürülebilir. Söz konusu fırsatın toplumsal gerçekliğe uygun biçimde kullanılması, özgür bir tartışma ortamından çıkan ve bütün toplum kesimlerinin haklarının garanti altına alınacağını ifade eden ortak bir iradeyle mümkündür." 

 

Kürt siyasi parti ve hareketleri olarak, yeni anayasa yapım sürecinde Kürt halkının ulusal demokratik hakları için ortak hareket etme kararlılığında olduklarını, bunun için de yeni anayasa yapım sürecine etkin bir biçimde müdahil olacaklarını kaydeden Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: 

 

"Demokratik Kürt muhalefeti olarak halkımızın eşit, özgür, onurlu ve insanca yaşama arzusunun gereği olarak, yeni anayasa yapımı sürecinde etkin istenç ve kararlılığımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Diğer yandan Kürt siyasi parti ve hareketleri olarak, yeni anayasada 'Kürt halkının kimliğinin tanınmasını ve güvence altına alınmasını, örgütlenme hakkının evrensel standartlara kavuşturulması, Kürt ve Kürdistan ismiyle siyasi parti ve örgütlerin kurulmasının güvence altına alınmasını, Kürtçenin resmi dil olması dahil, hayatın her alanında serbestçe kullanılması ve her düzeyde Kürtçe eğitim ve öğretimin güvence altına alınmasını, Kürt halkı için, Kürdistan coğrafyasında kendi kendini yönetme hakkını içeren siyasal bir statünün tanınmasını sağlamak üzere birlikte ve ortak hareket edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz." 

 

HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel'in basın açıklamasını Kürtçe okumasından sonra söz alan Bdp Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt halkının kendi kendini yönetebilecek Güce ve kudrette olduğunu söyledi. HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel ise, ulusların kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu belirterek, "Bu hak Kürtlere de kendi ana sütleri kadar helaldir. Kürtler hiçbir koşulda özgür yaşama iradesinden vazgeçmeyecektir" dedi. 

 

MESELE KOYUN GÜTMEK DEĞİL, KATLİAM

 

Basın toplantısının sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisiyle ilgili yaptığı "10 koyun bile teslim etmezler" açıklamasını değerlendiren BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: 

 

"Mesele koyun güdüp güdememe meselesi değildir. Genelkurmay Başkanı ve Başbakan 35 çocuğun katledilmesinden sorumludur. Şu anki gündem budur, verilmesi gereken hesap budur. Bunun hesabını vermeleri gerekir. Biz koyun güder miyiz, güdemez miyiz o halkın vereceği karardır. Biz de halkın iradesine saygı duyarız. 35 çocuğun ve gencin savaş uçaklarıyla bombalanmasıyla ilgili Genelkurmay Başkanı ve Başbakan ne diyor? Bütün bunlara cevap vermeleri lazım. Dolayısıyla konuyu saptırarak gündemi değiştirerek Uludere katliamını örtmeye çalışmasınlar. Bu doğru bir yaklaşım değil. Eğer hiddetlenecekse, öfkelenecekse bu katliamı gerçekleştirenlere öfkelenmelidir, hiddetlenmelidir. Başta kendisi olmak üzere çıkıp halka hesap vermeli, halktan özür dilemelidir. Genelkurmay Başkanı bu işin, yani o savaş uçağının orayı bombalamasının askeri düzeyde en yüksek sorumlusudur. Böyle bir şey olmamış gibi davranamazlar. Başbakan siyasi olarak en üst düzeyde sorumlusudur. Konuyu kapatmak için bize hakaret edip hedef gösterip tehditle şantajla üstünü örtemezler 19'u çocuk toplam 35 kişi F-16 uçaklarıyla parçalanmıştır. Gerçek budur, gerçeklik budur. Buna cevap vermeleri lazım" . 

 

SAVCILAR BAŞBUĞ’A “TERÖRİST” DİYİNCE ZORLARINA GİTMİYOR AMA…

 

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e 'Onbaşı' dediği için kendisine yönelik sözlerine, "Benim ifade ettiğim, Genelkurmay Başkanı ile ilgili ifade ettiğim şeyler hakaret değil, hakaret de içermiyor. Başbakan bize yönelik, BDP'ye yönelik bu şekilde bağırıp çağıracağına, kendi atadığı Genelkurmay Başkanı'na dönüp 'Anayasa yapım sürecinde siyaseti bu şekilde doğrudan etkilemeye yetkin yoktur' demesi lazım" dedi. 

 

Demirtaş, geçmiş Genelkurmay başkanlarının siyaseti yönlendirdiği için tutuklanıp cezaevine konduğunu, AK Parti'nin atadığı şimdiki Genelkurmay Başkanı'nın da aynı şeyi yaptığını ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

 

"Savcılar eski Genelkurmay Başkanlarına yüzlerce generale terörist başı diyor, kimsenin zoruna gitmiyor. Ben onbaşı deyince mi zorlarına gidiyor? Benim ifade ettiğim Genelkurmay Başkanı'nın, Kürt halkının ana dille eğitim hakkıyla ilgili ifade ettiği şeyler, bir onbaşının yapacağı bir açıklama kadar etki yaratmıştır anlamındadır. Bunun dışında Başbakanın da, Genelkurmay Başkanı'nın da gündemi çarpıtmaya hakları yoktur. Hesap vermesi gereken iki merciinin ve makamın danışıklı olarak gündemi değiştirmeye hakkı yoktur. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bizim açımızdan gündem demokrasi ve özgürlükler meselesidir, sıcak gündem de Uludere katliamıdır. Bunun hesabının verilmesi lazım. Mesele budur. Bunun da üstünü örtmeye izin vermeyeceğiz." 

 

BAŞBAKAN ÖZÜR DİLESİN

 

Selahattin Demirtaş, Uludere olayıyla ilgili Gülyazı Tugay Komutan Vekilinin görevden alınmasına da değinerek, "Tugay komutan yardımcılığının sorumluluğu nedir ne değildir soruşturmayla ortaya çıkar. Soruşturmanın derinleştirilmesi lazım. Heron görüntülerini izleyen Ankara'dır. Sınır ötesi operasyon tezkeresini isteyen hükümet, onaylayan parlamentodur. O gün operasyon emrini veren Ankara'daki Genelkurmay'dır. Dolayısıyla Ankara'ya kadar uzanan bir sorumluluk silsilesi olduğu açıktır. Dolayısıyla bir tugay komutanı yardımcısına sorumluluğu yıkmak bir yangılıdır" dedi. 

 

Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu üstlenmesini isteyerek, "Şahsımızda bu halka hakaret etmeyi bırakıp özür dilemelidir" diye konuştu. 

 

ABD VE İSRAİL'İN DE ULUDERE OLAYINDA SUÇU VAR 

 

Kendilerini uşaklıkla suçlayanların ABD ve İsrail'in uşağı olduğunu savunan Selahattin Demirtaş konuşmasını şöyle tamamladı: 

 

"Bize bilmem kimin uşağı diyenler, ABD ve İsrail'e nasıl uşaklık yaptıklarını bu tür operasyonlarla gösteriyorlar. Bir istihbarat kırıntısı için, bir heron görüntüsü için kimlere yalvar yakar olduklarını, Türkiye'nin onurunu ayaklar altına aldıklarını, nasıl bir uşak tavrı gösterdiklerini görüyoruz. Bu nedenle istihbarat kimden gelmiş, kim yönlendirmiş, kim detaylı bilgi vermiş bunları araştırması gereken hükümettir. Uluslararası güçlerin bu işte payı var mı Ortaya çıkarılması gerekiyor. ABD'nin hava operasyonlarıyla ilgili, AKP hükümetinin kendi ifadesiyle nitelikli istihbarat verdiği biliniyor. ABD şu anda heron görüntüleriyle nitelikli istihbarat veriyor. Operasyonlarla ilgili açık destek veren ABD ve İsrail de elbette ki Uludere olayında sorumludur."

 

KAYNAK ve FOTO: ANF NEWS AGENCY

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006