Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

7.2 şiddetinde ırkçılık!/T.Atmaca
T.Atmaca

NEWROZ

ATV’de yapılan bir haber programını sunan spiker Müge Anlı, Van’da yaşanan deprem felaketi üzerine, “Herkes haddini bilecek. Yeri geldi mi taş atacaksınız, kuş avlar gibi avlayacaksın sonra yardım isteyeceksin..."

Aslında bu sayıda tekrar dünyada kriz nedeniyle yaşanan eylemlilikleri ve bu eylemlilikler karşısında bu coğrafyadan neden bir tepkinin gündeme gelmediğini yazmaya çalışacaktım. Çünkü bütün dünyanın sokakları işgaldeyken ne hikmetse bu coğrafya da deyim uygunsa çıt çıkmıyor. Mevcut sermaye hükümeti AKP emek hareketinin tüm kazanımlarını birer birer ortadan kaldırırken ve krizin tüm yükünü emek hareketine ve topluma fatura ederken, emek hareketi ve bir bütün olarak toplumsal muhalefet sessizliğini sürdürüyor. İşte bunun nedenlerini yazmaya çalışacaktım.

Ama Van depremi nedeniyle bu yazıyı ertelemeye karar verdim. Van depremi ile ilgili ne söylenip, yazılabilir. Ya da genel anlamda depremle ilgili yazılıp/ çizilecek fazla bir şey olmadığını düşünüyorum. En fazla depremin önlenemez olduğu, ama alınacak tedbirle depremin yol açacağı sonuçların asgariye indirilebileceği üzerine bir şeyler yazılabilir. Bunun dışında fazlaca yazılacak bir şey yok. En fazla yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara şifalar dileyebiliriz. Bir de elimizden geldiği kadarıyla dayanışmada bulunmaya ve dayanışmayı örgütlemeye çalışırız.

Van depremi, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın içinde bulunduğu siyasal atmosferin bütün ürkütücülüğünü bir kez daha ortaya koydu. Bu eğilimleri sosyal medya ve birçok haber sitesinin okuyucu yorumlarında görmek mümkün. Öyle ki bu yorumlar Ahmet Hakan gibi birini dahi çileden çıkarabilecek noktada. Ahmet Hakan, bu durumu “Van'ı önce deprem sonra faşizm vurdu” diye dile getiriyor.

Evet, onlarca yıldır mevcut devletin ve burjuva medyanın halkımıza karşı geliştirdiği şovenist ve intikamcı politikalarının sonuçlarını, Van depremi nedeniyle bir kez daha görmüş oluyoruz.

Ahmet Hakan gibi birini dahi çileden çıkartan haber sitelerinin okuyucu yorumlarında, “Allah’ın gazabının Kürtler üzerine çökmesi”nden tutun, “‘askerlerimiz’in ‘vatan hainleri’nin yardımına gitmemesi” ne kadar… Ya da şu ırkçı ve intikamcı yorumları görmek mümkün; “‘Hakkâri ve Şırnak toprağın altına gömülmüştür umarım’, ‘İnşallah daha büyük şiddetle olur taş üstünde taş kalmaz’, ‘Beter olsun yerle bir olsun’, ‘Ohhh, serinledim biraz’, ‘Ölmeyi zaten hak ediyorlar’, ‘Ayyy çok sevindim, bak inşallah biraz vatan hainlerini temizler’, ‘askerimin kanı az da olsa yerde kalmadı her türkün istediği doğuya atom atıp yok olması değil mi alsana 5 atoma değer deprem devamını dileriz. Merkez üssü Diyarbakır belediyesi ve Mardin, Hakkari olmak üzere” (En son haber sitesi) Bu yorumlar gibi daha onlarcası. Aslında bütün bu yorumlar devletin ve burjuva medyanın onlarca yıldır uyguladığı politikaların insanları hangi noktaya getirdiğinin de bir göstergesi olsa gerek. Tam olarak 7.2 şiddetinde bir ırkçılık!

Öyle ki bu ırkçı ve intikamcı söylemleri canlı yayınlarda bile gördük. ATV’de yapılan bir haber programını sunan spiker Müge Anlı, Van’da yaşanan deprem felaketi üzerine, “Herkes haddini bilecek. Yeri geldi mi taş atacaksınız, kuş avlar gibi avlayacaksın sonra yardım isteyeceksin. O polisler hemen yardımına koştu oradakilerin. Hem polise taş atıyorsunuz, hem de yardım istiyorsunuz” diyor. Ya da bir başkası. Haber Türk kanalında Van depremi ile ilgili canlı yayın yapan spiker Duygu Canbaş, programın açılışını yaparken, “Türkiye bugün bir başka acı haberle aslında sarsıldı. Tüm Türkiye her ne kadar doğusundan, Van’dan gelmiş olsa da bu haber hepimizi gerçekten derinden sarstı ve üzdü.” ifadelerini kullanıyor. İşte şovenizmin ve onlarca yıldır sürdürülen politikaların insanları getirdiği nokta.

Üzerinde yaşadığımız bu coğrafyada onlarca yıldır sürdürülen inkâr, imha, şovenist politikalar ve onun devamı olan kirli savaşın Türk halkını getirdiği nokta. Türkiye halkı çıkıp bu kirli savaşı, imha, inkâr ve şovenist asimilasyoncu politikaları sorgulamıyor. Ya da çok kullanılan sözcükle Kürt/Kürdistan halkıyla empati yapmıyor. Kürt/Kürdistan halkının yerine kendisini koymuyor. Neden o çocukların polise taş atma ihtiyacı duyduğunu sorgulamıyor. Ya da kendilerine şunu sormuyorlar. “Benim de babam, abim ya da bir yakınım öldürülse, işkenceden geçirilse, faili meçhul (belli) cinayete kurban gitse, köyüm yakılıp/yıkılsa, binlerce insanım (c)ezaevine gönderilse ben ne yaparım? Kendi ana dilimi kullanamazsam, zorla bana başka bir dil öğretilmeye çalışılırsa, onlarca yıl kimliğim yok sayılsa ben ne yaparım?” Mesela ATV spikeri Müge Anlı ve Haber Türk spikeri Duygu Canbaş bunları kendilerine sorup cevaplayabiliyorlar mı? Deprem gibi doğal bir felaketi bile intikamcı duygularına alet ederken… Ya da onca şeyden sonra çıkıp biz ‘kardeşiz’ diyebiliyorlar mı? Hayır, bu koşullarda biz kardeş değiliz. Kardeşler eşit ve özgür olur. Eşit ve özgür değilsek kardeş de değiliz demektir. Kardeşlerin birbiri üzerinde tahakkümü, imhası, inkârı yoktur. Bunlar varsa zaten ortada kardeşlik yoktur.

Salt bunlar değil. Birileri de bu doğal felaketi fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Halkımızın doğal felaket sonrası yaşadığı acılardan nemalanmak için ellerini ovuşturuyorlar.

Kanal D’de Mehmet Ali Birand’ın programında bir yorumcu “Bu bir şans şimdi, Van yardım alacak, TOKİ’de var, yeni bir kent inşa edilebilir” diyebiliyor. İnsanlar yaşanan deprem sonrası acılar çekerken, birileri başka şeylerin hesaplarını yani rant elde etmenin hesaplarını kolaylıkla yapabiliyor. İşte bu da kapitalizmin gerçek yüzünü bize gösteriyor. Yaşanan her felaketti mülkiyet devrini kolaylaştıran bir ‘fırsat’ olarak görüp ondan yararlanmak üzere devreye giriyor kapitalizm. Dolayısıyla hükümetin ve sermayenin kontrolündeki TOKİ gibi sözde kamu kuruluşları, bundan sonra da üzerinde yaşadığımız coğrafyanın herhangi bir yerinde yaşanacak Van depremi ve benzeri her türlü felaketten sonra kazanacakları rantları hesaplamaya ve ellerini ovuşturmaya devam edeceklerdir.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006