Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

KOMÜNİST ENTERNASYONAL’İN 2. KONGRESİ’NİN ULUSAL VE SÖMÜRGE SORUNLARI RAPORU (26 TEMMUZ 1920) /Ustaları hatırlamak... Rıfat OKU
Rıfat OKU

NEWROZ



 

… Tezlerimizin temelini oluşturan ana düşünce nedir? Bu ezen uluslar ile ezilen uluslar arasındaki farktır. İkinci Enternasyonal’in ve burjuva demokrasisinin tersine, biz bu farkı önemle belirtiyoruz. Bugünkü emperyalizm çağında, bütün sömürge ve ulusal sorunlarda somut ekonomik gerçekleri tespit etmek ve soyut önerilerden değil somut gerçeklerden hareket etmek, proletarya ve komünist enternasyonal için özellikle önemlidir.

Emperyalizmin tipik özelliği şimdi gördüğümüz gibi, bütün dünyanın çok sayıda ezilen uluslar ile olağanüstü zenginliğe ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip az sayıda ezen uluslara bölünmüş olmasıdır. Dünya nüfusunun ezici çoğunluğu -dünya nüfusunun aşağı yukarı yüzde yetmişi- ya doğrudan doğruya sömürge bağımlılığı içinde ya da örneğin İran, Türkiye ve Çin gibi yarı sömürge olan veya büyük bir emperyalist kuvvet tarafından yenilerek, barış antlaşmaları ile bu kuvvete büyük ölçüde bağımlı kılınmış olan ezilen ulusların insanlarıdır…

… Tezlerimizdeki ikinci temel düşünce, dünyanın emperyalist savaşı izleyen durumunda, haklar ile bir bütün olarak dünya siyasi sistemi arasındaki karşılıklı ilişkilerin, küçük bir emperyalist uluslar grubu tarafından Sovyet hareketine ve Sovyet Rusya’nın önderliğindeki Sovyet devletlerine karşı yürütülen mücadele ile belirlendiğidir. Bunu akılda tutmazsak, tek bir ulusal sorunu veya sömürge sorununu, dünyanın en ücra bir köşesini dahi ilgilendirse doğru olarak ortaya koyamayız. Gerek uygar gerekse de geri ülkelerde, Komünist Partiler ancak bu önermeyi hareket noktaları olarak aldıkları takdirde siyasi sorunlarını doğru olarak koyabilir ve doğru olarak çözebilir.

Üçüncü olarak, özellikle geri ülkelerdeki burjuva demokratik hareket sorunu üzerinde durmak isterim. Bu mesele, belli farklılıklara yol açmış bir meseledir. Komünist Enternasyonal’in ve komünist partilerin, geri ülkelerdeki burjuva demokratik hareketi desteklemeleri gerektiğini belirtmenin ilke ve teori bakımından doğru olup olmayacağını tartıştık. Tartışmamızın sonunda ‘burjuva demokratik’ hareket yerine ulusal devrimci hareketten bahsetmeye oybirliği ile karar verdik. Kuşkusuz, herhangi bir ulusal hareket geri ülkelerde nüfusun büyük çoğunluğu burjuva kapitalist ilişkileri temsil eden köylülerden meydana geldiğinden, ancak bir burjuva demokratik hareket olabilir. Bu geri ülkelerde proleter partilerinin ortaya çıkmaları gerçekten mümkün olsa bile köylü hareketi ile kesin ilişkiler kurmadan bunlara etkin bir şekilde destek olmadan, taktikler ve komünist siyaset izleyebileceklerini düşünmek hayalcilik olur. Ancak, burjuva demokratik hareketten söz ettiğimiz takdirde, reformist ve devrimci hareketler arasındaki farkları ortadan kaldıracağımız yolunda itirazlar olmuştur. Oysa emperyalist burjuvazi ezilen uluslar arasına reformist bir hareket yerleştirmek için elinden geleni yapmakta olduğundan, bu fark son zamanlarda geri ve sömürge ülkelerde açıkça ortaya çıkmıştır. Sömüren ülkelerin burjuvazisi ile sömürgelerin burjuvazisi arasında belli bir yakınlaşma olmuştur; öyle ki sık sık belki de çoğu hallerde ezilen ülkelerin burjuvazisi ulusal hareketi desteklerken emperyalist burjuvazi ile de tam bir uyum içindedir, yani onunla bütün devrimci hareketlere ve sınıflara karşı güç birliği yapmaktadır. Bu komisyonda çürütülmez bir biçimlerde ispatlandı ve biz de tek doğru tavrın bu farkı hesaba katmak ve hemen hemen her durumda ‘burjuva demokratik’ terimi yerine ‘ulusal devrimci’ terimini koymak olduğuna karar verdik. Bu değişikliğin önemi şudur: Biz komünistler olarak sömürgelerdeki burjuva kurtuluş hareketlerini, ancak gerçekten devrimci oldukları ve bu hareketlerin temsilcileri, köylülüğü ve sömürülen kitleleri devrimci bir ruhla eğitmemize ve örgütlememize engel olmadığı sürece desteklemeliyiz ve destekleyeceğiz de. Bu koşullar mevcut değilse, bu ülkelerdeki komünistler İkinci Enternasyonal’in kahramanlarının da içinde olduğu reformist burjuvazi ile mücadele etmelidirler. Reformist partiler daha şimdiden sömürge ülkelerde kurulmuşlardır ve bazı durumlarda bunların sözcükleri kendilerine sosyal demokrat ve sosyalist demektedir. Sözünü ettiğim fark, bütün tezlerde yer almış ve böylelikle görüşlerimiz şimdi çok daha açık ve kesin bir biçimde formüle edilmişti sanırım…

KİTLE İÇİNDE PARTİ ÇALIŞMASI/LENİN

EKİM YAYINLARI

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006