Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

ÖZÜR DİLEME VE OPERASYON BİR ARADA OLMAZ!
ÖSP

Başbakan özür diliyor ama yarın ardıllarının özür dileyeceği icraatları sürdürmekte de ısrar ediyor. Erdoğan ve ekibi yarın özür dilenecek icraatları bugün Kürt halkı ve siyaset kadrolarına uygulamaktan geri durmuyor.

Başbakan Erdoğan bir yandan Dersim soykırımı nedeniyle “Devlet adına özür diliyorum” diyerek önemli bir adım atıyor, ama aynı süreçte Kürt ulusal özgürlüğünün dinamiklerini, mücadele eden siyaset kadrolarını tam anlamıyla tırpanlamayı sürdüren bir operasyonun baş aktörü olarak görünüyor. İkisi bir arada olmaz!  

Dersim dün, Kürt/Kürdistan kimliğine sahip çıkması nedeniyle askeri işgale uğratıldı. Dersim halkı dün, tek ulus, tek bayrak, tek dil ve tek din altında birleşmeye/merkezileşmeye yani asimilasyona direndiği için soykırıma uğratıldı. Dersim halkı dün, kendi coğrafyasında özerk kalmayı sürdürmek isteği için katledildi. Sağ kalabilenleri ise topraklarından zorla göç ettirilerek mecburi iskâna tabi tutuldu.

Dersim’e dün saldırı gerekçesi yapılanlar, bugün “paralel devlet kurmak isteyen KCK’ye operasyon” adı altında Kürt ulusal demokratik güçlerine saldırı gerekçesi yapılıyor. Dersim dün, ırkçı tekçiliğe karşı özerkliğini sürdürmek istiyordu, bugün ise Kürt halkı şovenizme karşı kendi kaderini tayin etmek istiyor. Bugün Kürdistan işçileri-emekçileri ve siyaset dinamikleri tek dil, tek bayrak, tek ulus vb. tekçi ırkçı zihniyete karşı mücadele ettiği için baskılara hedef yapılıyor.

Devlet ve AKP Hükümeti, dünden farklı olarak Kürtlere dönük bazı bireysel hakları tanımada adım attı, ancak sıra meselenin esası olan Kürt halkının kolektif haklarına gelince orada çakılıp kaldı. Demek ki ulusal demokratik hareket farklı biçimler altında ama özü itibariyle Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını istediği için, dolayısıyla bayrak ve ana dilde eğitim gibi kolektif ulusal özgürlük simgelerini talep ettiği için hedef tahtasına konuldu.

Kürt ulusal demokratik talep ve hedeflerini kim dile getirirse, kim tekleştirmeye karşı durursa o, dün olduğu gibi bugün de devlet ve hükümetin saldırı hedefindedir. Kimin talepleri icra etme, hayata geçirme gücü varsa o, bir adım önde saldırıların hedefinde olmuştur daima, bugün de yapılan budur. Taleplerini pratiğe geçirme gücü nedeniyle BDP bugün siyasi operasyonların odağındadır. Bugün BDP’ye yapılan, yarın başkasına yapılacaktır. BDP’ye bu zor döneminde sahip çıkmak, yanında olmak Kürdistan ulusal demokratik güçlerinin sorumlulukları arasındadır.

Başbakan, Dersim’de 1938’de yapılanlardan dolayı özür diliyor ama yarın ardıllarının özür dileyeceği icraatları sürdürmekte de ısrar ediyor. Erdoğan ve ekibi (Cumhurbaşkanı, ordu ve AKP) yarın özür dilenecek icraatları bugün Kürt halkı ve siyaset kadrolarına uygulamaktan geri durmuyor. CHP’nin Atatürk döneminde Dersim’e, genelde Kürt halkına yaptığını bugün farklı biçimler altında sürdürüyorlar.

Hem “Dersim katliamı nedeniyle devlet adına özür diliyorum” demek, hem de KCK operasyonları adı altında önüne gelen Kürt ve Kürtlerle dayanışma içerisinde olan siyaset kadrolarını gözaltına alıp tutuklattırmak bir arada olmaz! AKP’nin CHP’yi vurma, sıkıştırma hesabı olabilir, ama bunu Dersim üzerinden yapması onun elini yakar! Dersim üzerinden Kürtsüz Kürt sorununu çözme hesabı da tutmaz, Dersimliler bu oyuna gelmez, gelmemelidirler!

Batı’da, özelde de ABD’de polisin sivil eylemcilerin gözüne tutarak biber gazını sıkması; özellikle İran’ı hedef alan ABD füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması; TC’nin, Suriye’de kendisinin yanı sıra Batı’nın da kılıcını sallıyor olması ve tüm bunların Türkiye’ye olağanüstü Batı desteği olarak dönüyor olmasından da güç alan Türk Hükümeti saldırı ve tutuklamalarda daha bir fütursuzca davranmaya başlamıştır. Öyle ki, tek parti dönemlerini, 12 Eylül karanlığını hatırlatan adımlar atıyor!

AKP Hükümeti’nin, “devlete paralel devlet yapılanması” olduğu gerekçesiyle gerçekleştirdiği KCK operasyonları kabul edilemez. Bugün BDP’ye yapılan baskı ve gözaltılar Kürt halkınadır, hepimizedir. Hayır diyelim!

Başbakan’ın devletin 1938’de Dersim’de yaptıklarından dolayı özür dilemesi bir adımdır, ancak bu adımı Dersim Dernekler Federasyonu’nun öne çıkardığı talepler doğrultusunda sonuçlandırırsa, KCK’li tutsaklara ana dilde savunma hakkını tanırsa ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasının hukuki yollarını açarsa, nihayet Kürt halkının ana dilde eğitim hakkı doğrultusunda adım atarsa bir anlamı olabilir.

 

Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP)

Merkez Yürütme Kurulu

 

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006