Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

YENİ EĞİTİM DÖNEMİ SANCILI BAŞLADI/Abdullah Dereli
Abudullah DERELİ

NEWROZ



 

16 milyon öğrenci ve 700 bin öğretmen ders başı yaptı. 2011-2012 eğitim-öğretim yılı başladı. 8 Haziran 2012'ye kadar sürecek bir maraton. Bakan Dinçer'in yayımladıgı 'İlk Ders' genelgesine göre tüm okullarda resmi-özel 'Demokrasi Eğitimi' ve demokratik okul kültürü konularında etkinlikler yapılacağı belirtiliyor.

Türkiye eğitim sisteminin genel olarak hakim zümrenin dünya görüşü temelinde restore edildiği, insan kavramıyla oynayarak tek tip insan profili yaratma çabasına girdiği bir hakikat. Örneğin, 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı yasayla açılan Köy Enstitülerinin 1954'te kapanmasının temel nedeni evrensel nitelikli bir kuşak ve bir toplumsal yapı yaratma stratejisini içeren müfredat programı içermesinden kaynaklanıyordu. Nitelikli-kalifiye insan unsuru feodal sistemin aleyhine işleyecek süreç daha fazla toplumsal dokuya nüfuz etmeden kapatılmasının yarattığı tahribat ve zaman kaybı günümüze kadar etkisini sürdürüyor. İlk önemli büyük adım olarak öğretimde birliği sağlamak amacıyla 1924’te ''Tevhidi Tedrisat Kanunu'' ve ardından (eşzamanlı) dinsel eğitimin yerine laik eğitim sisteminin ikame edilmesi ve özellikle laik bir ülkenin okullarında din dersleri okutulmasının anayasaya aykırı kabul edilirliği ile mevcut hükümetin din politikasını kıyasladığımızda Türkiye eğitimi ve müfredatının eskiye (1924) nazaran daha geriye düştüğü söylenebilir.

Akıl ile iman; bilim ile dinin uzlaşıyor olması nedeniyle rağbet gören Kant felsefesi Başbakan Erdoğan’ın İslam alemine 'Laiklik dinin teminatıdır' tavsiyesi için bir referans özelliği taşıdı.

Mevcut AKP iktidarı milli eğitim sistemi üzerinden toplumsal siyasal yapıyı gerilere götürücü bir fenomen olarak hareket edebiliyor, ellerindeki tüm araçlarla tarihsel ilerlemeye karşı çıkmaya çalışıyor. Ve bu süreçte ise eğitim emekçilerini lokomotif olarak kullanmaya çalışırken sosyal siyasal, ekonomik ve örgütlenme alanındaki müktesep haklarını geri alma gayreti içinde.

Yeni eğitim yılında eğitim emekçilerini bekleyen tehlikeler

1- Eğitim emekçilerinin üç aylık tatilini bir aya düşürme projesi AKP’nin kendi yandaşı akademisyenlere seminerler dizisi organize ederek hem dünya görüşünü empoze ederken öte yandan ücret takviyesinde katkı sağlama peşinde. AKP’nin öğretmene aklı ve pozitif bilimi çağdışı bir eğitimin girdabına taşıma projesi de yok değil. Bu zihniyet 21.yy'ın insana özellikle eğitimcisine yapılacak en büyük kötülüktür. Zira, evrensel hakların başında gelen yaşamak, özgürlük, eşitlik ve hukuksal güvencesi olmayan bir öğretmenin toplumu çağdaş, muhakeme yeteneği gelişkin ve her türlü hakkını -ekonomik siyasi ve mesleki- egemen sultaya karşı savunma medeni cesaretine sahip bir güce dönüşüm ve değişimine katkısı olamaz. O nedenle, sistemin, topluma dayattığı ideoloji ve davranışlar bütünlüğünü eleştirici bir bakıştan yoksun bir toplum, toplum olmaktan öte bir yığın olarak tarihe geçer.

2- Yeni öğretim sisteminde enteresan 'yeni'liklerden biri de sabahçı öğretmenin mesaisi bitse bile okulu terk etme şansının olmayacağı uygulaması ki öğretmenin üzerinde amacı gizli yaptırım düşündürücü olsa gerek. Yani yeni eğitim programının hazırlanmasındaki amaç katı kuru disiplin ya da kışlasını izinsiz terkedemeyen asker, sorgulama yeteneği elinden alınan insan yaratma gayreti ve stratejisi toplumsal dokuyu çürütmek mi? Eğer buysa amaç Ömer Dinçer'in özel çaba sarfetmesine gerek yok zira öğrenciler başta olmak üzere gençliğin azımsanmayacak oranı madde bağımlısı olduğu kadar dejenere olmuş durumda. Bunun ana nedeni mutlak yoksulluk, empoze edilen yoz kültür sözde özgürlük ve çarpık eğitim sisteminde aramak gerekiyor. Yani, teknolojik devrim ve bilimsel gelişmelerin dışında ekonomik ve politik gelişmelerden nasibini alamayan ve gelir dağılımındaki eşitsizlik öğretmen ve öğrenci kesimini hırpalamıyor değil.

2011-2012 eğitim sürecinde uygulanması düşünülen bir diğer absürt uygulama velilerin öğretmeni değerlendirme, onlara not verme hakkı ne kadar objektif olur? Özellikle bölgesel ve yöresel açıdan değerlendirildiğinde Türkiye’de farklı düzeyde gelenek, görenek ve kültürel farklılığın var olduğunu ve bu farkın bireysel ve toplumsal olarak algılar sonucu eğitim sistemine ilişkin yaklaşım, değerlendirmenin yanısıra değişik beklentilerin de olduğu açık. O nedenle, A bölgesindeki velinin öğretmenden beklentisiyle, B bölgesindeki velinin öğretmenden beklentisi aynı olmayacaktır. Hadise, bölgeler arası kalkınma ve yaşam biçimi başka bir ifadeyle ekonomik, sosyal ve siyasal bilinç öğesi farkı-düzeyi öğretmen-veli ve öğrenci ilişki biçimini de kaçınılmaz olarak eşdeğer olamaz.

Kısacası devlet ve bakanlık kimi reform ve değişimler adına eğitim camiasına dayatmaya çalıştığı anlaşılması güç uygulamalar kabul edilebilirlikten uzak müeyyideler dizisinden öte bir şey değil. Bu 'yeni' uygulamalar ancak ve ancak bakanlıkla eğitim emekçileri arasında olduğu kadar tüm toplumsal ilişkiler bütününü zedeleyici, kriz ve gerilim yaratıcı bir neden olabilir. Bu bağlamda yeni eğitim dönemi için dayatılan uygulama dizisi yeni çelişki ve çatışmalara neden olabilir.

Sahi ne oldu mezun olup da sokakta gezinen muallimlere? Anlaşılan o ki bu dönem sıcak başlayacak... Bu da mı terör potansiyeli?


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006