Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Mahmut Abbas ve Halit Meşal nereye koşuyor/Abdullah Dereli
Abudullah DERELİ

NEWROZ



 

Herkes Arap Baharı’nı konuşurken Filistin yönetimi Başkanı Mahmut Abbas ve Hamas siyasi lideri Halit Meşal Filistin Devleti’nin 193. üyesi olma yönünde yürüttüğü resmi görüşmeler Ortadoğu’yu sarmalayan sorunlarla İsrail hükümetine kök söktüren ayaklanmaların kara deliğinde boğuldu.

Eylül’ün 20’sinde gerçekleşme ihtimali olan Birleşmiş Milletler oturumunda ele alınacak Filistin Devleti’nin statüsü belirlenecek. Amerika ve İsrail veto için temsilcileri ablukaya almazsa ki kimi ajanslar mevcut Ortadoğu koşulları ve oturmamış dengeler ortamında Filistin-İsrail gerilimi ateşi körükleyebilir babından bakarak erteleme kararı çıkar şeklinde yorumluyor

Filistin tarafı ısrarlı. 4 Haziran 1967 sınırları belirlenmeli ve bu sınırlar çerçevesinde bağımsız, egemen, söz hakkı ve oyu olan, statüye kavuşmuş bir Filistin Devleti’nden söz ediliyor. Bu devletin güvenliği BM’den daimi gözlemci bir heyetin bulundurulması ve özellikle tüm üye ülkelerin sahip olduğu hakların kendileri için de geçerli olması gerektiğinin altını çiziyor. Öte yandan Mahmut Abbas üye talebi belgesini ABD tarafından reddi veya Güvenlik Konseyi’nin işleme koymama hakkı gibi teknik müdahaleler karşısında teminat olarak Rusya, Çin, Fransa’dan yardım talepleri olduğu gelen haberler arasında. Zaten Amerika’nın geçtiğimiz günlerde Filistin dosyasının ertelenmesi amacını güden görüşmelere başladığı biliniyor.

Arafat için batılılar “merhum belki büyük devrimciydi ama devlet adamı ve pragmatist değildi, Filistin-İsrail barışının önündeki en büyük engel kalktı.” Peki, ne oldu? Abbas ve Meşal gibi pragmatist liderler iş başında, yine hakları gasp ediliyor ve yine uluslararası hakları çiğneniyor, dosyaları sumen altı ediliyor.

ABD’nin, Filistin liderlerinin üyelik sürecinin gözlemci statüsünde kalması yönündeki çabası kimi Arap liderlerinin desteği ile sonuç alabilir ama Filistin halkı lehine esen rüzgar ve Türkiye'nin Arap birliğiyle olan ilişkileri ve İsrail'le onarılması oldukça zor bir sürece girmesi gibi gelişmelerle Ortadoğu’da yeni dengeler Filistin halkının lehine diziliyor. O zaman yalnızlaşan sadece İsrail’in değil Amerika'nın da işi zorlaşacak ve Filistin davası yine mihenk taşı olacaktır.

İsrail, dondurulmuş görüşmeler sürecini yeniden canlandırarak BM girişimini erteletme ve dikkatleri değişik yönlere çekme gibi ucuz gerekçeler peşinde. Netanyahu'nun kaçamak dövüşü ve Lieberman faşistini hükümette tutma manevralarıyla, Abbas'ın BM üyelik müracaatı ve şimdilik geçiş sürecini Arap rejimlerinin İsrail’le ne türden bir ilişki kuracağının netleşmesinin yarattığı sıkıntı… Öte yandan nüfusunun yaklaşık %10’nuna varan kesiminin sosyal ve ekonomik talepler nedeniyle sokağa dökülmesi Netanyahu hükümetini krize sokmuş, Araplarla olan ilişkilerini de etkilemiştir.

Buna karşı Netanyahu tehditler savurmaktan vazgeçmiyor. 20 Eylül’deki BM Genel Kurulu’nda görüşülecek Filistin dosyası sahibi lehine sonuçlanması durumunda hayata geçirilecek birden fazla senaryomuz var ve her biri siyasi bomba gibidir. Bunlardan biri Oslo görüşmelerinden kalma ve kamuoyunu harekete geçirici, etkin propaganda görevini görecektir. Kısacası, Netanyahu ve şürekası ahlaksızlığı erdem belleyerek Filistin halkına sempati duyanları caydırıcı propaganda araçlarını pazara sürüp kendi rezaletlerini atlama peşindeler.

İsrail'in bir diğer sıkıntısı günceldir; Abbas ve Meşal ikilisinin aylardır yürütmekte olduğu diplomatik faaliyetin cevap vermesi, dünya ülkelerinin ezici çoğunluğunun olumlu karşılaması ve özellikle Mısır gibi bir müttefiki kaybetme korkusu Netanyahu hükümetinin ruh halinin değiştiğini gösteriyor.

BM örgütünün ilgili kurumu Filistin talebini reddetmesi durumunda Ebu Maze'nin zulasında alternatifi var mı sorusu akla gelmiyor değil. Filistin yönetimi, genel Arap siyasi iklimi ve özelde Filistin’deki duruma uygun yeni bir alan açma gayreti var olduğu söyleniyor. Birincisi; BM'nin ret kararı halinde halka dönme ve son kararı halkla birlikte vermek en geçerli yöntem olarak algılanmalı. Muhtemelen yeni bir intifada örgütlemek (doğru-yanlış) en reel proje olarak düşünülüyor. İkincisi; ulusal iktidarın çözülmesi topun FKÖ sahasına bırakılması ve Filistin halkının kaderini belirlemenin nirengi noktası olarak 1993 Oslo kararlarının gösterilmesi, yeniden ihya edilmesi başlı başına acizliğin göstergesi. Zira Hamas ve diğer radikal grupların İsrail karşısında siyasi ve askeri iradesinde bir törpülenme de tezahür ediyor. Dolayısıyla, gerek intifada kararı, gerek BM’ye asli üye olma talebi ve gerekirse İsrail’le olan çelişki ve çatışma süreçlerine ilişkin yeni yönelişler hem Filistin hem de Arap kamuoyundaki değişim köklü irdelenmeden karar alınması Filistin halkı avsalında siyasi krizlere neden olabilir. Üçüncüsü; Filistin Devleti’ni tek taraflı ilan etmekle, İsrail’le olan sorunları çözerek ilan etmek veya BM’nin onayı sonucu ilan etmenin arasındaki farklar elbette ciddi siyasal nitelik arz eder. Bu seçenekler arasında önemli. Yani 1987 ve 1988 intifadasından sonra ilan edilen bağımsız Filistin Devleti tüm siyasal kuvvetler -resmi veya gayri resmi- tarafından alkışlandı ve onaylandı. Çünkü ezilen halkların özgürlük mücadelesine bir katkı sağlamış; Vietnam silahlı mücadelesi ve Gandi’nin pasif eylemi gibi Filistinliler de 'taşlı intifada' geleneğini kazandırdı. Bugün Filistin yönetimi bağımsız devletini kurma seçeneği olarak dünya ve bölge dinamiklerinin elverişli olmadığı dönemde BM kapılarını çalması ne kadar doğru?

Dördüncüsü; ABD'nin konuyla ilgili politikası net değil, Filistin devletine ilişkin tavrı eleştirel bir mantığa sahip. Dolayısıyla kendini dayatan bir soru söz konusu; BM'nin kararı olumsuz gelmesi halinde Filistin yönetiminin seçenek olarak her hangi bir alternatifi var mı?

Sonuç olarak; Filistin yönetiminin manevra yapma kabiliyeti ve şansı olmadığı söylenebilir. Taktik olarak kullanabileceği değişik siyasi malzemeden yoksun. Filistin yönetimi ve yönettiği halka ilahlar yardımcı olsun. 'Tarihin ne müthiş bir zamanlaması var.' Ah Arafat ah!


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006