Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

CENNETTE İNTİHAR: GENÇ BİR KADININ ÇIĞLIĞIDIR/Metin Aktaş
Metin Aktaş

NEWROZ



VE KADINLAR
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız.

Nazım HİKMET

 Kadın olmak zor bu ülkede. Kadının yaşamını kontrol eden gelenekleri, yasaları, inançları, töreleri, yaşam tarzlarını aşıp ayakta durmak olağanüstü bir beceri, cesaret isteyen bir iş. Her kadın bu mücadeleyi göğüsleyemez. Çoğu daha yolun başında yenilerek boyun eğer erkek egemen bu yaşam tarzına. Susar. Sevmese de sever görünür. Mahkûm edildiği bu yaşamın aşılamayacağına inanarak erkek egemen yaşam tarzını benimser kadın olarak tutsaklığı, köleliği, ezilmişliği doğal bir olaymış gibi kabul eder. Bazı kadınlarda boyun eğmez, kadının tutsak hale getirildiği bu yaşama. Başkaldırır ama bu başkaldırı toplumla, egemen yasalarla, törelerle, inançlarla savaşarak, ayakta durarak olmaz. Onlar yaşamlarına son vererek başkaldırır kadını tutsak eden bu yaşam tarzına. Gencecik yaşta yaşamlarını sonlandırırlar. Bu kadınların toplumla, egemen yasalarla, törelerle, inançlarla, hayat tarzlarıyla savaşacak enerjileri yoktur. Kendi yaşamlarına son vererek isyan etmeyi seçerler. Bu doğru bir mücadele tarzı değil ama topraklarımızda sıkça karşılaştığımız bir isyanıdır, bir çığlığıdır kadının. Bazı kadınlar güçlü çıkar, boyun eğemez kadını tutsak eden yasalara, törelere, inançlara, gelenek görenekle yaşayarak savaşmayı tercih ederler. Toplumumuzda çok azdır böyle kadınlar. Çünkü erkek egemen toplumsal sistemimiz kadının isyanına izin vermez, hoş görmez. Töreler, inançlar, yasalar çok katı ve acımasızdır bu konuda. Kadınlarımız bir mal gibi satılır, öldürülür, diri diri toprağa gömülür, zorla intihara sürüklenir. Sevmek bir utançtır kadın için; boyun eğmek, tutsak olmaksa bir erdem bu topraklarda. Bu ahlaki yasalara başkaldıran kadınların çekeceği azap vardır yaşarken. Cezalar, baskılar çok ağırdır bu topraklarda ama bütün dayanılmaz vahşi baskılara rağmen kadının uyanışı başladı. Şimdi durdurmaya çalışıyorlar ama başaramayacaklar. Uyanan kadın önce kendi yaşamı sonra toplumsal yaşam üzerinde etkili, belirleyici bir güç olamaya başlayacak gelecekte. Ölü bir dev uyanıyor. Başı yazmalı, başı tülbentli, kara çarşaflara büründürülmüş başı açık kadınlar yalnız kendi kaderlerine değil toplumun kaderinde de söz sahibi olmak için sokağa çıktı bile. Yüz yıllarca horlanan, insandan sayılmayan kadını sokakta gören egemen ahlakla donatılmış insanlar, devletler şaşkın, tepkileri çok sert, acımasız. Ama ölü dirildi. Panzerler, tanklar, coplar, zindanlar, işkenceleri, vahşi ölümler, öbür dünyanın cehennemi, zebanileri durduramıyor küçümsedikleri kadını. Bu uyanış kadını tutsak eden erkek egemen yasalara, töreleri, inançları yerle bir edecek günün birinde. Biliyorum çok zor olacak ama başaracaklar kadınlarımız. Başaracaklar!

Elide Zerri’nin Cennette İntihar adlı ilk romanı genç bir kadının erkek egemen sisteme isyanıdır. Törelerin, yasaların, inançların baskısı altında ezilen kadının insanlığa çığlığı, çağrısıdır. Otuz yıldır “düşük yoğunluklu iç savaş”ın yakıp yıktığı, tahrip ettiği, yaşamı insana zehir ettiği, kadınların ağır baskılar altında ezildiği, muhafazakâr bir kentten seslenmektedir insanlığa Elida Zerri. Bırakın kadınlar kendi yaşamlarını kendileri belirlesin, erkeklerin kadınların yaşamlarını belirleme hakkına son verilsin. Lütfen duyun kadınların bu çığlığını! Kadınları bir mal gibi alıp satmaktan vazgeçin, onları zorla sevmediği insanlara vermeyin! Bırakın kadınlar sevdiği, beğendiği insanlarla yaşasın! Kadınları öldürmeyin! Lütfen artık kan dökülmesin, çok zor şartlarda büyüttükleri çocuklarının cesetlerini dağlarda, ormanlarda kurtlar, çakallar, kartallar yemesin, hayata yeni başlamış insanların gözlerini kurşunlar kapamasın! Çocuklar tanklar altında ezilmesin, cezaevlerinde ağır işkenceler altında büyümesin! Kadının bu istekleri dikkate alınmadı. Baskıyla susturdular onları. Onlarca yıl suskun beklediler, gözyaşlarını yüreklerine akıttılar. Kucaklarından çocuklarının alınıp götürülmesine sessiz kaldılar. Şimdi uyandı o cahil denilen leçekli kadınlar. Sokağa çıktı. Hayatın her alanında kadının uyanışı başladı.

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek,
Ne ayal, ne vebal
O benim kollarım, bacaklarım
Yavrum, annem, kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

Nazım hikmet

Cennette İntihar Elida Zerri’nin ilk romanı. Bu genç kadının ileride çok daha güzel romanlar yazacağından eminim. Cennette İntihar romanıyla ilgili birkaç söz söyleyerek yazımı bitirmek istiyorum. Romanın kurgusu güzel. Ama kurguyu örüşü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Zerri çekingen davranır. Genç bir kadın olarak duygularını romana sokmaz. Umarım ileride yazacağı romanlarda baskısı altında olduğu yasalara, törelere, inançlara karşı daha özgür hisseder kendisini, kadın olarak kendisinden ruhundan bir şeyler katar romanlarına. Çünkü onu diğer insanlardan farklı kılacak olan öz onun ruhunun derinliklerinde saklı olan duygularıdır. Ruhsuz bir kurgu ruhsuz bir iskelet gibidir. Ona can vermek lazım. O can yazarın ruhunda saklı olan duygularıdır.

Cennette İntihar romanını otuz yıldır “düşük yoğunlukta iç savaş”ın yaşandığı topraklarda kadınların yaşadığı hayattan bir kesit sunar bize. Güzel bir roman. Okumanızı isterim.

Cennette İntihar

Elida Zeri

Peri yayınları


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006