Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

KÜRDİSTAN KONFERANSI…/Hasan FIRAT
Hasan FIRAT

NEWROZ

Konferansın, ayırıcı ve üzerinde durulmayı gerektiren “silahların susturulması” kararı, T. Cumhuriyeti ile sürdürülen müzakerelerin devam etmesi ittifakının genişlemesi, geliştirilmesi özel, değerli bir atraksiyondur.

 

17-18 Eylül 2011 tarihleri arasında Amed’de Kürdistan Konferansı gerçekleşti. Uluslaşmaya, mülkiyete geç giriş yapan Kürtler, ortak bir toplantıda sorunlarını, sorunları ile problematik ya/ ya da yapısal olanları arasındaki ilişki ve giriftlerini de geç diyeceğimiz bir zamanda gerçekleştirdiler. Gerçekleşen Kürdistan Konferansı, şimdilik Kuzey parçasıyla sınırlı oldu, lakin ortak Kürdistan Konferansı mutlaka yapılmalıdır.

Kürdistan’ı, demografiyi, temsiliyet babında, sanıyorum şu da eksik kaldı denilecek bir itiraz, cümle söylenemez. Etkin, hegomonik siyaset de vardı, kendini aydın, yazar, entelektüel tasnifinde görenler de. Gök kubbede söylenecek ne kelamlar var idiyse dile getirildi.

Konferans; uzun zamandır lafı edilmiş olsa da gerçekleşen ilk çalışmaydı. Teknik, ya da daha nasıl verimli olabilir sorusu, bu yaşanmışlıkta tecrübe kazandı. Çok dillendirilir. Kürtler bunu da beceremediler sitem ve serzenişleri bu kez söylenmeyecek, söylense de hakikat dışında kalacak. Önemsememiz, hazırlayıcılarını, her katılımcının kendi özgül ağırlığının kıymeti içinde bir değere çıkarmamız, kutlamamız gerekiyor.

Kürdistan Konferansı’nın özelikle ilk altı çizilmesi gereken tarafı, katılımcıların ortalama konsensüsüyle çıkan sonuç bildirisinin içerdikleri, bildirinin somuta yaklaşımı, siyasetteki isabeti oldu. Çıkan sonuç bildirisi, bu kuvvet üzerinde altında imzası olan partileri, grupları, eğilimleri, aydın, entelektüelleri bağlar. Bundan sonraki süreçte aslolan, katılımcıların bağlayıcılıklarına sahip çıkmaları kararlılık, özveri, samimiyetle, inat ve ısrarla örülen Konferansın birlikçi, ortak iş yapma arzusunu bir adım ileri götürmek olmalıdır.

Kürdistan Konferansı, gerek tartışmalar seyrinde, gerekse de sonuç bildirisinin bizatihi tartışmasında, istenirse, niyet pozitif olanı örmekse, bir yol yordamının mutlaka var olduğunu da bir kez daha hepimizi ikna etmiş olsa gerek. Bu cümleden, eksikli, gedikli olan bir durum kalmadı anlaşılmasın. Eleştirel bakmamızı gerektiren, eleştirel olandan, başarılmış olana artı katkı/katkılar yapmak olduğu da bize bir sorumluluk/ödev olsun.

1- Kürdistan Konferansı, alışa gelen, ya da ideolojik arka planımızda ihtiyat akçesi olarak duran, “hepimiz kardeşiz, hepimiz din kardeşiyiz” retoriğinin, ülkemiz için de her yerel için de gerçekçi değildi, bu görüldü. Konferansa katılanların, etnisite, din, inanç, iş bölümü dahil, tartışmalar pozisyonunda, söylemlerinde hangi saikler ve tarzlarla meseleleri çözme yetileri, gelenekleri, duruşlarıyla görüldü. Ayrıların olması, ortak iş yapmaya, ortak zaman ve ortak alanlarda yaşamaya engel olmadığını sonuç bildirgesi tarihe not düştü.

Düne dair tarihimize bakışta genelde eleştirel, vicdan yönünün öne çıkması, kurulacak gelecekte hanemiz için “iyilikle yad edilecek” olmaya bu günden ümitlenebiliriz.

2- Konferansın soruna ilk girişinde Kürtler değil, Kürdistan doğrultusu önemlidir. Egemen Türk medyasının, egemen Türk siyasetinin, problematiği giderek en alt seviyede, “Kürt konusu” seviyesinde zorlama içinde oldukları, kendi kamu oyları dışında, tüm kesimleri bu fukaralığa, pişkin aldatmaya uğraş verdikleri, Kürdistan için hayli zor geçen, daha da zorlaşacağı bu dönem döngüsünde, “Kürdistan”i çıkış ayrıca cesur ve değerlidir.

3- Nerdeyse hepimizin, her kesimden temsiliyetin olduğu mekanda, Ermeniler, Ezidiler, Süryaniler kendi özneleriyle temsil edildiler. Kendilerini özel bir dramatize şablonuna sokmadan, ama yaşanmış gerçekliği de saklamadan belleklerimize seslenmeleri, eleştirel olmayı hatırlattı. Hafızalarımız, kadim toprakların yalnız bizcileyin olmadığını, kaç bin yıldır ortak yaşanmışlığın düne dair dersinde geçtiğimizi biliyor olsak da bir kez daha yazdı. Dün yaşanmış, görülmüş olanın yarın için de olabileceğinin emarelerinin bolluğu, bereketi ortaya çıktı.

4- Çok etnisite, çok dilli, çok kültürlü, çok dinli Kürdistan coğrafyasında, sorun yaratanın, “etnisite, dil, kültür, din” olmadığı, olamayacağının altı kalınca çizildi. Sorunu yaratan egemen, hakim ulus/sınıfların özel çıkarları, özel mülkiyet ve iktidar kavgalarıdır. Geçmiş tarihimizde mülk ve hakimiyet üzerinde yükselen, halkların birbirini boğazlamasını önleyecek olan da, mülk ve hakimiyet ilişkilerinin tasfiyesinde geçtiği, geçeceği tek reçetedir.

5- Kürdistan Konferansı’nın, “Ermenilerin acılarını yüreğimizde hissetmeyi” tespit, teslim etmiş olması olumlu, ancak yetersizdir. Toplam soykırıma kifayet etmeyeceği de dillendirilmeliydi. 1915 vahşetin vardığı sınırsızlıkla öne çıksa da, öncesi 1900-1910 Wan, Adana, birçok yerelde katliamlar görmezlikten gelinmemeli. Yine 1844, 1890’da yaşanan Süryani katliamları, yakın tarihte ilk pogram tasnifi içinde olsa gerektir. Süryani pogramında, Kürt ulus bireylerinin ağırlığı bizi, sorunu görmezden gelmeye vardırmamalı. Anlaşılan, dersimizde eksiklerimiz var. Eksik bırakılanlar, bahsi edilmeyeler, bilmiyor olmaklığımızdan çok, başka nedenlerle bağlıdır. Aşılması gerekiyor.

6- Ermeni bir arkadaşımızın, Ermeni yoldaşımızın azınlık değil “azaltılmış” ulus, halklar ısrarının hakkını yeterince yerini bulduğu kanaatinde değilim. Mezopotamya’nın kadim topraklarında Ermeniler, Süryaniler, Ezidiler, Keldaniler sürüldüler. Ermeni yoldaşımızın, Kürdistan’ı halklar için yaşanabilir olmaya gayret etme ödevini, Kürdistan reel politiğine yükleme önerisi, ısrarı yerindedir. Bizce Konferansımız, bu öneriyi değerlendirmeli.

7- Çok dinli, çok mezhepli Kürdistan, realitedir. Konferans dağılımında farklı din, mezheplerin saygı, hoşgörü içinde birbirlerini, oldukları konum itibarıyla kabulü değerlidir. Geliştirilmeli.

BARIŞ GİRİŞİMİNİN ORTAKLAŞTIRILMASI…

Kürdistan Konferansının, ayırıcı ve üzerinde durulmayı gerektiren “silahların susturulması” kararı, T. Cumhuriyeti ile sürdürülen müzakerelerin devam etmesi ittifakının genişlemesi, geliştirilmesi özel, değerli bir atraksiyondur.

Silahların susma şartını, “PKK lideri Abdullah Öcalan ve farklı dinamiklerle başlatılmış olan görüşme ve müzakerelerin, Kürt halkının özgür iradesiyle seçilmiş ve Kürtler adına siyaset yapan tüm kesimlerin” ortaklığına ve şeffaflığına devredilmesi çağrısı yeni bir siyaset belagatidir.

Sonuç bildirisinin bu maddesi iyi okunmalı. İmzacılar, sorumluluklarının farkında olarak siyaset yapmalı. Şimdi görev daha fazla hepimizindir. Öncelikle anlaşılması gereken:

1- Kürdistan mücadelesi sadece ve yalnızca PKK’nin ya da her hangi bir marjinal grubun “macerası” üzerinde yaydırılan, kirli bilgi, düşman ideoloji bu kararla önemli oranda bertaraf olacak.

2- Seçilmiş organlar önemlidir. Türk rejiminin daraltılmış, anti-demokratik rejiminden dolayı diğer temsiliyetlerin olduğunun belirtilmesi, Kürdistan’i Konferansımızın, demokrasi dersinde T.C rejimine verdiği ahlak ve siyaset dersi olarak kabul görmeli.

3- Başat olan ve asıl öne çıkan şu oldu. Kürdistan mücadelesinin etrafında toplanan farklı kesimler, değişik sınıf, inanç, din, mezhep grupları, ortak davamızda, barışın tesis edilmesinde, ulusumuzun haklarının tesliminde ortak davranıyoruz. Bu bağlamda PKK bahanesiyle ulusumuza, ulus haklarımıza her saldırı, her gasp hepimize yöneltilmiş olarak anlaşılacak.

KÜRDİSTAN STATÜTÜSÜ DAYANILMAZLIĞI…

Sonuç bildirgesine Kürdistan’a statü babında bir kararın girmemesi, katılımcıların statü meselesine verdikleri değer, ya da ağırlıkla ilgiden çok, sanıyorum “statü” belirlenmesi için vaktin erken bulunmuş olmasıdır. Kürdistan’da mücadele kazançlarının geldiği limit hesabıyla, statüsüzlük, artık sürdürülemez. Sorun statünün altının doldurulması, pratiğe yansımasının zamanlamasında yatıyor.

İlk ve başarılı geçen Konferansımız, bu referans üzerinde, hızlı ve pratik bir çalışmayla, diğer sorunlarımızı tartışacağı, çözüm yolları önereceği, çözeceği yeni ve birleşik bir Konferans örmeyi zaten karar altına almıştı. Siyaset olgunluğu, sorumluluğu ayrışmayı değil, ortaklaşmayı, bahane üretmeyi değil, hakikaten sorun çözmeye yönelmemizi emrediyor.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006