Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

7. YÜZYILDAN 1514’E KADAR KÜRTLER VE KÜRDİSTAN-1/Hasan Şahingöz
Hasan Şahingöz

NEWROZ



 

7. yüzyıldan günümüze Kürt halkının tarihi kesintisiz bir şekilde ayaklanmalar tarihidir. Tarihi ayaklanmalarla başlayıp, ayaklanmalarla devam eden yeryüzünde bir başka halk daha yoktur. Çünkü yurdu 1400 yıldır işgal ve saldırılara uğrayan, yurdu parçalanan, sömürü altında tutulan bir başka halk daha yoktur. Evet, geride kalan 1400 yıl içinde Kürtler uluslaşmayı, güçlü – büyük bir devlet kurmayı, kaderlerini ellerine almayı başaramamışlardır. Ama bir gerçek daha vardır ki, o da tarihe damgasını vurmuş onca güçlü istilalardan hiçbirinin Kürtleri yok etmeyi başaramadığıdır.

Kökleri 2500 yıl kadar geriye giden, etnik sentezlerini tamamlayıp, tamamen yeni, dili, kültürü, tarihi ile tamamen farklı bir halk olarak 7. yüzyılda tarih sahnesinde yerini alan Kürtlerin yurdunu ilkin Araplar istila eder.

630 yılında, halifelerin önderliğinde, İslam bayrağı altında birleşmesini gerçekleştiren Arapların Müslüman imparatorluğu, çok geçmeden “İslam dinini yayma coşkusu” ile, harekete geçerler. “İslam adına” Kürdistan’ı adım adım istila etmeye başlayan Araplar, karşılarında daha önce bilmedikleri, tanımadıkları, yeni bir halk bulurlar: Kürtleri!

Araplar, Kürdistan’ı istila etmeyi ve hatta Kürtleri kadim dinleri olan Ezidilikten vazgeçirip İslam dinine çekmeyi de başarırlar. Fakat bunların hiçbiri, hele hele üç yüzyılı aşkın bir süre Kürdistan’ı işgal altında tutmak Araplar açısından hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü Kürtler istilanın ilk günlerinden, işgal ve egemenliğin son bulduğu 10. yüzyıla kadar her fırsatta Araplara karşı direnecek, başkaldıracak, savaşacak, isyan bayrağını ellerinden düşürmeyecektir.

Araplarla, Kürtler arasındaki ilk çarpışmalar, 637’de Hulvan’da meydana gelir. Tıpkı Hilvan’ın istilasında olduğu gibi, Tikrit, Musul ve Cezire’nin istilası sırasında da Kürtler büyük direnişler gösterirler. Araplar, Şarezor’u 643 yılında ancak kanlı bir çarpışmanın ardından ele geçirebilirler.

Araplar Kürdistan’ı istila edip, egemenlik altına almayı başarırlar; ama Kürtler bu egemenliği, halifelerin iktidarlarını hiçbir zaman tanımazlar. Arapların Kürdistan’da süren istilasına, kendi üzerlerindeki egemenliğe son vermek üzere, her fırsatı ayaklanmak için değerlendirirler.

Hilvan ve Dinaver’deki ayaklanmalar Halife Osman (644-656) döneminde başlar. 649/50 yılında başlayan bir Kürt ayaklanması, Basra valiliğince bastırılsa da 653 yılında Dinaver, 685 yılında Hulvan, 702 yılında Sabur ve Fars, 764 ve 767 yıllarında Hımedan, 774 yılında (ayrıca 8. yüzyıl sonları ile 9. yüzyılın başında) Musul ve Cezire Kürtleri ayaklanır.

830’lu yılarda Cafer Faracis önderliğinde Musul Kürtlerinin başlattığı ayaklanma, Hilafet dönemi istilasında, en güçlü Kürt ayaklanması olarak tarihe geçer. Ayaklanmacılar, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalan toprakların büyük bir bölümünü ele geçirmekle kalmaz, halife ordusunu Donis Dağlarında yenilgiye uğratırlar.

Bu ayaklanma, 840 yılında, Türk Hassa birliklerince bastırılır. 845 yılında, İsfahan, Cebel (Amediye) ve Fas’taki ayaklanmalar ise kanlı bir şekilde Türk komutanı Vasıf tarafından bastırılır.

902’de Şerezor Kürtleri bir kez daha ayaklanır.

905’de Muhammed İbn Bilal önderliğinde Musul Kürtleri, Cafer İbn Faracis önderliğinde gerçekleştirdikleri kadar, büyük yeni bir ayaklanma daha başlatırlar. Ayaklanmanın bastırılması işinin yönetimine halife bizzat geçer. Yine de ayaklanmacılar sindirilip yok edilemez. Ayaklanmacılar, iki yıl sonra gerçekleştirecekleri karşı saldırının hazırlığı için dağlara çekilirler.

906 yılında bu kez Hazbani Aşireti, Celali Aşireti’nin de desteğini alarak gerçekleştirdiği bir saldırı ile Nihova bölgesini yerle bir eder. Aynı yıl Humaydi aşireti ile Cebel Dosin Kürtleri ayaklanır. Bu ayaklanmaları, 908 yılında İsfahan valisi Abdullah İbn İbrahim’in başlattığı ayaklanma izleyecektir.

913’te Hazbani Aşireti, bir kez daha isyandadır. 8 yıl sonra ise, Musul yöresinin Almarani aşiretleri oluşturdukları bir ittifakla, Arap istilasını püskürtmek üzere harekete geçerler.

Dahası Kürtler, Arap istilacılara karşı her fırsatta ayaklanmakla kalmaz bir nevi “düşmanımın düşmanı dostumdur” diyerek, kendileri dışında gelişen önderliğin başkalarında olduğu gibi diğer ayaklanmalara da katılır, destek verirler. Nitekim, 700-701’de Şapur’da başlayıp 5 yıl boyunca devam eden Hariciler’in; 806-837 yıllarında Babek’in önderlik ettiği Hüramineler’in Abbasiler’e karşı “zenciler”in 10. yüzyılın başlarında Suriye’de baş gösteren Karmaziler’in ayaklanmalarında Kürtler de yer alır, aktif destek verirler.

***

10. yüzyılda halifelik gücünü kaybetmeye, çözülmeye başlar. Ama Kürtler özgürlüğü, rahat, mutluluk ve huzuru yine tadamayacaklardır. Sanki herkes, Kürtlere gün yüzü göstermemek için yemin, elbirliği etmiş gibidir. 10. yüzyılda halifeler iktidarının çözülmesinin ardından bu kez Büveyhiler gelir ve 945’te Bağdat’ı ele geçirirler.

Hasanvayhi, Mervani ve diğer kimi Kürt hanedanları, Musul, Cezire, Nusaybin ve Meyafarkin’i ele geçirip, Arap Hamdani Hanedanı ile Cebel’de egemenlik kuran Ziyariler’i Kürdistan’dan kovup kendi iktidarlarını kurmayı başaracaklardır; fakat ne yazıktır ki, adı geçen Kürt hanedanlarının kendi topraklarında kurdukları iktidarları/egemenlikleri uzun sürmeyecektir.

Arapların saldırı ve istilasından kurtulan Kürtler bu kez Selçukluların saldırı ve istila çabalarıyla karşı karşıya kalırlar. 1004’lü yıllarda Selçukluların saldırıları yoğunlaşır. Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey’in kardeşi İbrahim İbn İnal Bey’in önderliğinde Kirmanşah, Hulvan ve Luristan ele geçirilir. So’ad İbn Ebuş-Şark önderliğinde Kürt liderler, İbrahim İbn İnal’a katılırlar. Ebuş-Şark’ın kardeşi Mahalmal Selçukluların egemenliği altına girer. Kürdistan’ı ele geçiren Selçuklular, 1055’te Bağdat’ı fethederler. Yirmi yıl içinde Selçukluların sınırı Amu-Derya’dan, Mısır ve Yemen’e ulaşır.

Kürtler, Selçukluların bu istilasından büyük zarar görürler. 1011 yılında, Surhap İbn Bedr’in saflarında iki bin kayıp vermelerinin ve Şarezor, Duhok, Huftidakan dışında kalan topraklarının zapt edilmesinin karşılığı olarak, 1103, 1105 ve 1109/10 yıllarında Mardin ve Ducayl’a saldırılar düzenlerler.

-devam edecek-

 

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006