Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

GAZZE SEVDASI/Metin AKTAŞ
Metin Aktaş

NEWROZ



 

Dersim’de yaşanmış bir olayı anlatayım size. Alevi Kürtlerin yaşadığı bir köyde bir Ermeni yaşıyormuş. Köylüler davarlarını nöbetleşe yaptıkları için bütün köyün keçileri, koyunları hep birlikte otlatılmaya götürülüyormuş. Bir gün kurtlar keçi, koyun sürüsü içerisine girerek çok sayıda keçi, koyun öldürürler. Nöbette olan köylü yabanda kurtlar keçileri, koyunları öldürdü diye bağırarak köylülerden yardım ister. Köylüler yardıma gitmeden önce bağırarak kurtlar toplam kaç koyun, keçi öldürmüş diye sorarlar nöbette olan köylüye. Köylü kurtların altmış, keçi koyun öldürdüğünü söyler. Köylüler öldürülen koyun keçilerin içerisinde Ermeni Serkis’in kaç koyunu keçisi var diye sorarlar. Nöbette olan köylü öldürülen koyunların keçilerin içerisinde Serkis’in bir tane koyunu var der. Altmış koyunu öldürülmüş köylüler öldürülmüş altmış koyun, keçinin içerisinde bir tane Serkis’in koyunu olduğunu duyunca sevinerek biri birine sarılırlar. Dersim’de böyle bir olay yaşanmış mıdır yaşanmamış mıdır bilmiyorum ama Dersim halkı bu öyküyü ırkçılık, bağnazlık çılgınlığının körlüğünü anlatmak için biri birine anlatırlar. Irkçılık, bağnazlık fanatizm öyle korkunç bir hastalıktır ki hedef aldığı insanlardan çok kendisine zarar verir. Yaşadığımız topraklarda Yahudi, Ermeni düşmanlığı kökleri çok derinlere çok gerilere giden kadim fanatik bir hastalıktır. Bu öyle bir hastalıktır ki bu topraklarda yaşayan sağcısından solcusuna, dindarına dinsizine, herkese bulaşarak hepsini biri birine benzetmiştir. Bu hastalık Araplarla Yahudilerin arasındaki mücadeleden kaynaklanıyor. Anlayacağınız Yahudi düşmanlığı Araplardan bize miras kalan bir hastalık. Kürt kökenli bir insan olduğum için iğneyi başkasına batırmadan önce adet gereği çuvaldızı kendime batırmak istiyorum. Örneğin yüz yıllardır Ortadoğu’da Arapların, Farsların, Türklerin egemenliği altında yaşan Kürtler söz konusu Yahudiler olduğu zaman Ortadoğu’da Araplar, Türkler ve Farslarla rekabet içerisinde olan Yahudilere Araplar, Farslar ve Türklerden daha çok düşman kesilerek mücadelenin en ön saflarında yer almakta İsrail devletini ‘kukla’ devlet olarak adlandırmaktadırlar. Aynı Kürtler çoğu Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiliz emperyalizmi tarafından kurulmuş devletlere aynı tabiri kullanmamakta. Niye böyle farklı davranıyorsunuz diye sorduğumuzda içlerindeki saklı Yahudi düşmanlığını inkâr ederek İsrail devletinin yaptığı zulmü anlatmaya kalkmaktadırlar. Bence bu hiç samimi bir cevap değil. Çünkü herkes biliyor ki bu coğrafyada bulunan Suudi Arabistan, İran, Suriye, Mısır, Türkiye gibi devletlerin uyguladığı zulüm İsrail devletinin uyguladığı zulümden geri kalmaz. İsrail devletinin kendi halkına ve Filistin halkına yaptığı zulüm Fars, Arap, Türk ırkçılığıyla yok edilemez. Çünkü Fars, Arap ve Türk ırkçılığı kendisi zulmün kaynağıdır. Bu konuda yapılan her şey söylenen her söz bir aldatmacadır ve Ortadoğu’da yaşayan halklar arasındaki husumeti yok etmediği gibi yeni husumetlerin doğmasına sebep olacaktır. Çözüm Ortadoğu’da yaşayan halkların ortak çıkarlarını amaçlayan yeni siyasal politikalar üretmekten geçer.

Türk devleti şu an Arap-Yahudi mücadelesinde Arap bayraktarlığına soyunmuş durumda. Bu bayraktarlığın hayatın her alanında İsrail devletine vereceği zararın kat kat fazlasını ülkemize vereceğini bilmeyen yok. Ama Yahudi düşmanlığı ya ülkemizin uğrayacağı bu zararları görmelerini engelliyor ya da Dersimli köylülerin yaptığı gibi Ermeni’nin bir koyunu gitmişse bizim altmış koyunumuz gitsin düşüncesindeyiz. Başkasının evinin temizliğini istemeden önce kendi evimizi temizlemek insani bir görev değil mi. İsrail devletinin Filistin halkına yaptığı zulmü anlatarak İsrail devletine karşı savaş açmayı düşünecek kadar ileri giden devlet tam otuz yıldır Kürtlerin yaşadığı toprakları bombalamakta. Bu savaşta İsrail Filistinliler arasındaki savaşta ölen insanların binlerce katı fazla insan öldü, zorla topraklarından sürüldü. Bizim Filistin İsrail sorununda İsrail’e karşı savaş naraları atmadan önce oturup aklıselim kendi sorunumuzu tartışmanın, çözüm yolunun bulunması için uğraşmanın vakti gelmedi mi? Ülkemizde yaşanlardan sonra başka ülkelerin rejimleri hakkında atıp tutmamız kimi inandıracaktır ki? Biz dışımızdaki dünya halklarını aptal mı zannediyoruz?

Toplum olarak Yahudi düşmanlığı, Gazze sevdası hastalığına yakalandığımız için ülkemizin sürüklenmek istendiği bu oyuna karşı çıkan kimse yok. Ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçtaroğlu “Başbakan savaş gemilerimizi Gazze’ye gönderirse anlından öperim” diyerek herkesten daha çok Yahudi karşıtı, Gazze sevdalısı olduğunu ilan etti. Bu konuda hiçbir sorun yok. Şimdilik konuştukları tek şey öptürür mü öptürme mi tartışması. Ülkemizin bütün saygın düşünce kuruluşları, siyasetçileri, halkı harıl harıl bunu tartışıyor. Hatta bu konuda bahisler bile oynanmaya başladı.

Diyarbakır’da bir serçenin burnu kanadığında kıyameti koparan BDP milletvekillerinden çıt yok. Doğrusu ne diyeceklerini çok merak ediyorum. Kılıçlarını çekip “kukla “devlete karşı düzenlenen sefere mi katılacaklar yoksa bu çılgınlığa dur mu diyecekler? Yaşayıp göreceğiz.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006