Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Kadın cinayetleri ve toplum/Hurşit Kaşıkkırmaz
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Son yıllarda Türkiye ve K. Kürdistan’da kadına yönelik şiddet, yüksek boyutlarda ve alabildiğince amansız bir şekilde sürüyor. Basın ve yayın organlarında (Televizyonlar, Gazeteler ve çeşitli sitelerde) her gün kadınlara yönelik şiddet ve buna bağlı olarak kadın cinayetleri yaygın bir şekilde haber ve yorum konusu yapılıyor. Yaklaşık son 5-6 yıldır Türkiye toplumunda resmi rakamlara göre her gün ortalama 3 kadın öldürülüyor. Gayri resmi rakamlar ise günde ortalama 5 kadının öldürüldüğü şeklinde ifade ediliyor. Bu tablo, Türkiye toplumunun kadına bakışta nasıl bir durumda olduğunu göz önüne seriyor.

Dünya nüfusunun ve buna paralel olarak Türkiye ve K. Kürdistan toplumlarının yarısını oluşturan kadınlara karşı erkeklerin bu derece ‘vahşi’ davranmaları nasıl izah edilmeli. Bu durumun siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutu sağlıklı bir şekilde değerlendirilip mantıklı tahlil ve tespitler yapılmadan soruna çözüm bulunamaz. Şair’in belirttiği gibi “Anamız, avradımız, yarimiz, yavrumuz” konumundaki bu insan cinsine, erkek cinsin bu şekilde şiddet uygulamasına nasıl bir anlam vereceğiz? Erkek egemen kültürün hakim olduğu bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmde de kadınlar şiddete maruz kalarak katlediliyorlar.

Türkiye’de kapitalizmin son 10-15 yılda hızlı bir şekilde gelişmesi, toplumda büyük değişiklikleri gündeme getirdi. Bu değişiklikler toplumun birçok alanda yeniden şekillenmesini kaçınılmaz kıldı. Bu konuyla ilgili olanı kısaca şu şekilde sıralayabiliriz. 1- Özellikle eski gelenek ve göreneklerin zayıflaması. 2- Kadının daha çok üretime girmesi ve bunun sonucu olarak kısmen ekonomik özgürlük elde etmesi. 3- Kapitalist kültürden etkilenen kadın, kısmen de olsa kendi hak ve hukukunu savunur bir pozisyona gelmesi. 4- Gelişmelere göre kadının bu toplumda, ailede ben de varım diyerek kendisine söz hakkı ve hak, hukuk istemesi. Bu etkenler erkek egemen kapitalist kültürde erkeğin kolay kolay kabul etmeyeceği şeylerdir. Ciddi ve hızlı bir geçiş dönemi yaşayan toplum, bu değişikliğe hazır olmadığı için son yıllarda bu konu gibi birçok konuda bocalamaktadır. Toplumda çarpık bir kapitalist kültür mevcuttur. Ekonomik olarak hızlı gelişen Türkiye’de toplum sosyal ve kültürel olarak bu duruma hazır değildir.

Diğer önemli ve toplumda pekte tartışılmayan konu ise cinselliktir. Cinselliğin insan psikolojisinde ciddi bir etkisinin olduğu bilinmelidir. Yani cinsellik insan yaşamında ciddi bir öneme sahiptir. Fakat kapalı toplumlarda, Müslüman ülkelerde ve Türkiye’de bu konu tartışılmaz bir tabudur. İnsanlar bu konu hakkında eğitilmiyorlar. Bu durumda bilgi sahibi olmayan toplumlarda büyük ve bilinçsiz bir birikim oluşmaktadır. Bu bilinçsiz büyük birikimin temel nedeni insanların cinsellikte açlık yaşamasıdır. Bu tür toplumlarda bu durum hem erkek ve hem de kadın için geçerlidir. Günümüzde Türkiye gibi bir ülkede kadınlara karşı taciz, tecavüz ve öldürme gibi vakaların gün be gün artmasının sebebi sadece bir nedenle açıklanamaz. Biraz sonra aşağıda Türkiye’de kadına karşı taciz, tecavüz, şiddet ve öldürmeyle ilgili istatistiki bilgileri sizinle paylaşacağım. Bu istatistiki bilgiler okunduğunda toplumun bu konularda nasıl birikim sahibi olduğu görülecektir.

Son beş yılda 3 bin 996 kadın cinayet sonucu hayatını yitirdi

 Kadına yaşam yok

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçları son beş yılda yüzde 30 arttı.

• 2006’da 528, 2007’de 473, 2008’de 577 ve 2009’da 652 kadın tecavüze uğradı.

• 2006 yılında 489, 2007 yılında 540, 2008 yılında 589, 2009 yılında 624 cinsel taciz olayı meydana geldi.

• 2005-2010 yılları arasında, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıya maruz kaldı.

• Mağdur kadınların yüzde 40’ı korktukları için şikâyetçi olmadı.

Türkiye’de kadın cinayetlerinin nedenleri arasında ilk sıralarda “yoksulluk”, “işsizlik”, “aldatma”, “boşanma”, “cinsel ilişkiye girmek istememe” geliyor. Uzmanlar, ülkedeki siyasal, ekonomik ve toplumsal alandaki sorunların derinleşmesi, şiddetin meşrulaştırılması gibi nedenlerin cinayetlerin artmasına neden olduğunu belirtiyorlar.

Araştırmalara göre son 5 yılda toplam 3 bin 996 kadın, cinayet sonucu yaşamını yitirdi. Cinayetler en çok 2009 yılında meydana geldi ve 1126 kadın öldü. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 2010 yılının ilk 7 ayında 226 kadın cinayet sonucu yaşamını yitirdi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de geçen yıl kadın cinayetleri ile ilgili yaptığı açıklamada, “2005’te 164, 2006’da 663, 2007’de 1011 ve 2008’de 806, 2009’da ise ilk 7 ayda 953” kadının öldürüldüğünü ifade etti. Cinayet sebepleri arasında ise faillerin yüzde 45’inin “aldatıldık” iddiasında bulundukları ortaya çıktı”. (Kadın Hareketi)

Kuşkusuz her sınıflı toplumda kadına karşı şiddet yaşandı, yaşanıyor. Ama bu son yıllarda Türkiye’de yaşanan içler acısı boyuttadır. Yılda ortalama yaklaşık 800 kadının öldürüldüğü bir ülkede yöneticiler, aydınlar, kadınların kendileri ve genel anlamda halk bu mesele için gereken tepkiyi niye vermiyor acaba? Toplumdaki gelenek, görenek, sosyal ve kültürel şekillenme gereği kadınları en yakınları; kocası, eski kocası, kardeşi, babası veya yakın akrabaları öldürüyor. Öyle ki Avrupa’da bulunan yaklaşık 7-8 milyon civarındaki Türkiyeli toplum da benzer sorunlardan dolayı orada kadın cinayetleri işliyorlar. Bu tür sorunlara sebep olan durumların bir kısmını yukarıda açıklamaya çalıştım. Diğer ve önemli bir sorun ise ‘namus’ kavramıdır. Bizim gibi ülkelerde namus ve benzeri kavramları tartışmak neredeyse imkansızdır. Zaten bu tür kavramlar tartışılmadığı için insanlar neyin ne olduğunu anlamıyorlar. Bu konularda eğitim ve öğretim hiç verilmiyor. Durum böyle olunca erkekler bilinçsizce hareket ederek kadınları öldürüyorlar. Her şeyden önce namus nedir? Namus, bayanın apış arası mı? Yoksa bir insanın onuru, haysiyeti veya haksızlık ve adaletsizlik karşısındaki tutumu mu? Bu örnek daha da genişletilebilinir. Ama bu namusu getirip bayanın cinsel organı ile eş anlamlı kılmak ne kadar mantıklı olabilir? Şu bilinmelidir; insanın fiziki yapısı çeşitli organlardan oluşmaktadır. Ve insan vücudundaki her organın ayrı bir özelliği vardır. Her organ insan vücudunda kendi özelliği gereği bir ihtiyacı karşılar. Bu durum toplumda hassas bir konu olduğu için daha fazla ileri gitmek istemiyorum. Fakat çağımızda cinsel duruma ahlaki boyutta yaklaşmanın daha mantıklı olacağı gerçeğini belirtmek istiyorum.

Toplumda ‘namus’ kavramından dolayı bunca kadının öldürülmesi, onların yaşamına kast etme hakkını erkekler kimden alıyor. Hangi ilahi güç bunu emrediyor! Bu durum erkeğin tamamen kadına sahip olmak istemesinin ürünüdür. Ve bu durum, erkeğin insanlık adına kadın karşısında ne kadar alçaldığının işaretidir. Kadına karşı şiddet ve öldürme sadece Türkiye ile sınırlı değildir. Bütün kapitalist dünyanın bu konuda sicili bozuktur. Yapılan bir istatistiğe göre dünya genelinde kadınların üçte biri şiddete maruz kalıyor. Dünya’daki kapitalist ülkeler içerisinde sadece gelişmiş ülkelerde kadınlar ciddi ve önemli haklara sahipler. Ve buralarda, özellikle Avrupa’da kadına karşı şiddet vardır ama yoğun biçimde değildir.

Bu durumla ilgili olarak günümüz koşullarında Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerde bir kültürel devrim yapılmadan kadına karşı şiddet ve öldürme vakaları bitmeyecektir. Yani kadına ve kadın sorunlarına bakışta toplumda bir zihniyet değişikliği yaşanmadığı sürece, sistem kadınlara bu ızdırabı çektirecektir. İlginçtir, Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır bir savaş yaşanıyor. Ve bu savaşta her yıl ortalama 1000 insanın öldüğü belirtiliyor. Rejim bu durum için kıyameti koparıyor. Ama öncesi bir tarafa son 5-6 yıldır her yıl ortalama 800 kadın öldürülüyor ve rejim bu durum karşısında sesiz sedasız denecek bir şekilde gelişmeleri seyrediyor. Çünkü rejim gerçek anlamda kadın haklarını savunacak bir nitelikte değildir. Erkek egemen kültüre sahip olan ve dini kisve altında kadına bakışı gerçek burjuva kültürün de gerisinde olan Türk rejimi, kadına ikinci, üçüncü sınıf muamelesi uyguluyor. Bu anlamda kadın cinayetlerine son vermek için toplumun bütün duyarlı kesimleri gerekeni yapmalıdır. Türkiye ve K. Kürdistan’da kadın katliamına son verilmeli. Öldürülmeye, şiddete, sınıfsal, ulusal ve cinsel sömürüye karşı bütün emekçi kadınlar örgütlenmeli ve bu haksızlığa, adaletsizliğe karşı mücadele etmelidir.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006