Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Libya’da Kaddafi’nin sonu!/Hurşit KAŞIKKIRMAZ
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Libya’ya NATO ve kapitalist emperyalistlerin saldırısı 19 Mart 2011’de başlamıştı. O günden bu yana Libya’ya saldırılar devam etti ve bu satırlar yazılırken Kaddafi’nin karargahının muhaliflerce ele geçirildiği haberi ajanslara düştü.

Bütün dünyada önemli güç merkezleri Kaddafi’nin gitmesini istiyorlar! Yani dünyadaki kapitalist emperyalistler ve önemli büyük ekonomilere sahip ülkeler, Libya’da rejimin değişmesi konusunda hemfikirler. Kuzey Afrika’da, öncelikle Tunus ve Mısır’da başlayan ve giderek Ortadoğu’ya sıçrayan ve Arap Baharı olarak nitelendirilen halk hareketlerini emperyalistler kendi çıkarları için kullanıyorlar. Siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak günümüzdeki kapitalist çağın gerisine düşen bu totaliter, teokratik ve krallık gibi yönetim biçimleri, gelinen aşamada kapitalist sistemin egemenleri tarafından pek de gerekli görülmüyorlar. Bu anlamda onların her haliyle kapitalist sisteme ve pazar ekonomisine siyasal anlamda entegre edilmeleri hedefleniyor. Bundan dolayı bu durumdaki önemli bölge ülkelerinde iktidarların ve rejimlerin değişmesi, emperyalistler ve önemli güç merkezleri tarafından isteniyor. Çünkü kapitalizm dünyaya bir ahtapot gibi yayıldı, yayılıyor. O, kendi kültürü gereği tüketimi yaygınlaştırmak için her yola başvuruyor. Yeni pazar alanları açmak için sistemin yapmayacağı hiçbir şey yoktur.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya sanayisini ve sermayesini büyük oranda gelişmiş emperyalist ülkelerde konuşlandıran ve oralarda doyuma ulaşan kapitalistler, son 20 yıldır ekonomi ve politikada yaptıkları strateji değişikliği ile sanayi ve sermayeyi gelişmekte olan yaklaşık 20 ülkeye kaydırdılar. Kuşkusuz bunu ucuz işgücünü kullanarak daha çok kar hedefliyorlar. Yirmi yılda bu konuda başarılı olan kapitalistler, şimdi ise Arap Baharı’ndan etkilenen ülkelerde kapitalizmi derinlemesine yaymak ve oralarda kendi yeni emellerine kavuşmak için plan ve projeler geliştirilmekteler. Kapitalizm ürettiğini, yeni üretim yapmak için tüketmek zorundadır. Eğer öyle yapmasa sistem krize girer. Bu durum bütün sanayi dallarında olduğu gibi silah sanayisinde de öyledir. Bu anlamda bu sistemde savaşlar kaçınılmazdır. Sistemin çarkının dönmesi için üretilen bunca silahı tüketmek gerekiyor. Bu konuda önemli kapitalist emperyalist ülkelerin hepsi hem fikirdir. Arap Baharı’nı bahane ederek Libya’ya saldıran NATO ve kapitalistler uzun erimli bir proje ile hareket ediyorlar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş kapitalist emperyalist ülkelerde ağırlıklı olarak sanayi üretimi yapıldığı için bu ülkelerde savaşlar yaşanmadı, yaşanmıyor. Son yirmi yıldır sanayinin taşındığı gelişmekte olan ülkelerde de şimdi üretim yapıldığı için savaşlara yol açacak herhangi bir durum gündeme getirilmiyor. Geride kalan diğer ülkelerde ise, duruma göre savaş koşulları yaratılarak, sistem, işi adeta ben savaşsız yaşayamam demeye getiriyor.

Arap Baharı bahane edilerek, NATO ve emperyalistlerin Libya’ya saldırmaları birden fazla nedeni içermektedir. Birincisi; bu durumdaki ülkelere gözdağı vermek. Bu ülkelerde emperyalistlerin çıkarlarının dışına çıkacak gelişmeleri engellemek. İkincisi; bölge ve ülkelerdeki zenginlik kaynaklarını kendi himayeleri altına almak. Üçüncüsü; kapitalist sisteme entegrasyonu tamamen gerçekleştirmek. Dördüncüsü; daha önce Bağlantısızlar bloğunda yer alarak halkçı gözüken Kaddafi’ye haddini bildirmek.

Bir bütün olarak kapitalist dünyanın iktidarı bırak git dediği Kaddafi’nin direnmesi hiç de akılcı ve mantıklı bir durum değildi. Burada önemli olan dünyadaki siyasal güç dengelerini sağlıklı bir şekilde değerlendirmek ve ona göre tavır belirlemektir. Öyle görüldü ki Kaddafi ve yandaşları 42 yıllık iktidarını ve bu vesileyle sahip oldukları ganimeti bırakmak istemediler. Kaddafi gibi halkına zulüm eden bir diktatörü, NATO ve emperyalist kapitalist barbar ülkelerin demokrasi adına vurmaları, dize getirmeleri nasıl değerlendirilmeli. Halklar için birinin diğerinden daha zalim ve barbar olduğu günümüzde bu tür olaylar karşısında dikkatli davranmak ve sağlıklı politika yapmak önemlidir. Halkın çıkarları doğrultusunda hareket ederek savaşlara hayır, ne Kadafi gibi diktatörler, ne de emperyalist kapitalistlerin işgal emellerine alet olunmamalıdır. Libya savaşında bu güne kadar 20 bin insanın öldüğü belirtiliyor.

Libya Lideri Muammer Kaddafi dünyanın bütün önemli güç merkezleri karşısında ‘erkeklik’ yaparak, bu ulusal ve uluslararası siyasal iklimde direnme yolunu seçti. Bu durumun ne kadar akılcı ve mantıklı olduğu görülüyor! Uluslararası kapitalist dünyanın bir parçası olan Libya ve Kaddafi, sisteme muhalif bir politikaya sahip olmadığı sürece direnmesinin bir anlam ifade etmeyeceği görülüyordu. Kapitalist emperyalistler son zamanlarda doğu Avrupa, eski Yugoslavya ve dünyanın diğer ülke ve bölgelerinde kendileri için hizaya gelmeyip raya girmeyen bütün ülkelerde aynı yöntemle davrandılar. Bu anlamda kapitalist emperyalist sisteme karşı bayrak açıp direnmek, halklar nezdinde ayrı bir öneme sahiptir ve belli bir değer taşımaktadır. Diğer yandan Kaddafi’nin, Saddam’ın yaptığı gibi hem sistemin bir parçası olmak ve hem de istediği gibi hareket etmesine kapitalist emperyalistler müsaade etmediler.

Kapitalist emperyalistlerin kuklası niteliğindeki Ulusal Geçiş Konseyi’ni (UGK) şimdiye kadar yaklaşık 35 ülkenin tanıdığı belirtiliyor. Dün Kaddafi, bugün ise UGK Libya halkının nihayi temsilcileri olmadılar, olamazlar. Bu konuda halkın özgür iradesine dayalı bir iktidar olmadığı sürece ülkede sorunlar ve problemler bitmeyecektir. Temennimiz bağımsız, özgür ve demokratik bir Libya’nın inşa edilmesidir.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006