Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

İsrail’de halk sosyal adalet istiyor/Hurşit Kaşıkkırmaz
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Geçtiğimiz haftalarda İsrail, tarihinin en görkemli protesto eylemine tanık oldu. Başta Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde yaklaşık 500 bin kişi sokaklara döküldü. Zamlara, hayat pahalılığına ve adaletsizliğe karşı gelişen öfke patladı ve halk sokağın diliyle yöneticilere cevap verdi. Dünyada yeni toplumsal protesto yöntemi olarak Facebook üzerinden örgütlenerek hükümetlere ve sisteme karşı sokaklara dökülerek tepkilerini dile getiren alt sınıflar, bu tarzla hem kendi iç birlikteliklerini sağlıyor ve hem de bir birinden farklı kategorilerdeki kesimleri sokağa dökmede başarılı oluyorlar. Dünyanın birçok ülkesinde denenen ve başarılı olan bu yöntem son olarak İsrail’de de denendi ve arzu edilen sonuca ulaşıldı denilebilir.

İsrail’de hayat pahalılığına ilk tepki Facebook üzerinden Haziran ayında süzme peynir fiyatlarındaki yüksek artış sonrası geldi. Ardından 17 Temmuz’da 25 yaşındaki Daphne Leef’in hayat pahalılığını protesto için çadırını İsrail’in lüks semti Rothschild’ta kurdu. Bunun ardından Leef’e destek arttı, sonrasında yaklaşık 500 bin kişilik gösteri yapıldı. Tel Aviv’de ana meydanı ve meydana açılan caddeleri tümüyle dolduran göstericiler, parlamento yeni reformlar yapana kadar protestoların süreceğini bildiren sloganlar attı. İsrail’in yeni toplumsal hareketi lideri Yonatan Levy, “Artık insanlar güçlerinin ne olduğunu biliyor ve bundan sonra durmayacaklar” dediği belirtiliyor.

Son aylarda Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan Arap Baharı bölgeyi etkisi altına alarak, orada bir alt-üst oluşun yaşanmasına yol açarken İsrail’de gündeme gelen bu durum, bölgede yeni dalgalanmaların habercisi olabilir. İsrail, Ortadoğu’da önemli rolü ve statüsü olan bir ülkedir. Araplara karşı saldırgan tutumu bir tarafa, ülke olarak bölgede kendi içinde belli bir seviyesi ve burjuva demokrasisi açısında ileri bir konumdadır. Yani İsrail bölgedeki diğer ülkelerle kıyaslanamaz. Genel anlamda dünyadaki kapitalist sistemin bir parçası olan İsrail, ister istemez sistemin olumlu ve olumsuzluklarından etkilenecektir. Bugün dünya genelinde devletlerin sosyal hakları budadığı bir ortamda İsrail bundan etkilenmez denilemez. Kendi çapında ve belli oranda kapitalist sosyal devlet niteliğinde olan İsrail, sistemin genel neo liberal politikalarından etkilenerek diğerleri gibi kısıtlamalara gidecektir. Bu kısıtlamaların, zamların, hayat pahalılığının ve sosyal adaletsizliğin ürünü olarak, bu gün yapılan protestolar halktaki bir birikimin sonucudur. Bir anlamda denebilir ki halk eski yaşam tarzını yitiriyor. Ve yavaş yavaş gelişen birikim halkın patlayarak sokağa çıkmasına sebep oluyor.

İsrail neden ayakta
Haziran 2011: Facebook’ta, hızlı yükselen süzme peynir fiyatlarına boykot çağrısı yapıldı. Sonrasında üreticiler fiyatı indirdiler.
17 Temmuz: 25 yaşındaki Daphne Leef, Habima meydanına ilk çadırı kurdu ve Facebook’ta protesto sayfası açtı. Yüzlerce genç ve onlara destek veren binlerce sempatizan Facebook’ta örgütlenerek, Tel Aviv’in lüks semti olan Rothschild bulvarında çadır kurdu ve yüksek kiraları protesto etti.
23 Temmuz: On binlerce İsrailli, Tel Aviv’e yürüdü.
26 Temmuz: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 50 bin yeni ev inşası ve öğrencilere mali yardımı içeren yeni bir reform paketi açıkladı.
30 Temmuz: Gösteriler 10 şehre sıçradı ve yüz binlerce İsrailli yüksek kiraları protesto etti.
1 Ağustos: 150 bin belediye işçisi maaşların düşüklüğü üzerine 1 günlük grev yaptı.
6 Ağustos: 300 bin kişi İsrail sokaklarına sosyal adalet istemiyle döküldü. Bu gösteri ülke tarihinin en büyük sosyal protestosu olarak gerçekleşti.
9 Ağustos: Netanyahu tüm bu ayaklanmalardan sonra “Anladım ki bakışımı değiştirmeye ihtiyaç var” dedi.
3 Eylül: 450 bine yakın İsrailli, yüksek yaşam maliyetini protesto etmek için meydanlara yürüdü. Nüfus 7.7 milyon. Enflasyon oranı % 3.3. İşsizlik oranı % 5.8. GSYİH 2010 217.1 milyar $. Kişi başı GSYİH 29.500 $
Kamu borcunun GSYİH’ya oranı % 77.3 (05.09.2011 Milliyet)

“İsrail’in bu en büyük gösterisinin fitilini ateşleyen şey ise son iki yılda rekor artış gösteren konut ve kira fiyatlarıydı. Resmi istatistiklere göre kişi başına gelir 30 bin dolara yaklaşsa da gerçek hayatta bu rakam komik düzeyde. Nitekim doktor ve mühendislerin aldıkları en yüksek ücret 2 bin 500 doları ancak buluyor. Bu düşük gelire karşın Tel Aviv’de kenar mahallelerde bile kiralar 1000 doları buluyor. 5 odalı bir evin fiyatı ise 900 bin doları aşıyor. 2002’de ortalama ücret ile ortalama ev fiyatı arasındaki fark 7.7 katıydı. 2009’da 9.61’e, 2010’da 10.85 kata çıktı. Ancak gelinen noktada göstericilerin talepleri konutla sınırlı değil. Netanyahu’nun işbaşına gelmesinden beri sosyal adaletin daha da bozulduğunu düşünen İsrailliler; vergilerin indirilmesi, parasız sağlık ve ulaşım hizmetlerinin yanı sıra, zorunlu askerliğe de karşı çıkıyor. Özellikle vergilerden şikâyetler hayli yoğun. 2010’da devletin 55.9 milyar dolar olan toplam gelirinin 50.7 milyar doları vergiden geldi. Bu tüm zamanların en yüksek vergi geliriydi. Dolaylı vergi geliri de ilk kez dolaysız vergileri geçti”. (05.09.2011 Radikal)

İsrail 7.7 milyon nüfusla, kişi başına yıllık GSYİH yaklaşık 30.000 dolar düşüyor. Bölgedeki diğer ülkelere göre yüksek bir gelire sahip olan İsrailliler, ülkenin ekonomik ve sosyal olarak kısıtlamalara gitmesine tahammül etmiyorlar. Bu mücadelede haklı olan halk, içerdeki bu adaletsizliğe karşı duyarlı bir tavır sergilerken, dış politikada İsrail’in Araplara ve özellikle Filistinlilere karşı sahip olduğu Siyonist (ırkçı) politika karşısında sessiz kalması ve adeta onu onaylar gibi bir görünüm içerisinde olması kabul edilemez. İsrail’in Ortadoğu’daki saldırgan, Siyonist tavrı dünya halkları tarafından biliniyor. Ülke içerisinde faaliyet yürüten bütün burjuva sağ ve sol partiler Arap ve Filistin politikasında hemfikirler. İsrail’de ülkenin Komünist Partisi bu politikalara karşı çıkan tek partidir. İsrail Komünist Partisi (İKP) 1 Eylül 1965 yılında kuruldu. Hareket, partileşme öncesiyle birlikte İsrail tarihinde ülkenin saldırgan ve Siyonist politikalarına hep karşı çıkmıştır. İsrail’de yasal konumda olan Komünist Partisi, komünist politikada ısrarcı olmaktadır.

“Parti özellikle 2000’li yıllarda İsrail’de yaşanan militarizme ve Filistin halkına, Lübnan halkına karşı yapılan askeri saldırılara karşı çıkmış, gösteriler düzenlemiş eylemler yapmıştır. Hadash Bloku’nda seçimlere katılan parti Şubat 2009'da yapılan en son seçimlerde 112 bin oy alarak 120 üyelik Knesset'de 4 sandalye kazanmıştır. Parti 2009 yılında 90. kuruluş yıldönümünü kutlamıştır. Abluka altındaki Gazze'ye deniz yoluyla yardım götüren filoya düzenlenen saldırıyı kınayan açıklama yapmıştır.” (Vikipedi)

Diğer yandan, İsrail, Arap Baharı öncesinde başlayan ve bu süreçte gittikçe açığa çıkan bir şekilde Ortadoğu’daki konumunu yitiriyor. Özellikle bölgedeki stratejik ortakları ve yandaşlarını (Türkiye, Mısır vb.) gibi ülkeleri kaybediyor. Burada anlaşılması gereken emperyalistler kendi çıkarları için on yıllarca önce kurdukları, destekledikleri ve saldırganlaştırdıkları İsrail’i bu gün yine kendi çıkarları için dizginlemek istiyorlar. Emperyalistler, Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da Arap ülkelerinin pazarına iyice yerleşmek ve yeraltı, yerüstü zenginlikleri tamamen ele geçirmek için İsrail’i bir iki adım geriletmek istiyorlar. Bunu yaparken bölgede uygun Müslüman ülke olarak Türkiye’ye büyük bir rol verdikleri görülüyor. Türkiye’nin son zamanlarda İsrail’e karşı böbürlenmesi, tavır alması ve Araplara cazip gelen bir şekilde davranmasının altında yatan asıl neden budur. Türkiye, emperyalistlerin onayı olmadan İsrail’e kafa tutamaz. Araplar nezdinde iyice deşifre olan İsrail’in bölgedeki etkinliğinin kırılması isteniyor. R. Tayip Erdoğan’ın son İsrail çıkışlarının böyle okunması gerekir diye düşünüyorum.

Bu durumdan sonra, bugün içerde ciddi bir halk muhalefeti ile karşı karşıya olan İsrail’i sıkıntılı günler bekliyor diyebiliriz. Hem iç abluka ve hem de dış abluka İsrail’in işini zorlaştıracak gibi gözüküyor. Dünyanın birçok ülkesinde ve bölgesinde halklar, her hangi bir parti ve harekete ihtiyaç duymadan Facebook üzerinden örgütlenerek alanlara dökülüyorlar. Bu yeni durumu anlamak ve ona göre tavır belirlemek gerekiyor. Burada komünistler, muhalifler ve sistem karşıtı örgütlü güçler uyanık olmak, sürece katılmak ve durumu anlamak gibi bir görevle karşı karşıyadırlar.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006