Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Aziz Mahmut Ak: Ulusu Ancak Kapsayıcı Bir Çatı Örgüt Temsil Edebilir
Yekbuna Welat sitesi olarak Kürt aydın, akademisyen, yazar ve siyasetçileri ile yürüttüğümüz dosya çalışmamız konusunda sorularımızı Kürt siyasetçilerden ÖSP sözcüsü Aziz Mahmut Ak’a da gönderdik...

 

Aziz Mahmut Ak: Ulusu ancak kapsayıcı bir çatı örgüt temsil edebilir

Yekbuna Welat sitesi olarak Kürt aydın, akademisyen, yazar ve siyasetçileri ile yürüttüğümüz dosya çalışmamız konusunda sorularımızı kürt Siyasetçilerden ÖSP (Özgürlük ve Sosyalizim Partisi) sözcülerinden Aziz Mahmut Ak ’ada gönderdik. Ak sorduğumuz sorulara cavaben Ulusu ancak kapsayıcı bir çatı örgüt temsil edebilir dedi. Aziz Mahmut Ak sorularımıza yanıtları aşağıdadır.

Yekbuna Welat Kürtlerin bir temsil sorunu var mıdır ve çoğunluk temsil için yeterli midir?

Aziz Mahmut Ak Kürt ulusunun yaklaşık bir asrı bulan ve bugün hala devam eden öncelikli sorunu ulusal özgürlük sorunudur. Ulus, doğasından kaynaklı olarak farklı sosyal sınıf ve katmanları, farklı inanç kesimlerini, farklı siyasal güçleri bünyesinde barındırır. Söz konusu farklı kesimlerin ulusal kurtuluştan ya da ulusun iktidarlaşmasından beklentileri farklı olsa da, nihayetinde ortak bir sorun olarak ulusal sorunun çözüm adımlarında birlik ihtiyacı açığa çıkar. Çözümde ortak aklı yakalama ve ortak enerjiyi yönlendirme amacıyla gidilen ulusal birlikle ulusun temsil sorunu da çözülmüş olur.

Kürtler yıllardır süren çabalara rağmen böylesi bir birliği henüz oluşturamadıklarına göre, ulusal temsil sorunu hala ciddi bir ihtiyaç olarak gündemimizde demektir.

Öte yandan, Kürtlerin bugün yaşadıkları ulusal sorun, Kürdistan’ı yurt edinmiş farklı halkların da yaşadıkları bir sorundur. Bu nedenle birliği “ulusal birlik”ten de ileri götürüp Kürdistan ülkesinin birliğine ilerletmek gerekir. Nitekim 17-18 Eylül’de Diyarbakır’da gerçekleştirdiğimiz konferansın adını “Kürdistan Konferansı” olarak belirlememizin nedeni de buydu; adını “Kürt Konferansı” ya da “Ulusal Konferans” olarak koysaydık, Kürdistan’da Kürtler dışındaki etnik varlığı kapsama şansımız olmayacaktı.

Bir devrim sürecinde devrimin tüm toplum bireylerinin sorunu olmayacağını ve tüm toplumu kapsaması gibi bir şansın yakalanamayacağını söylersek devrimi daraltmış olmayız. Ya da en azından, insanlık tarihinin tanık olduğu devrimlerde –en dipten geleni ve en köktenci olanı dahil-, her bireyi içine alan topyekun bir hareketlenme söz konusu olmamıştır. Devrimleri genellikle ülke nüfusunun yarısını bile bulmayan ama başkaldırı pozisyonunda olan sosyal kesimler yapar. Bu nedenle, devrim ve dolayısıyla temsil yetkisi için elbette çoğunluk yeterlidir. Ancak, söz konusu çoğunluğun, ulusun kurtuluşunu dert edinmiş sosyal sınıf ve tabakalar ile yine bunların siyaset sahnesindeki yansımaları olan farklı siyasal güçlerin ezici çoğunluğunu kapsaması durumunda bu “çoğunluk” kavramı gerçek karşılığına denk düşer. Aksi durumda “büyükçe bir tekillik”ten başka bir anlama gelmeyen çoğunluk, ulusu temsil etme noktasında ciddi bir fikri darlığa ve hareket kabiliyetinde kısırlığa yol açar.

Bu nedenledir ki, ulusun politize olmuş nüfusunun çoğunluğunu kapsasa bile bir parti en nihayetinde partidir, ulus değildir. Dolayısıyla bir parti ulusu temsil etme alanının bazı noktalarında bir yeterlilik görüntüsü verse dahi, kalıcı bir temsil mekanizması ihtiyacı ortadan kalkmaz. Bir partinin “bende ulus siyasetçilerinin her türü var” deyip, son dönem Kürt siyaset camiasının modası haline gelen “koalisyon” tarzı örgütlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmeye yetmez. Örnek: Eğer bir siyasal örgütün çoğunluğu yönlendirebilme gücü ulusal temsil için yeterli olsaydı, Filistin’de El-Fetih gibi büyük bir siyasal örgüt varken Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) ihtiyaç olmazdı. Filistin ulusal kurtuluş mücadelesi, Filistin ülkesinin gerçek temsili için bu ulusal çatı mekanizmasına ihtiyaç duydu ve kurdu. Halen de Filistin’i uluslar arası ilişkilerde ve sürdürülen müzakerelerde FKÖ temsil etmektedir.

Yekbuna Welat BDP-DTK-PKK dışında kalan Kürt siyasal güçleri, STK’lar, aydınlar ve kanaat önderlerinin ortak bir platform oluşturmaları mümkün müdür, mümkünse bu nasıl olabilir?

Aziz Mahmut Ak BDP-DTK-PKK dışında kalan bazı Kürt siyasal güçlerinin birlik oluşturmaları elbette mümkündür, ama bir önceki soruyla ortaya koymaya çalıştığınız ulusal temsil hassasiyetinizin berhava olmasını da beraberinde getirir. Sorduğunuz manada bir ulusal birlik en son TEVKURD’le denendi; denilebilir ki bu birlik girişimi çok ciddi bir siyasal kapsayıcılığa ve programatik zemine de sahipti, ama o da yönlendirilecek dinamik bir tabandan mahrumdu. Bu yüzden önemli oranda tıkandı, yol alamadı. O zamanki adıyla MESOP, bugünkü adıyla Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) olarak bu birlik girişiminin içinde yer aldığımız süreç boyunca sürekli bir biçimde, BDP’nin de TEVKURD’e dahil edilmesinin yollarının aranması gerektiğini, çünkü ancak böylelikle gerçek bir ulusal birliğin sağlanabileceğini söyledik.

Bu arada, sorunuza karşılık ben de sorayım: Niye ‘onlar’sız? Niye bu ‘öteki’ muamelesi? ‘Onlar’ bir Kürt hareketi değiller mi? Üstelik şu anda Kuzey Kürtlerinin en dinamik, en yaygın ve en çok bedel ödeyen kesimi değiller mi? ‘Onlar’ın politik çizgisini ve kimi ilişkilerini Kürt ulusallığı adına ‘haram’ ve sağlıksız bulanlardan bazılarının AKP’ye yakınlık pozisyonları ne kadar ‘helal’ ve sağlıklı? ‘Onlar’ın diğer siyasal kesimleri dışlaması ulusal birliğe ve ulusal temsil sorununun çözümüne hizmet etmekten ne kadar uzak ise, diğer siyasal güçlerin onlarsız kuracağı bir birlik ve bu birliğe dayalı temsil kurumu da o kadar uzak olur. Amaç gerçek bir ulusal birlik ve ulusal temsil mekanizmasına kavuşmak ise, böylesi arındırmaların tersine birleştirici bir anlayış ve yaklaşıma sahip olmamız gerekir.

Abartılı bazı kriminal değerlendirmelerden hareketle bir siyasal gücü ulus dışı görüp ulusal temsil mekanizmasında yer almaması gerektiğini ileri süren arkadaşlara ve çevrelere söyleyeceğim şudur: Gündemimiz ulusal sorundur, ulusal kurtuluştur. Yakın çağ ulusal kurtuluş mücadelelerinin -kendi mücadelenizde örnek aldıklarınız da dahil- hiçbiri bu anlamda pirûpak değildir. Öncü siyasal örgütler, ulusal kurtuluş mücadelesi sürecinde, gerçekleştiği gün için doğru görünen ama zararı sonradan açığa çıkan çok sayıda hatayla yol almışlardır. Ancak en nihayetinde tarih hükmünü işletmiş; zamanla su doğal yolunu bulmuştur. Ve eğer salt yönetici siyasi ekiplerin dönemsel yanlış politik kararları nedeniyle ilişki kurmaktan kaçınırsanız, ilişki kurabileceğiniz bir ulusal kurtuluş örgütünü mumla ararsınız. Kaldı ki, ulusal anlamda içsel bir sorun olarak görülmesi gereken dönemsel örgütsel-politik yanlışları, uzağında durarak ya da düşmanca bir tavırla tam karşımıza alarak düzeltemeyiz, ancak en azından geniş bir çatı altında yan yana durarak birbirimizi etkileme ve karşılıklı yanlışlarımızı düzeltme şansımız olabilir.

Bu arada bir yakınma hakkımı da kullanmak istiyorum. Sarf ettiğimiz onca çabaya rağmen, günümüzde bazılarına ne siyasal kadro beğendirebiliyoruz, ne iktidarlaşma programı beğendirebiliyoruz, ne parti beğendirebiliyoruz, ne de ulusal birlik ve temsil çeşidi… Kuzey Kürdistan’da -özellikle de yaşamını siyasi mülteci olarak sürdürmeyi tercih edip kaldıkları Avrupa’da- sayıları azımsanamayacak oranda olan ve her biri ayrı bir örgütmüşçesine tekil düşünüp tekil davranan ‘bağımsız’ arkadaşların, daha yapıcı ve daha mütevazı davranmaları, ulusal temsil kurumunun oluşturulması çabalarına olumlu yaklaşıp katkı koymaları gerekir. Her siyasi örgütle, ulusal temsil kurumunu kurmaya yönelik her birlik girişimiyle alay edilerek bir yere varılmaz. Uzun yılları bulan mücadele sürecinin oluşturduğu hazinemizdeki mevcudumuz, yine bu süreçte ektiğimiz tarlanın verimlilik oranı ne ise onun üzerinde birlik de temsil kurumu da yeşerecek. Ve tüm hatalarına/yanlışlarına rağmen, ulusal temsil kurumunu da tarihi de yürüyenler yapacak, yolcuları ve yolculuğu sadece eleştirenler değil. Bunun bilincinde olalım. Bu konuda gerçekçi düşünce ve hareket tarzına ihtiyacımız var.

Yekbuna Welat Kürtler adına yürütülecek müzakereler için müzakereyi yürütecek bir temsil heyetinin oluşturulması mümkün müdür? Eğer böyle bir müzakere heyeti oluşursa bu oluşumun içinde kimler yer almalıdır?

Aziz Mahmut Ak Bu sorunuzun cevabını önemli oranda yukarıdaki iki soruya verdiğim cevaptan da çıkarmak mümkündür. Yine de belirteyim: Kürtler adına sürdürülecek müzakerelerde gerekli olan ortak ulusal aklın üretilmesi için, Kuzey Kürdistan’daki tüm sınıfsal, etnik, dinsel ve siyasal kesimleri içinde barındırmaya özen gösteren bir temsil heyetinin oluşturulması hem ciddi bir ihtiyaçtır, hem de mümkündür.

Şunu eklemeliyim sadece: Siyaset -hele de günümüzde- güç ilişkileri üzerinden yürütülüyor. Örgütsel gücü ve eylem kapasitesi olanların siyaset sürecinin müzakere aşamasında da daha avantajlı pozisyonda olacağını söylemeye bile gerek yok. Bu son söylediğimden “güç=doğru” anlamı çıkarılmamalıdır, kesinlikle. Ama doğru bir tarz olmasa da, içimize sinmese de, günümüz siyaset ortamında söz hakkı büyüklüğünün biraz da güçle orantılı olacağını peşinen kestirmek zor değil. Temsil heyetinin oluşumunda siyasal güçlerimiz karşılıklı olarak hem adalet duygularını tamamen devreye koyar ve hem de kesimsel akıldansa ortak aklın tüm Kürt ulusuna daha çok yarar getireceğine kanaat getirip hassas davranırlarsa, temsil heyeti bünyesindeki olası güçler dengesizliği sorunu da önemli oranda aşılmış olur.

Kaynak: Yekbûna Welat


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006