Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Berzani’yi anlamak…/Rıdvan SESLİ
Rıdvan SESLİ

NEWROZ



 

KDP ve Berzanilerin siyasi yönelimleriyle ilgili fikirlerimiz ne olursa olsun, Kürt ulusal özgürlük mücadelesindeki yerleri asla yadsınamayacak bir etkiye sahiptir. Kaldı ki bu etki salt Güney parçasıyla da sınırlı kalmayıp, neredeyse Kürdistan coğrafyasının tamamı için geçerlidir. Deyim yerindeyse Kürt tarihinin en önemli aile/aşiret ve giderek partilerindendir.

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nde üst düzey devlet yöneticiliği, dönemin daha çok imkansızlığından da kaynaklı kişinin sahip olduğu mülk ve aşiretine göre belirlenirken, yetenek ve bilgisiyle Kürt Cumhuriyeti’nde Genel Kurmay Başkanlığı yapmış isim, İran devleti tarafından kahpece katledilen İKDP lideri Qasımlo’nun da belirttiği gibi Melle Mustafa Berzani’dir. Bundan olsa gerek Qazi Mıhemmed, yurtsever duygu ve mücadeleci kişiliğiyle Baba Berzani’den, İran mahkemelerinde vermiş olduğu savunmalardan övgüyle söz eder.

Öte yandan 38 Dersim Kürt ulusal ayaklanmasından sonra ölü toprağının atıldığı Kuzey Kürdistan’da yine moral değer olarak kimi başka faktörlerin yanı sıra KDP peşmergelerinin partizan mücadelesi başat roldedir. Özellikle 1960’lı yıllarda Türkiye metropollerindeki Kürt aydın ve öğrencilerin yeniden ulusal özgürlük mücadelesi için yaşanan kıpırdanmaların nedenlerinden biri dünya ölçeğinde yaşanan ayaklanma rüzgarıysa, diğeri de Güney ve orada yaşanan mücadeleydi.

Oradaki gelişmeler dikkatle izlenir, moral, motivasyon anlamında gıda oradan alınırdı. Sonralarda ise hemen hemen benzer bir perspektif, hat ve hatta isimle örgütler kuruldu. Özellikle kırsal alanda ve Güney’e komşu Kuzey illerinde belli bir taraftar kitlesi de buldu.

Dönem dönem Kürt siyasi gruplarının ağır eleştirileriyle de karşılaşsalar (ki bu eleştirilerin sahipleri bile sonradan abarttıklarını anlayıp yine kendileri özür dilemek zorunda kaldılar) Kürtlerin son yüzyılına damgasını vurmuş bir aile/aşiret/parti olarak tarihe geçtiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

‘Çaresiziz…’

Açık konuşmak gerekirse bunca kuşatmaya rağmen Mesud Berzani’nin, hem Güney’deki kazanımı ve hem de diğer parçalardaki Kürtlerle ilişkisini ‘kardeşlik’ boyutunda korumak ısrarını, Kürdistan’da iri cümleler kullanan kaç siyasi aktör yapar bilemiyorum. Ancak ne olursa olsun Mesud Berzani’nin gösterdiği tavra hayranlık duymamak elde değil. Taleplerin bir kenara itilerek, ulusal sorun gibi devasa bir yükün çözümü noktasında üretilemeyen proje yoksunlukları silahların salt onurlu bir şekilde mi, yoksa, onursuz bir şekilde mi bırakılacağı tartışmasına indirgenirken, kitleler yığınlar halinde sürekli savaş sonuçları üzerinden hareketlendiriliyor. Bin bir zahmetle edinilmiş kazanımlar ve o kazanımların şu an tepesinde duran bir liderin ‘çaresiziz’ sözleri en azından siyaseten bile değerlendirilmiyorsa, o işte bir hinlik olmasa bile, ufuksuzluk olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Güney’in kazanımlarını –ki federe bir devletten söz ediyoruz- umursamadan yapılan ve edilenlerden de sömürgeciler suçlu sayılabilinir mi? Bizim onca kullanacağımız farklı yöntemler de mevcutken tam da düşmanın minderinde güreşmek hangi aklı evvelin kabullenebileceği bir şey olabilir. Siyasetin bize sadece direnmekten ibaret olduğunu söyleyen bir aklın proje üretebilmesi mümkün mü? Elbet direnmek önemlidir ve pek ala direnmeliyiz de. Ama direnmek tek başına ne işe yarar? Neye, niçin direndiğini bilmeyen ve bu direnişin sonucunun nasıl bağlanılacağı hesap edilmeyen direnme, direnmeden sayılır mı? Bu sorular başımızda uçup durmadan biz kendimizi kurtuluşun adresine nasıl atabiliriz?


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006