Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

HASTA DÜZENİN HASTA MUHALEFETİ/Rıdvan SESLİ
Rıdvan SESLİ

NEWROZ



 

Doğrusu, insan bazen sıdkı sıyrılıp, terbiyenin dile vurduğu zinciri kırmak istiyor. Varsın bir de dertsizlerin kurduğu mahkemede hakaretten yargılansın bu deli gönül.

Biçimin, meselenin özünü kapattığı, anlamsızlığın yürürlükte olduğu şu dönemde yeniden tanımlamak için her şeyi, mesela diyelim ki bir karınca yuvasını, penceresi hep güneye açık, mesela yürümesini insanoğlunun alanlara, sıkılmış bir elin, nasıl da dönüştüğü bir balyoza, hesapların yapıldığı soysuzluğa dair insanlığın binalarına. Mesela ellerini diyelim tuttu muydu yürekten daha bir coş olup kalbim sımsıcak bir nehir akıtıyorken yeryüzünün bozkırına. Yeniden tanımlamak her şeyi, alfabeyi mesela ‘bu a’, ‘bu da b’ ‘şu kesere benzeyen t’, ‘şu da senin adının baş harfi…’

Mesela; bembeyaz bir kağıdın ilk sözüne ezberi bozmak ile başlarken bile aslında ezbere giriş yaptığımızı, mesela, diyelim ki bir tren yolculuğundayız, ki daha çok olsun varılacak son istasyonun raylarına, yani daha bavullarımız açılmamış, yani daha rüzgarlarla yolda, yani daha mektupların el yakan sıcak hasreti var ve daha konulmamış bir göğüs arasına, demem o ki her şey hayale bir sebepken, gözlerimiz ya da serimiz olsun hangisi takip etmeli birbirini, yan yana mı yürümeli yoksa ardı ardına mı..?

Ben geçtim o kırlangıçları uykumda, bahara az olmasın yeşilimiz. Sahi o çay bardaklarından içimize boşalan nedir? Ve siz okyanuslar ne işe yararsınız hüznünü yıkamazsanız eğer acılı bir halkın. Bu yazı böyle yazılmayacaktı, yüreğime çukur açmasaydı gözyaşının acısı.

Ama benim yaşadığım topraklarda muhalefet (ki sözüne aşkım vardır) biraz bağırtılardan kopup, kendini resmedeydi tablolarda, emin olun ki utanan renklerimiz olurdu. Beni kınamanı istemem usta, gördüm tende başka duruyor yağ, makinede başka…

O tulumlar (ki umudumuzdur bilirsin) üstüne hayatı işlemiş, umudu işlemiş o tulumlar, böyle bizden uzaksa bugün, birazcık olsun birazcık, dert etmeli uykuya öyle rahat, öyle sancısız dalışımızı.

Yeminle, o meydanlardaki kalabalıkları (ki bana dünyanın en acınası sorusu o meydanlarda sorulur, herkes kendi acısına yalnız boğulup, yalnız eve dönerken “en kalabalık grup hangisi” diye sorulur) çoğu zaman anlamış değilim usta. Mesela her şeyi yıkmaya davetiye çıkaran o meydanlar, benim yüzümde beliren çıbana ‘kardeşlik’ hatırlatması, Gargamel’i sevindirmekten başka ne işe yarar?

Kim ne derse desin, bu ülkenin egemenleri bugün dünyanın en rahat muhalefetiyle karşı karşıyadır. Siyaseten etki gücü zayıf olan bu muhalefetin, o tulumun içine kaç hayal koyar… Umut ki artık yaşlanmıştır şairin dilinde, kim karanlıkta gelse herkesi o sanır. Oysa mavi bir gülüşe ömrünü vermeye hazırdır gözleri bilmelisin, açar yemyeşil bozkırın ortasına, ama bir şey, küçük, benden bir şey…

Bu yazı böyle devam etmeyecekti aslında. Biraz tarihin kuyusuna inilecek muhalefet hazinesinin işaretlerine kırmızıdan gidilecekti. Ki belirsin diye tepemizde gök aydınlığı, ilk sıvası vurulan duvarlarda yazılsın diye yine adımız ve sokaklarında turlasın diye o canım kitaplar, ah bu yazı böyle devam etmeyecekti, pervane dönmeseydim böyle başından.

Demire işlenmiş bir gerçek vardır bilir misin usta? Bilir misin, akşamlar bile utanır bu göz gözü görmez karanlıktan. Nergislerin yüzü sende kalsın isterdim, yazaydın bizi, küçük, küçücük ama bizi.

Egemenlerin rahminden hayata doğmuş bir muhalefetin protez olan kelimeleriyle yürüyor günlerimiz, aynısının tıpkısı, tıpkısının benzeri, benzerinin taklidini oynuyorken “oğlum Memet, memleketler içinde bir başkadır” senin memleket. “Bin yıllık kardeşlik” yalanı yerine, “bin yıllık kavgamız” var gerçeğini deseydik, belki iki yakası iliklenecekti gerçek kardeşlik şarkılarıyla, bir deprem sarsa da evlerimizi, bilincimiz hep öyle diri kalacaktı.

Bu yazı böyle bitmeyecekti, kelimelerin tavlamasına gelmeseydim eğer.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006