Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Asetin aydınlanmacılığı / Turabi Saltık
Turabi SALTIK

NEWROZ



Asetinler Kafkasya coğrafyasında komşularıyla iyi ilişkiler sürdürmüşlerdi. Kafkasya’da yaşayan tüm halklar gibi Asetinlerin de Ruslarla ilişkileri Moskova Prensliği’nin Moğolları yenmesiyle, 1475’lerde başlamıştı. Rusya’da Çarlık monarşisi yıkıldıktan sonra 1905 Rus Burjuva Demokratik Devrimi’yle Kafkas halklarında olduğu gibi Asetin aydınları da burjuva devriminden yararlanmışlardı. 1917 Ekim Devrimi’nde ise Asetinler, Kuzey, Güney Osetya diye iki ayrı cumhuriyet kurmuşlardı. Kuzey Osetya başlarda Dağlı Cumhuriyeti’ne katıldı, 1924’de ayrıldı Özerk Bölge oldu, 5 Aralık 1936’da Özerk Cumhuriyet’e dönüştü. Özerk Cumhuriyetin başkenti önce Vladikafkas, sonra Orconikidze sonra yine Vladikafkas ile Rusya Federasyonu içerisinde yer aldı. Güney Osetya Özerk Bölgesi ise başkenti Tsinvali ile Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalmıştı. 1990'da dağıtılan Sovyetlerden sonra her iki Özerk Cumhuriyet, Cumhuriyet statüsüne yükseltilmiş birleşme talebini gündeme getirmişti. İlk defa bu sıralar kanlı çatışmalar başlamıştı. Çetin süreçlerden sonra 8 Ağustos 2008’de Gürcistan’dan ayrılmış bağımsızlığını ilan etmişti.

Güney Osetya büyük Kafkas sıradağlarının kuzey doğusundaki topraklar üzerinde bulunan yüksek dağlık alanlarda kurulmuştu. Bölgede sarp, engebeli dağ yamaçlarıyla geçit vermez doruklardan oluşan en yüksek dağ 3938 metredir. Bu küçücük ülkenin yüzölçümü 3 bin 190 kilometrekaredir. Ülkede bir baştan bir başa çok önemli akarsular üzerinde hidroelektrik santraller bulunmaktadır. Arazinin yüzde kırkı ormanlıktır, buralarda kerestecilik gelişmiştir. Hafif sanayi, kimyasal maddeler, cam ürünleri, gıda endüstrisiyle sanayi - tarım ürünleri gelişkindir. Bol miktarda kereste ürünleri vardır. Taş, ahşap işlemeciliği, koşum, eyer, silah yapımı, demircilik hala yaşatılmaktadır. Sulama kanalları üzerinde buğday, mısır, patates, kenevir, meyve, sebze, tarım ürünleri geliştirilmiştir. Dağ eteklerinde köylüler koyun, sığır sürüleri beslemektedirler. Bu küçücük ülkenin dağlık alanlarında pek çok hayvan türleri vardır. Kafkas dağlarında yaşayan, Zebidir adı verilen keçi türünün dünyada bir eşi yoktur. Ülkede Gori - Tsinvali demir yolu hattı Kafkasya merkezini Transkafkasya'ya (Kafkasötesi’ne) bağlayan çok önemli ulaşım imkânları sağlamıştır. Ülkede Asetinlerle birlikte Rus, Gürcü, Ermeni halkları yaşamaktadırlar.

Hint - Avrupa dil grubuna giren Asetin dili bu grubun İndo - İraniye bölümündedir. Asetinlerin dili iki şiveden oluşmuştur. Bunlardan biri İron, diğeri Digoron'dur. Ayrıca değişik alt şivelere ayrılmıştır. İronca’nın alt şiveleri Tuallak, Kudayrak'tır. Digorca'nın ise Tagaur şivesi vardır. Asetin dilinin bu her iki grubu da yazılı hale dönüştürülmüştür.

17 Ekim Devrimi’nden sonra geliştirilen Kiril harfleriyle oluşturulmuş alfabeyle yazılı ürünler, edebiyat, sanat eserleri, dergiler, günlük gazeteler bu dilde verilmektedir. Ekim Devrimi’nden sonra Asetin dili, edebiyatı büyük gelişmeler kaydetmiş. Devrimin kazanımlarıyla Asetin halkı Çarlık Rusya’sının baskılarından uzaklaşınca demokratik haklarına kavuşmuş tarih sahnesinde yerini almıştı. Asetin halkının birikimi edebiyat, kültür alanında kendini kendi diliyle ifade etmişti. Edebiyatçıların yazılı ürünleri Kafkas halkları içersinde önemli bir yer edinmişti. Edebi, sanatsal değeri yüksek olan Asetin edebiyat eserleri henüz Türkçeye çevrilmemiştir.

Asetinlerin yaşadıkları kent merkezlerinde yapılan kazılarda Asetin diliyle yazılmış Grek harflerine dayanan eserler elde edilmiştir. Asetin dili başlangıçta Grek harfleriyle hayata geçirilmişti. Yazı dili 17. yy.ın sonlarına doğru Asetin aydınlarınca Gürcü harflerinden uyarlanmış, alfabeler oluşturulmuştu. 1780’lerde ulusal yazı dilini başlatmışlardı. Moskova’da, Ruslar arasında yetişen ilk aydınlar yazı dillerini hayata geçirmişlerdi. Aydınların büyük çabaları, özverili çalışmalarıyla alfabe oluşturulmuş, ilk edebiyat çalışmaları başlatılmıştı. Gürcü, Rus gibi ulusların alfabelerinden adapte edilerek yazı dili alfabesi hayata geçirilmişti. Halkın yüzlerce yıllık tarihsel geçmişinde biriken kültürel sözlü gelenekler, söylenceler, ezgiler, ağıtlar, kahramanlık destanları gibi sözlü olgular; Asetin aydınları, yazarları, edebiyatçıları tarafından yazıya dönüştürülmüştü. 18.yy.’ın ortalarına doğru, Çar Monarşisinin ağır baskıcı politikalarıyla Kafkasya'ya sürgüne gönderilen Rus aydınlarından, sanatçılarından, edebiyatçılarından, yazarlarından etkilenen Kafkas edebiyatçıları, aydınları gibi Asetin aydınları da yazılı edebiyatlarını halka ulaştırdılar. Asetinlerin en önde gelen şairi, sanatçısı, ressamı olan Kosta Hetegati halkın geçmişinden aldığı en güzel gelenekleri en içten duygularla şiirlerine yansıtmıştı. 1899’da iyilik, dürüstlük, adalet özlemi öne çıkan değerlere dönüşmüştü. Kosta’nın yoksul bir kadının, çocuklarıyla açlık içindeki yaşamı karşısında yazdığı şu şiir unutulmayanlar arasındadır: "Karanlık ve keder içinde / Közler hala kızgındı. / Ağlamak bile kalbinin yükünü hafifletmiyordu. / Ve birden çocuklarına seslendi; / -Bakın fasulye pişiriyorum! / Gerçekten de pişiriyordu, fasulye yerine çakılları." Dönemin acımazsız zulmüne karşı tavrını şiirleriyle ortaya koymuştu: "Sen vampirsin, vampir / Evet sen her zaman / Sıcakkan emiyorsun. / Ama yeter! / Seni akılsız / Kana susamış ayıplı. / Sürecini, / Beli bükülmüş insan / Yeni yaşantısı uğruna / Atacak sırtından.../ Yakında... yakında!"


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006