Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

HASRETLİĞİN ACISIYLA YAŞAYAN OZAN/Ezeli Doğanay
Ezeli DOĞANAY

NEWROZ



 

Zamani 20 Mayıs 1948 yılında Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı kuşluca köyünde doğdu. Asım Bezrici her ne kadar onun için “köyünde okul olmadığı için öğrenim görmedi” diye yazdıysa da bu tespiti doğru değil. Zamani kendi köyünde köy muhtarı tarafından her yıl ayrı bir köylünün odası okul haline getirilerek köyün çocukları ile birlikte önceleri eğitmen daha sonraları öğretmenler tarafından eğitilerek pekiyi dereceyle ilkokulu köyünde okudu. İlkokuldan sonra batıya fabrika, yol; doğuya jandarma, karakol anlayışından hareket eden devletin politikasından dolayı yokluk ve yoksulluktan dolayı okuyamadı.

1960’larda İstanbul’a gitti. Sirkeci’de bir avukatın yanında sekreter olarak işe başladı. 1968’de dünyada esen sol eksenli rüzgar kısa sürede Türkiye’de de etkisini gösterdi. Kısa sürede kendini öğrenci gençlerin arasında ve eylemlerin içinde buldu. O döneme kadar sosyal taşlamalar yazıyordu ama bunlar siyasal bilinç yoksunluğundan dolayı kuru yavan sözcük yığınını aşamıyordu. İstanbul’da o dönemlerde öğrenci olan Süleyman Yağız (daha sonraları özellikle halk şiiri konusunda çok önemli kitaplar yazdı) ve Aşık İhsani ile tanışması onun siyasal kişiliğinin şekillenmesine önemli katkılar sundu. O artık sadece güzellemeler, koçaklamalar, taşlamalar, koşmalar yazmıyor aynı zamanda düzeni hedef alarak sarsıcı, vurucu, biçim olarak zayıf ancak içerik olarak güçlü şiirlerde yazmaya başlamıştı.

1970’lerin ortalarına doğru bir arkadaşının önerisi üzerine özelde Yılmaz Güney genelde bütün gençliği anlatan “Bizim Gençler Yılmaz, Yılmaz” şiiri ile artık herkes tarafından dinlenen, sevilen bir halk ozanı olmuştu. Onun halk tarafından sevilmesi erki elinde bulunduranların hedefi haline gelmesi demekti. Öyle de oldu. Kovuşturmalara tabi tutuldu. Hapis ve sürgün cezası kesinleşince 1974 yılında davetli olduğu bir konserden dolayı gizlice yurtdışına çıktı. Sistem tarafından Aşık Zamani olarak aranan Zamani asıl adı Hüseyin Akyıldız olduğundan dolayı polis kontrolüne takılmadan yurtdışına rahatlıkla çıkabildi. Almanya’da birçok etkinliklere katıldı. 4 yıl kaçak kaldıktan sonra ilticaya müracaat etti ve 1978 yılından bu yana Almanya’da politik mülteci olarak yaşamaktadır. Almanya’da biri şirketler tarafından diğeri de kendi çabasıyla 5 kaset doldurdu.

Derdiyoklar Ali’den, Burhan Çaçan’a, Mahsun Kırmızı Gül’den, Mahmut Tuncer’e kadar kimi halk müziği sanatçıları tarafından şiirleri/türküleri kasetlere okundu. Halk arasında çok tanınan türkülerinden bir tanesi “Teller leylo leylo desin.”

Evli ve üç çocuk babası olan Zamani kaldığı kentin belediyesinin kendisine sağladığı bir yerde saz onarımı ve yapımı ile uğraşmaktadır. Bir saz dükkanından çok ozanların, sanatçıların, yazarların bir uğrak yeridir. Süleyman Yağız hazırladığı “Yürü Bre Hızır Paşa” adlı yaşayan halk ozanlarını kapsayan antolojisinde Zamani için “20. Yüzyıl Çağdaş Türk Halk Şiiri’nin özgün temsilcilerinden biri Aşık Zamani” diye yazar. Yağız’ın bu belirlemesi doğru değil. Zamani Kürtçe’nin Kırmançki lehçesinde de şiirler yazan bir ozandır. Aynı zamanda Kürtlüğünü çok yoğun yaşayan bir Kürt halk ozanıdır. Her ne kadar o Türkçe yazsa da şiirlerinin teması genellikle “halkların kardeşliği, enternasyonalizm, ezilen halklar, Kürtler ve Kürdistan’dır.” Memo imgesiyle yazdığı şiirinin konusu Kürtlerdir ve 1974 tarihini taşımaktadır.

Zamani’nin “Memo” şiirinden dolayı İsmet Zeki Eyüboğlu ile polemiğe girmek zorunda kalmıştım. Eyüboğlu Zamani’nin Memo şiirindeki bir dörtlüğünde dillendirdiği;

“Dertleri çokça ağırdı

Bunalmıştı bir bağırdı

Kürtçe bir türkü çağırdı

Polise verildi Memo”

Bu ülkede 20 milyondan fazla Kürt’ün yaşamasına rağmen hala şarkılarının yasak olduğunu söylemesine içerleniyor ve “Memo’yu diline dolayan vatandaş yalan söylüyor ‘Kürtçe türkü çağıran’ tutuklanmıyor, gözaltına alınmıyor.” Diyerek Zamani’yi yalancılıkla itham ediyordu. Oysa gerçekler Zamani’yi değil Eyüboğlu’nu yalanlıyordu. Eyüboğlu aynı yazısının devamında kendiside “Memo” imgeli 7 dörtlükten oluşan bir şiir yazarak yanıt vermeye çalışıyordu. Konuya ilgi duyanlar, İsmet Zeki Eyüboğlu, “Sömürülen Alevilik” Özgür Yayın Dağıtım İst. 1991 Sf. 178-184. İ. Zeki Eyüboğlu’na Azadi Gazetesi 15-21 Ağustos 1993 yılında “Aydın ve Nesnel Gerçekçilik” adlı yazımla yanıt vermiştim. Daha sonra İsmet Zeki Eyüboğlu ile ölümünden bir hafta önce evinde görüşürken konuyu tartıştık. Hala aynı görüşlerinde ısrar edince bizde söz konusu yazımızı bu yıl yayınlanan Halk Ozanlığı Öldü Mü? Adlı kitabımıza aynı başlıkla koyduk. Ezeli Doğanay Halk Ozanlığı Öldü Mü? Gugukkuşu Yayınları Ank. 2011 sf. 105-108.

ZAMANİ ŞİİRİNDE BİÇİM VE ÖZ

Aşık Zamani şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaktadır. Şiirlerinin özünü sosyal aksaklılar, toplumsal çelişkiler, doğa ve insan ilişkisi oluşturmaktadır. Şiirlerinde daha çok yoğunlaştığı konular ise haksızlık, sömürü, savaş, gericilik, zorbalık vs. İlk yazdığı şiirlerinde bile umudu sürekli işlemiştir.

“Deli gönlüm muradına

Erecek amma, ne zaman?” Süleyman Yağız. 1983-157

Muradın gerçekleşeceği konusunda hiçbir kuşkusu olmayan ancak zamanı kestirme noktasında kafasında sorunları olan Zamani süreç içerisinde bilinci durulaştıkça, sınıfsal mücadeleyi kavradıkça artık daha net, daha militanca söylemlerle kendisini dillendirmiştir:

“Hücrede zincir sesleri

Kokar mahkum nefesleri

Olmaz insan kafesleri

Kırdık daha kıracağız” demektedir artık. Süleyman Yağız 1983-158

Zamani genel olarak şiirin de içeriğini önemsemekte. Kimi lirik şiirleri olmasına rağmen o daha çok didaktik şiirler yazmakta. Dörtlüklü şiirin vazgeçilmezi olan Uyak/ Durak/ Ölçü/ Revi/ Kafiye onun şiirlerinde hakkıyla yer aldığı söylenemez. Zamani yaşam biçimi ve karekteri ile çok yumuşak ve naiftir ancak şiirlerindeki üslubu günlük konuşma dilinin sınırları içinde kalıyor ve serttir. “Değişecek” adlı şiirinin son dizeleri sabit uyakla yazılmış ancak durakları 4+4+3 olması gerekirken bu şiirde 3+4+4 olmuştur. “Ey Özgürlük” adlı şiirinde ise kullandığı kafiyelerde ses uyumu yok.

“Köleler ve efendiler/

Ve köleler direndiler/

Zindanlardan haykırdılar/

Ey özgürlük senin için” Yaban elde Halk Ozanları tarihsiz. 60.

8’li hece ölçüsüne göre yazılan bu şiir 6 dörtlükten oluşmaktadır. Yukarıda ki dizeler şiirin 2’ci dörtlüğüne aittir. Dize sonlarına gelen “Efendiler/ Direndiler/ Haykırdılar” kafiyeleri ek ve kök olarak incelendiğinde ses uyumu yok. Bu sözcüklerin kökleri Efendi-Diren-Haykır şeklindedir. Diler ve dılar ekleri rediftir. Dörtlüklü şiir rediflerle değil kafiyelerle yazılır. Efendi, diren ve hayır sözcükleri biri biri ile ses anlamında uyumlu değildir.

Ölçü anlamında da dörtlüklü aşık şiirinde en çok kullanılan 8 ve 11 heceleridir. Zamani de şiirlerinde genellikle bu ölçüleri kullanmaktadır. Ancak bu ölçüleri kullanmasına rağmen bu ölçülere de sadık kaldığı söylenemez. “Değişecek” şiirinin ikinci dizesini örnek olarak verdiğimizde bu düzensizlik görülecektir.

İlkel insan toplumu ilkel komünal : 12

İkinci köleci, üç feodal : 10

Emeğin düşmanı olan kapital : 11

Değişmiş, değişiyor, değişecek. : 11 Yabanelde Halk Ozanları tarihsiz. 60.

Görüldüğü gibi normalde bütün dizelerin 11 hece ölçüsüne göre yazılması gerekirken bu dörtlükteki dizeler uyumlu değil.

SAVAŞA adlı şiirinde de dörtlüklerin son dizelerinde uyak olması gerekirken uyak kullanmamıştır.

Bin yara alsanda gine ağlama

Esir düşsen bile yine ağlama

Gözüne kan dolsa yine ağlama

Namluyu temizle sakın ağlama

Zindanda çürüsen bile ağlama

Ölene matem yok sakın ağlama.. Aydın Doğan 1996-207

Dize sonlarına gelen “Gine Ağlama” rediftir. İkinci dize olan “Bin yara alsanda gine ağlama” ikinci dize olduğu için normalde dörtlüklerin son dizeleri bu ikinci dize ile ses uyumu içinde olması gerekir. Burada ki uyak “Alsanda.” Bu sözcüğe uyacak olan diğer sözcükler şunlardır. Alsanda/ Kalsanda/ Çalsanda/ Dalsanda/ Salsanda/ olsanda olması gerekir. Son dörtlükte ise kafiyelerde de uyum yoktur.

Zamani’yim bu düzenle kavgam var

Dinle dostum sana /çokça sözüm var

Bizde(n) nice Mahir/ Deniz’ler doğar

Ölene matem yok / sakın ağlama.. Rıza Zelyut 1982-291

İlk dize olan “Zamani’yim bu düzenle kavgam var” 6+5 olması gereken durak bu dizede yok. O yüzden bu dize nefes alışı zorlar. Çünkü dize 6+5 duraklarına göre olması gerekirken 5+6 olmuş. İlk iki dizenin sonlarında “var” sözcüğü ile redif kullanmış. Ancak rediften önce gelmesi gereken kafiyelerde yine ses uyumu yok. “Kavgam” sözcüğü “Sözüm” kelimesi ses açısından uyumlu değil. “Doğar” kafiyesi ise redifle ses uyumu içinde ancak dörtlüklü şiirde şiiri biçim olarak güçlü kılan redifler değil kafiyeler/ uyaklar ve duraklardır.

Bir bütünü eşit bölmek ne güzel

İnsanlığa hizmet etmek ne güzel

Bir Gaye uğruna ölmek ne güzel

Ölümüm bir işe yaramalıdır.. Asım Bezirci. 1993-348

Bu dörtlükte de birinci ve üçüncü dizeler “bölmek/ ölmek” kelimeleri ile kafiyelidir. Ancak etmek kelimesi bu iki dize ile ses uyumu içinde değil. Uyaklarda ki revi harfi ise ( L ) dir. Kök açısından bakınca da böl, öl, köklerinde ses uyumu var ancak et kökü böl ve öl’le uyumlu değil aynı sesi vermemektedir.

Bütün bu eksikliklerine rağmen bir döneme damgasını vuran değerli bir Kürt Halk Ozanıdır Aşık Zamani.

 

Zamani İle ilgili Kaynakça:

Yeni Ortam Gazetesi (9.2.1973); Aşık İhsani, Ozan Dolu Anadolu (1974); Mehmet Bayrak (Demokrat Gazetesi 28.2.1980); Süleyman Yağız Yürü Bre Hızır Paşa (1983) Rıza Zelyut, Halk Şiirinde Gerçekçilik (1982) Rıza Zelyut, Halk Şiirinde Başkaldırı (1989), İsmet Zeki Eyüboğlu, Sömürülen Alevilik. ( 1991) Asım Bezirci, Türk Halk şiiri (1993) Aydın Doğan, Halkın Cönkü (1996) Yabanel Yayınları, Yabanelde Halk Ozanları (Tarihsız) Mehmet Bayrak, Eşkiya ve Eşkiyalık Türküleri 1985 Mehmet Bayrak, Öyküleri ile Halk Anlatı Türküleri (Genişletilmiş basım) Ezeli Doğanay Halk Ozanlığı Öldü Mü? 2011


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006