Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

ETA’nın yeni dönemi/Hurşit KAŞIKKIRMAZ
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Türkçe Bask Vatanı ve Özgürlük/Baskça Euskadi Ta Askatasuna (ETA) örgütü 20 Ekim 2011’de silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladı. 1959 yılında İspanya’daki faşist Franco diktatörlüğüne karşı kurulan ETA, İspanya’nın kuzey doğusunda ve Fransa’nın güney batısında yer alan Bask ülkesinin bağımsızlığı için mücadele ediyor. Kurulduğu tarihten günümüze kadar aralıksız bir şekilde mücadele eden ETA, onlarca kez ateşkes ilan ederek barış, diyalog ve sorunun çözümü için İspanyol hükümetlerine çağrıda bulundu. Fakat bu duruma rağmen İspanyol devleti, ETA ile görüşerek sorunun çözümüne yanaşmadı.

ETA, Bask bölgesinde yayınlanan Gara ve Berria adlı gazetelerin internet sitelerinde yayımlanan yazılı bildiride ve bir video görüntüsünde, “silahlı faaliyetlerini tamamen sona erdirdiğini” duyurdu. Silah bırakmakta “kararlı olduğunu ve açık bir vaatte bulunduğunu” vurgulayan ETA, İspanyol ve Fransız hükümetlerine “çatışmanın sonuçlarını çözüme kavuşturmak için direk bir diyalog yolu açılması” çağrısında bulundu. Yüzleri kapalı 3 kişi tarafından okunan ETA bildirisinde yapılan açıklamada “tarihi” diye bahsedilirken,”Bask bölgesinde yeni bir siyasi dönem başladı. Siyasi sorunlara demokratik ve adil çözüm bulabilmek için tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız” denildi.

17 Ekim 2011 Pazartesi günü San Sebastian kentinde yapılan Uluslararası Barış Konferansı'nın sonunda yapılan “silah bırakma” çağrısına atıfta bulunan ETA, bunu “büyük bir siyasi girişim” olarak değerlendirdi. Söz konusu Uluslararası Barış Konferansı'na, eski BM Genel Sekreteri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Kofi Annan, eski İrlanda Başbakanı Bertie Ahern, eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Bruntland, İrlanda'daki Sinn Fein partisinin lideri Gerry Adams, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Kuzey İrlanda ile ilgili konulardaki baş müzakerecisi Jonathan Powell, eski Fransa İçişleri Bakanı Pierre Joxe gibi isimler ile Bask bölgesinde şu anda ana muhalefette bulunan Bask Milliyetçi Hareketi (PNV) ve Bask parlamentosundaki diğer siyasi partiler, Bask'taki sol hareket “İzqiuerda Abertzale”, Bask'taki sendikalar ile bazı işadamları katılmıştı.

ETA son olarak 5 Eylül 2009 tarihinde ateşkes ilan etmiş ve 10 Ocak 2011'de bunu “kalıcı, genel ve doğruluğu uluslararası alanda kanıtlanabilir” boyuta taşımıştı. ETA, 43 yıldır Bask halkı üzerinde uygulanan haksızlık ve adaletsizliğe karşı mücadele ediyor. Bu süreç zarfında bazı İspanyol kaynaklarına göre 829, bazılarına göre de 859 kişinin öldüğü belirtiliyor. ETA'nın açıklamasında ne örgütün feshedilmesine ve ne de silah teslim edilmesine dair herhangi bir atıfta bulunulmaması dikkat çekiyor.

ETA’nın bu son yönelimi hem ülkede ve hem de uluslar arası alanda geniş yankı yarattı. Örgüt, İspanya’daki diğer muhalefet ile birlikte verdiği demokrasi mücadelesinde ciddi oranda başarılı oldu denebilir. İspanya, gelinen aşamada 17 ayrı özerk bölgeye ayrılmışsa ve ülkedeki diğer uluslar (Katalon, Galiç, Bask) geniş anlamda özerkliklere sahip olmuşlarsa bu durumda ETA’nın rolü küçümsenmez düzeydedir. ETA, bu açıklama ile yeni bir stratejiye yönelirken de özellikle Avrupa kamuoyunda gündeme oturdu. Ve Bask halkından güçlü bir şekilde destek aldığı ortaya çıktı.

Örgütün yaptığı açıklamadan iki gün sonra 22 Ekim 2011’de, Bask ülkesinin özgürlüğü için mücadele veren ETA’nın, silahlı eylemlere son vermesinin ardından örgütün çözüm için diyalog çağrılarına destek amacıyla dev bir yürüyüş düzenlendi. Hemen hemen tüm Bask siyasi partilerinin temsilcilerinin katıldığı yürüyüş Bilbao’da gerçekleştirildi. İzquierda Abertzal’in çağrısıyla “Bask Bir Çözüm İstiyor” büyük pankartın arkasında yürüyen yüz binlerce kişi İspanya ve Fransa hükümetlerine seslenerek, ETA’nın yaptığı diyalog çağrısına destek verdiler.

Bask bölgesinin bağımsızlığı için sloganların atıldığı yürüyüşün sonunda okunan manifestoda 17 Ekim'de San Sebastian'da yapılan Uluslararası Barış Konferansı'nda açıklanan taleplerin yerine getirilmesi istenirken, ''Bask bölgesinde başlayan yeni sürecin tam bir çözümle sonuçlanması gerektiği, Bask'taki yeni dönemde Bask halkının, İspanyol ve Fransız devletlerinin içinde bulunduğu ve bu yüzden kendi geleceklerine dair karar verme hakkının tanınmasının zorunlu olduğu'' belirtildi. Yürüyüşte Bask Sosyalist Partisi’nin lideri Dani Maetzu yaptığı açıklamada şiddet olaylarından etkilenen kişilerin zararlarının tazmin edilmesi konusunun da düşünülmesi gerektiğini söyledi. Yürüyüşte ayrıca İspanya ve Fransa cezaevlerinde bulunan 700 kadar tutsağın serbest bırakılma koşullarının oluşması da talep edildi.

Bu süreçten sonra öyle gözüküyor ki ETA ve Bask halkı daha çok siyasallaşmaya ve siyasi mücadeleye ağırlık verecektir. İspanya yakın tarihinde 36 yıl diktatörlük yapan faşist Franco diktatörlüğüne karşı kurulan ve özelde Bask halkının bağımsızlığı, genelde İspanya’da yaşayan bütün halkların kurtuluşu için mücadele eden örgüt, çok ağır bedeller ödeyerek günümüze kadar geldi. Bütün toplumsal mücadelelerde olduğu gibi İspanya’da da halkın duyarlı ve aydın kesimi mücadeleye katılarak ülkeyi bugüne ve bu seviyeye getirdi. İspanya genel nüfusu yaklaşık 35 milyondur. Bu ülkede 2-2.5 milyon kadar nüfusu olan Bask halkına dayanarak mücadele eden ETA, büyük başarıların altına imza attı denebilir. 1975 yılında faşist Franco’nun ölmesinden sonra burjuva demokrasisine geçiş yapan İspanya, halkların istediği ve arzu ettiği gibi bir sisteme halen sahip olamadı. Bu nedenden dolayı halkların mücadelesi devam etti ve edecektir.

İspanya’da bunca yaşananlara rağmen ülkede İspanyol ulusu dışındaki diğer üç ulus Anayasa’da hala tanınmıyor ve bunların kendi kaderlerini tayin etme hakları yoktur. Bu konuda Anayasaya konan madde çok ilginç bir şekilde hazırlanmış durumdadır. Hukuken gerçekten sorgulanması gereken bu madde kendi içinde çelişkilidir. İspanyol Anayasası’nın (1978) 2. maddesi: “Anayasa, İspanyol ulusunun parçalanmaz birliğine, bütün İspanyolların ortak yurdunun bölünmezliğine dayanır; ulusu oluşturan milliyetlerin ve bölgelerin özerklik hakkını ve kendi aralarında dayanışmasını tanır ve güvence altına alır” deniyor. Bu madde dikkatli bir şekilde okunduğunda anlaşılıyor ki anti demokratik bir öze sahiptir. Anayasada “ulusu oluşturan milliyetler” deniyor. Oysaki ulus ile milliyet aynıdır. Burada sanki her ikisinin birbirinden ayrı bir anlamı ve statüsü varmış gibi bir mana yüklenmiş. Aslında bu, tam anlamıyla bir kelime oyunudur. Diğer ulusları tanımamak ve onların haklarını vermemek için böyle abes ve bilimsellikten uzak bir şekilde hazırlanmıştır.

Son yıllarda İspanya ciddi anlamda bir ekonomik ve mali kriz yaşıyor. İşsizlik oranı %20 olarak belirtiliyor. Bütün bu olumsuzluklar ve anti demokratik uygulamalar kapitalizmden kaynaklıdır. Halkların özgür birliği ve insanca, adaletli bir yaşam için mücadele kaçınılmaz bir hale geliyor. Bu anlamda; özgür, eşit kardeşlik, refah ve barış içinde bir arada yaşama ancak sosyalizm ile mümkün olabilir.

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006