Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

BU ÜLKEDE HER HALKIN HAKKI VARDIR/Hüseyin Habip TAŞKIN
Hüseyin Habip Taşkın

NEWROZ



 

Bu topraklardan kimler geldi kimler geçti. Hep tahmini sayılar var ama buralarda farklı halkların yaşadığı, acıların ve ırkçılığın körüklenerek baskının ve de şiddetin yaşandığı da kesindir. Buralarda can güvenliğinden yoksun olanlar, zorunlu göç edenler, ettirilenler elbette inkâr edilemez. Bu utanç bu ülkeyi kafatasçılık anlayışı ile yönetenlere aittir.

Yeri geldi mi “hoşgörüden” söz edilir. Ne yazık ki bu ülkede Türk olmayıp da başka bir halktanım deyince, hoşgörünün yerini ırkçı söylemler ve eylemlerin aldığını görüyoruz.

Hepimiz yeri geldiğinde “insan” ve “Allah’ın kulu” olduğumuzu söyleriz. Ama ırkçı söylemler devreye girdiğinde insanlar birbirine düşürülebiliyor. Sonra da ne insan ne de Allah’ın kulu sayılıyoruz.

Bu topraklarda birçok can yandı ve evdeki ışıklar söndü. Yaslar ve hüzünlerle günümüze uzanan yolculuğunda mağdur olanlar ve mağdur yakınları geçmişte yaşanılanların hiçbirini unutmadı. Bu ülkede kalan ve mağdur olan halklar umutlarını her gün korumasını bildiler. Mağdur olan her halkın acısı bizlerin acısıdır. Tüm halklar masumdur ama sistemin işleyişi hiçbir zaman masum olamaz.

Hrant Dink’in öldürülmesiyle bu ülkede ırkçılığa nasıl prim verildiğini hep birlikte gördük. Hrant Dink bizler gibi bir insandı ama doğarken Ermeni olarak doğdu. Agos Gazetesi’nin sahibi ve yöneticisiydi. Elbette kendi halkıyla ilgili yazılar yazıp, araştırmalar yapması doğaldı. Ama kafatasçıların bakış açısıyla bu ülkede sadece Türkler vardı. Öldürülmesi de kafatasçılar için doğal bir olaydı. Hrant Dink’in devlet içindeki asıl katilleri belli iken, piyon olanlar öne çıkarıldı.

Bu ülkede tehcirler yaşandı. Bu topraklarda yaşayan Ermeni, Rum ve diğer halkların gayrimenkullerine “varlık vergisi” adı altında dolaylı yoldan el konuldu. Gayrimüslimlerin mallarına el konulurken, 1936 yılında devlet azınlıklardan, vakıflardan ellerinde bulunan taşınmaz mal varlıklarının bir listesini istemişti. 12 Mart 1972 askeri darbesinde, Yargıtay kararıyla azınlık vakıflarının 1936 yılından sonra elde ettikleri bütün taşınmaz mallara el konuldu. Hıristiyanlara ve Musevilere ait olan vakıfların kendilerinin almış olduğu mülkler ve yapılan her türlü mülk gasp edildi. Bu yaşanılanlar insanlık tarihinde bir utanç sayfası olarak yer aldı.

Halkların birlikte yaşaması için insanlar bir araya gelerek haklı olan taleplerini yaşamın her alanında dile getirmeliler. Dünya dönerken, mevsimler durmadan değişirken bu ülkede ve her yerde yapılması gereken en önemli şey ırkçılığa karşı çıkmaktır.

TC devletinin yapması gereken şey geçmişte yaptığı utanç tablolarıyla yüzleşip, halklardan özür dilemesidir. Ayrımcılığa ve ırkçılığa prim vermemelidir. Ayrıca her halkın dil ve kültürlerini yaşatması için de önünün açılmasıdır. Bütün bunlar da ancak tüm halkları kucaklayan yeni bir anayasa ile yapılabilir. Aksi halde bu ülkede nice acılar yaşanmaya devam eder.

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006