Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Zamanın hafızası/Neco UYGUN
Neco UYGUN

NEWROZ



 

Kırbaçlanmış at gibi, nereye gideceğini bilmeden, zikzaklar çizerek yol alan bir sürecin içinde yol alıyoruz. Umut edilen her şey, kısa sürede ya boşa çıkıyor ya da başka bir biçime eviriliyor. Kendi dinamiği içinde, yan yana getirildiğinde anlam ve mantık karşıtlığına neden olabilecek bir dizi öğe aynı anda sürece dahil olabiliyor. Daha düne kadar başka umutlar büyütülürken, bu günlerde karabasan gibi bir tablonun ortaya çıkması bu duruma açık örnek oluşturuyor.

Zaman nelere gebedir, bağrında sonraki zamanlara neleri taşıyor? Bunlar ön görülebilir şeylerdir, fakat ne düzeyde görmek istediğimize bağlıdır. Çoğunlukla, olana-bitene konuk gözüyle bakıp, irdelemekten kaçınmayı tercih ettiğimiz için, bilmezden gelmek işimize geliyor. Hal böyle olduğu içindir ki, zamanın eğrisinde yol alan birçok şey, patinaj halini yaşıyor...

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belli olur derler. O günlerde, gerçeğin altını çizenler oyunbozanlar ya da süreci anlamayan “tipler” olarak görülüp ötelenirken; bu gün, meselenin asli öznelerinin aynı şeyleri ifade ediyor olmaları manidardır. Sözün esnekliğinin peşine düşmeden, evirip çevirmeden, söylenmesi gerekeni baştan söyleyenler sevilmezler. Dokuz köyden kovulanlardır onlar. Bıkmadan onuncu köyü arar dururlar. Çünkü gerçeğe sırtlarını dönmelerini gerektiren ne ihtirasları ne de şahsi beklentileri vardır. Yüreklerinin sesine, zihinlerinin işaretine göre yol alırlar. Amentüleri kendi eylemleridir. Her türden manevranın böğrüne, ucu sivri bıçak gibi saplanmaktan geri durmazlar.

Bundan dolayıdır ki, görüşme sürecinin ana temasının entegrasyon mantığı içerdiğini ve iktidarın “sorun” yaşamak istemediği dönemlerde, görüşmeleri taktik bir durum olarak gördüğünü yazdık-söyledik durduk. Haklı çıkmanın gönenciyle başımız göğe ermedi elbet. Zaten, mesele haklı çıkmak ya da çıkmamak meselesi değil. Sonuçlar üzerinden kafa patlatırken, nedenleri görmezden gelmemek meselesidir.

Kim ne derse desin; iktidar, süreci kendisine avantaj sağlayacak bir incelikte yönetti. Bunun sonucunda kazandığı kitle desteğini sağ yanına, küresel güçlerin planlarına sunduğu koşulsuz katkıyla elde ettiği desteği sol yanına almanın sağladığı avantaja yaslanarak rehine siyaseti izlemektedir. Kendisine karşı olduğunu düşündüğü sermaye kesimlerini ekonomik baskılarla rehin alma yoluna giderken; siyasal muhaliflerini ise fiziki olarak rehin alma yoluna gitmektedir. McCarthy dönemini aratmayacak düzeyde, insan avına dönüşen toplu tutuklamaların ve 12 Eylül’ün hukuk dışı yaklaşımına benzer uygulamaların yapılmasının başka da bir izahı yoktur.

Demem şu ki; gözümüzün üstüne inen kadife eldivenli yumruğun gücüne ne kadar güç kattığımızın hesabını yapmamız gerekir. Zamanın ruhu yok belki, ama zamanın hafızası vardır. Zamanın hafızasını yok saydıkça topaç gibi yerimizde dönüp duruyoruz.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006