Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Biz bu oyunu daha önce görmüştük/Hüseyin Habip Taşkın
Hüseyin Habip Taşkın

NEWROZ



 

Ortadoğu’da sular durulmuyor. Halklar insanca bir yaşam için isyan ateşini daha yukarılara çekmeye çalışırken, emperyalist ülkeler de Ortadoğu ülkelerini kendi doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlar.

Ortadoğu’da oynanan oyunlar biteceğe benzemiyor. Gözyaşı, kan ve ölümlerin gelecekte de devam edeceğe benziyor. Olanlar ise her zaman ki gibi ezilen emekçi, yoksul halklara oluyor. Emperyalizmin gözü bir türlü doymuyor.

Ortadoğu, ABD ve diğer emperyalist ülkelerin hedef tahtasına konulduğundan beri halklar için fırtınalı, kâbuslu yaşamlar hiç bitmedi. Bir senaryonun bitişiyle devreye hemen başka senaryolar girdi, girmeye devam ediyor. ABD ve emperyalist ülkeler yıllar öncesinde kendilerinin iktidara getirdiği kukla diktatörlerin iplerini çekmek zorunda kaldı. Çünkü ezilen halklar insanca, eşit koşullarda yaşamak istiyor. Bu kıpırdanmayı gören emperyalistler iyi ülkeleri oynamaya başladılar. Demokrasiden çokça söz eder oldular. Oysa onlar tilki rolünü oynamayı, sonradan ısırmayı çok iyi biliyorlar. Bu bağlamda Ortadoğu halkları, devrimcileri, sosyalistleri geleceklerini kendine göre şekillendirebilmeleri için emperyalistlerin oyunlarını boşa çıkartmalıdırlar.

AKP iktidarı, dış politikada ABD ve AB ile anlaşmalı olarak Arap halklarının yönetimleriyle arabuluculuk rolüne soyunmuş durumda gözükürken şu anki Arap liderlerine “halkın sorunlarına kulak ver” derken, sonunuz hüsran olur demeye getiriyor. Maalesef emperyalistlerde oyun fazlasıyla çoktur.

İran ve Türkiye’nin ortak bir çekincesi var! Arap halkları ülke ülke kıvılcımını çakarken, Suriye’de olası bir iktidar değişikliğinde, Suriye’deki Kürt halkı da Güney Kürdistan’daki gibi bir boşluktan faydalanarak Kürt bölgesinin sınırlarını oluşturabilir. İran ve Türkiye’nin korkuları budur. Dikkat ederseniz operasyonlar Güney Kürdistan’daki PKK ve PEJAK kamplarına yapılmaktadır. Suriye’de Kürt bölgesinin kurulduğunu varsayalım. O zaman sıranın kendilerine geleceğinden korkuyorlar. Burada şu hatırlatmayı yapayım! “Kürtler dört parçaya dağılmışlardır” denildiğinde Türkiye’deki şoven düşünceler “bu söylenenin bölücülerin uydurması” denilerek Kürtlerin varlıklarını hepten inkâr etmişlerdir. Ama gelinen aşamada dört parçanın hepsinde gözle görünen direnişler ve olaylar basına yansımış durumdadır.

Libya lideri Kaddafi’nin sonunun geldiğini basından öğreniyoruz. Sırada Suriye var ve bu iş İran’a kadar uzayacak, her işleri iyi giderse sıra Asya ülkelerine gelecek. Arap halklarının birlik ve dayanışması olmadığı için başta ABD ve diğer emperyalist ülkeler istedikleri ülkeleri dümdüz ederek, talanlarına devam edeceklerdir.

Geçmişe doğru bir gidelim. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, ortada dönen oyunla, İkiz Kulelere yapılan saldırının ardından günah keçisi olarak Arap halkları hedef gösterildi. Sonrasında iktidar koltuğuna çıkarttıkları diktatörleri tek tek kendileri deviriyor ya da devrilmesine yardımcı oluyor. Bu işe Irak’ta Saddam Hüseyin’le başladılar, Sonra diğer Arap ülkelerine yöneldiler. Hepimizin anlayacağı gibi bu senaryo yeni yazılmış değildir.

Türkiye Başbakanı Tayip Erdoğan Arap ülke liderlerine kardeş ve Müslüman gözüyle bakıyordu. Hepsiyle ikili ilişkileri çok iyiydi. Hatta Kaddafi ile can dostuydu. Ona ödül bile vermişti. Ama emperyalizmin Arap ülkelerini yeniden şekillendirmesiyle ortada ne kardeşlik ne de Müslümanlık kaldı. ABD ne derse o olur mantığı halen devam ediyor.

Emperyalistler karşısında güçlü bir muhalefet olmadığı için istediği ülkede istediğini kendi kurallarıyla yapmaya devam edecek. Ortadoğu haklarına kurşun ve bombalar yağarken insanlıktan, halkların birliğinden nasıl söz edebiliriz ki!?

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006