Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

KOMÜNİST TOPLUMDA, EĞİTİM SORUNLARI NASIL ÇÖZÜLECEK?/Hasan ŞAHİNGÖZ
Hasan Şahingöz

NEWROZ



 

Bilgi ve yetenekleri ne kadar gelişirse, insan da o kadar özgürleşir. Bilgi ve yetenekleri ne kadar gelişirse, insan da gereksinimlerini karşılamada o kadar başarılı olur. Gereksinimleri ne kadar karşılanırsa insan da o kadar mutlu, huzurlu, güven ve refah içinde yaşar.

Bu nedenle eğitim, eğitim araç ve olanaklarından yararlanmak temel insan haklarından biridir. Bu nedenle eğitim özel ve büyük bir öneme sahiptir. Ve elbette ki bu alanda karşı karşıya bulunduğumuz sorun da eğitim araç ve gereçlerinin yetersizliğinden; bu alandaki bilgi ve tecrübe eksikliğinden kaynaklanmıyor. Her şey gibi eğitim araç ve gereçlerinin, bilginin mülk edinilmiş bir mala, ticaret nesnesine dönüştürülmüş olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenledir ki eğitim-öğretim ancak parası/mülkü olanlar için mümkündür. Parası mülkü olmayanlar içinse erişilmez, hayatın dışında bir şeydir.

Yaşam gereklerinin mülk edinildiği, insanların birbirilerini yaşam gereklerinin kullanım ve tüketiminden mahrum bıraktığı bir yaşam tarzından başka türlü olması da mümkün değildir. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da eğitim araç ve olanaklarından gereksinimleriniz, gereksindiğiniz kadar yararlanabilmeniz için, öncelikle bu araç ve olanakların, kitapların, bilginin, bilgi ediniminin, kağıt ve kalemin, defterlerin, çizim deney ve gözlem aletlerinin kullanım-tüketim/mülkiyet hakkını (yetkisini) ele geçirmiş, elde etmiş olmanız gerekir. Yeterince mülkünüz/paranız yoksa, bir ödemede bulunamaz, bilgi ve yeteneklerinizi geliştiremez, özgürleştiremez, gereksinimlerinizi karşılamada, yaşamada başarı sağlayamazsınız. Bilmediğiniz her konuda, yapamadığınız her işte bilenlere, yapanlara muhtaç kalır, onların kölesi haline gelirsiniz.

Bilgi ve yeteneklerinizi geliştiremediğiniz sürece, kendiniz de dahil hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi tam olarak tanıyamaz, her şeye yabancı kalırsınız. Bu yabancılıktan kurtulamadığınız sürece, insani gelişiminizi tamamlayamazsınız. Kendinize saygı ve güven duyamaz, korkularınızı aşamaz, olmanız gerektiği kadar üretken ve verimli olamazsınız.

Dolayısıyla, parasız-mülksüz, yüz milyonlarca, hatta milyarlarca insanın, eğitim araç ve olanaklarından, bilgi – tecrübe ediniminden mahrum kalması demek, milyarlarca insanın özgürleşememesi; kendisine, çevresine içinde yaşadığı dünyaya ve topluma yabancı kalması, üretken ve verimli olamaması, kendisini, sahip olduğu potansiyeli gerçekleştirememesi demektir. Bu durum, sadece eğitim-öğretim araç ve olanaklarından mahrum kalanlar için değil, tüm insanlık için büyük bir kayıptır.

Öte yandan, eğitim ve öğretimin bugünün dünyasında, eğitim-öğretim araç ve olanaklarından yararlanma fırsatına sahip olanlar içinde işlevini tam olarak, hakkıyla yerine getirdiğini söyleyebilmek mümkün değildir. Çünkü bugünün dünyasında bir ticaret nesnesine, kar-kazanç kapısına dönüşmüş eğitim-öğretim kurumlarına, araç ve olanaklarına, özgürleşmenin, yabancılıktan kurtulmanın, insan olarak kendini gerçekleştirmenin, sahip olunan potansiyelin harekete geçirilmesinin, üretken verimli olmanın değil, maddi açıdan “kendini kurtarma”nın, maddi açıdan hayatı garantiye almanın yollarından biri olarak bakılmaktadır. Bilgi, tecrübe edinimi, kendini geliştirme/aşma, yeni becerilerin sahibi olma değil; bir işletmede, bir iş sahibi olmanın yollarını açacak bir diploma elde etmek asıl amaca dönüşmüş durumdadır. Böyle olunca da eğitim-öğretim, özgürleşmenin, gelişip yetkinleşmenin değil, mekanik bir alete dönüşmenin, geçim kaygısı ile tek bir işe, ömür boyu sürecek kölece bir bağımlılığın aracı haline gelmektedir. Dolayısıyla, eğitim-öğretim kurumları, bugünün dünyasında piyasaya yönelik kar-kazanç amaçlı, mal üretiminde bulunan şirketlere, devlet bürokrasine eleman, kadro yetiştirmekten başka bir işleve sahip olamamak da bol bol diplomalı cahiller üretmektedir.

Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü de yaşam gereklerinin ve alanlarının mülk edinilmesinin son bulmasından, komünist yaşam biçiminden geçmektedir. Yaşam gereklerinin ve alanlarının mülk edinilmesinin son bulması, komünist toplumsal yaşamda eğitim-öğretim kurumlarının araç ve olanaklarının, eğitici ve öğreticilerin, kullanım-tüketim yetkileri (hakları) alınıp satılan birer mal olmaktan çıkmalarını beraberinde getirecektir.

Bugün olduğu gibi sadece parası olanlar değil, herkes, temel, vazgeçilmez, devredilmez bir hak olarak, doğrudan, tüm eğitim-öğretim araç ve olanaklarından sonuna kadar yararlanacaktır. Eğitim-öğretim, maddi açıdan kendini kurtarmanın bir aracı olmaktan çıkıp bilgi ve yetenekleri geliştirip yetkinleştirmenin, özgürleştirmenin bir aracına dönüşecektir.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006