Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Komünist toplumda temel hak ve özgürlükler/Hasan Şahingöz
Hasan Şahingöz

NEWROZ



 

İnsanın davranış, etkinlik ve ilişkilerini belirleyen gereksinimlerdir. İnsan gereksinimleri karşılandıkça yaşamdaki amacını gerçekleştirir. Gereksinimleri karşılandıkça mutluluk, huzur, güven ve refaha erişir. Dolayısı ile başta yaşamsal olmak üzere, her türden gereksinimini karşılamak, her türden gereksiniminin karşılanması her insan açısından bir haktır. Bu nedenler, açlık, yoksulluk, evsizlik, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim olanaklarından mahrumiyet; sosyal, sportif, sanatsal ve kültürel etkinliklerin dışında bırakılma; yaşamı, üretim ve tüketimi kolaylaştıran teknik, teknolojik olanaklardan yararlandırılmama ve devamı, insan hakları ihlali kapsamına girer. Konuya bu açıdan baktığımızda, yaşam gereklerinin ve alanlarının mülk edinilmesinin daha baştan ve çok net, çok kesin bir şekilde insan hakları ihlali üzerine kurulu olduğunu görürüz. Çünkü mülkiyet, mülk edinme, sahibi dışındakileri, yaşam gereklerinin ve alanlarının kullanım ve tüketiminden mahrum bırakmadan gerçekleşemez. Sahibi dışındakilerin kullanım-tüketim haklarını gasp etmeden var olamaz. Bu gerçeğinde somut olarak bizlere gösterdiği gibi yaşam gereklerinin ve alanlarının mülk edinildiği, mülkiyetin var olduğu tüm toplumsal düzen ve ilişkiler insan hakları ihlali/gaspı üzerinde yükselmişler; insan haklarını çiğneyip yok ederek varlıklarını sürdürmüşler, sürdürmeye de devam etmektedirler. Bu nedenle, mülkiyetin var olduğu, edinilmiş mülkleri korumak, yeni mülkler ele geçirmek için, her şeyin yapıldığı düzenler, toplumsal ilişkiler bütününde insan hakları herkes için, özellikle yoksullar, güçsüzler için var olamaz, hayata geçemez, sözden öteye gidemez.

Özgürlük meselesi de gereksinimlerden, gereksinimleri karşılamak üzere ortaya konulan davranış, etkinlik ve ilişkilerden bağımsız olarak ele alınamaz. Her türden gereksinimin karşılanması bir hak olduğunda, her türden davranış, etkinlik ve ilişkiyi de gereksinimler belirlediğine göre, her insan tüm davranış, etkinlik ve ilişkilerinde özgür olmalıdır. Herhangi bir kimseyi kendisi açısından gerek görmediği, istemediği bir davranış, etkinlik ve ilişkiye zorlamak, en açık haliyle baskı, işkence ve zulüm olacaktır.

Mülkiyet düzeni ve ilişkilerinin insanları (bireyleri ve halkları) karşı karşıya bıraktığı tam da budur. Baskı, işkence ve zulüm! Mülkiyet düzeni ve ilişkilerinin gasp ettiği, mahrum bıraktığı, insanların haklarının yanı sıra özgürlükleridir. Çünkü mülkiyet düzenleri ve ilişkileri, insanları sürekli bir şekilde, kendileri için gerek görmedikleri doğru bulmadıkları, istemedikleri davranış, etkinlik ve ilişkilerde bulunmaya zorlar. Örneğin; askere gitmek, savaşlara katılmak istemediğiniz halde askere gitmek, savaşlara katılmak zorunda kalırsınız. Vergi ödemek istemediğiniz halde vergi ödersiniz. Kadınsanız, istemediğiniz halde eşinizin soy ismini taşımaya mecbur kalırsınız. Bilgi vermek istemediğiniz bir konuda işkence görürsünüz. İktidar sahipleri gibi düşünmediğiniz, onların düşündüğü gibi davranmadığınız için baskı ve şiddete maruz kalırsınız, yapmak istediğiniz işleri yapamaz, sevmediğiniz, istemediğiniz işlerde mecburen çalışırsınız. Tatile gitmek ister gidemezsiniz, internet sahibi olmak ister olamazsınız. Mısır piramitlerini görmek ister göremezsiniz, tıp eğitimi almak ister alamazsınız ve hatta dilediğiniz gibi giyinemez, nerede nasıl giyineceğinize dahi kendiniz karar veremezsiniz ve benzeri ve devamı…

Bu nedenlerle hiçbir zaman kendiniz olamaz, her zaman mecbur bırakıldığınız ya da güçlülerin, büyük mülk sahiplerinin istediği gibi olmak ve davranmak zorunda kalırsınız. Dolayısı ile gerçeğinde siz, siz değil, her zaman başkasısınızdır. Hiçbir zaman, tam anlamıyla kendiniz olmayı başaramamış içinizde, her zaman, kendiniz olmayan bir başkasını taşımış ve yaşatmışsınızdır.

Yaşam gereklerinin mülk edinilmesine son vererek, komünist toplumsal yaşamın ortadan kaldıracağı işte bunlardır. Gereksinimlerin karşılanamaması durumu, baskı, işkence ve zulümdür!

Üretim-tüketim/yaşam ortaklığı, üretim ve tüketimin gereksinimlere göre planlı bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm birey ve halkların, tüm haklarına kavuşmasını da beraberinde getirecektir. Yaşam gereklerinin ve alanlarının mülk edinilmesinin son bulması, insanların, birbirilerinin yaşamlarını kontrol, egemenlik altına alma çabalarının eğilimlerinin gerekliliğini de ortadan kaldıracaktır. Bu da herkesin, tüm davranış, etkinlik ve ilişkilerinde özgür olmasına, dilemediği hiçbir şeye zorlanmamasına yol açacaktır.

Tüm bunlardan da anlaşılacağı üzere, hak ve özgürlükler, sağlıklı, mutlu, huzur, güven ve refah içinde bir yaşam için, gerekli olan nesnelerin elde edinilmesi, bu elde etmenin gerektirdiği davranış, etkinlik ve ilişkilerin engellenmesi zorunluluğu ile başlar ve sonuna kadar devam eder. Komünist toplumsal yaşam, işte bu zorunluluğun yerine gelmesini sağlayacaktır.

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006