Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

12 milyon insan ölümün pençesinde!/Hurşit KAŞIKKIRMAZ
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Bu başlık sıradan burjuva gazetelerinin Afrika’nın bir bölgesinde yaşanan kuraklık, fakirlik ve yokluktan dolayı zor durumda olan insanlar için kullandığı bir başlıktır. Bende bu konudaki yazıma aynı başlığı yazdım. Belki insanların ilgisini çeker ve bu konuya karşı bir duyarlılık olur diye. Birleşmiş Milletlerin (BM) son haftalarda yaptığı bir açıklamaya göre Afrika’nın bir kısmında 12 milyon insan, eğer acil bir müdahale olmazsa açlıktan ve susuzluktan ölecek. Bu konu ile ilgili basında çıkan haber ve yorumlara yazıda bolca yer vereceğim. Çünkü kara Kıta’nın bu bölgesinde yaşananlar çağımızda trajik bir durumdur. Alıntılarda bazı önemli rakamlar, tahliller ve tespitler yer alıyor.

Kara Kıta tarihinde ilk kez böyle bir durumla karşılaşmıyor. Denebilir ki asırlardır bu ve benzeri durumlar dünyanın bu bölgesi için adeta bir ‘kader’ olmuş vaziyettedir. İklimsel olarak, zor doğa koşullarının hakim olduğu Afrika, daha çok kuraklıktan kaynaklı problemlere hep sahip olmuştur. Günümüzde de burada aynı sorun devam ediyor. Kuşkusuz insanoğlu hala birçok doğa olayını çözemediği gibi Afrika’ya da yağmur, kar vb. yağışları yağdıracak bilgi, beceri ve tekniğe sahip değildir. Fakat başka türlü (taşıma, döşeme vb.) imkan ve olanaklarla oradaki insanların çeşitli ihtiyaçlarını giderecek bilgi, beceri ve tekniğe sahiptir. Elinde var olan imkan ve olanaklarla bu bölgedeki insanların su ve gıda ihtiyaçlarını karşılamayan dünyanın diğer bölgelerindeki zenginler ve insanoğlu bu ve buna benzer trajik olaylarla kendi soyundan olanların ölmesine seyirci kalıyor. Hani dünyada en değerli varlık insandı! Sağcısından-solcusuna, zengininden-fakirine, hümanistinden-zalimine vb. bu böyle değil mi? O zaman neden bu kronik soruna çözüm bulunmuyor? Sorun resmi rakamlara göre 12 milyon, fakat gayri resmi rakamlara göre 20 milyon insanın ölümüdür! Afrika’da her yıl aynı sebeplerden dolayı yüz binlerce insan hayatını kaybediyor. Öyle anlaşılıyor ki insanlar artık Afrika için bu tür meseleleri sorun yapmıyorlar. Ne de olsa hep duydukları, gördükleri bir durumdur. Yani insanlar bu duruma alıştılar. Afrikalı için açlıktan ve susuzluktan ölmek normal karşılanıyor! Bu durumla ilgili olarak basın bir gün yazdı. Ondan sonra ses seda kesildi. Basında çıkan haber ve yorumlar şöyle.

“BM, ‘Afrika Boynuzu’ adı verilen ve Etiyopya, Somali, Eritre, Kenya ve Cibuti’yi de içine alan bölgede son 60 yılın en ciddi kuraklığının yaşandığına dikkat çekerek, ‘Müdahale edilmezse Somali’nin güneyindeki 8 bölgeye de 2 ay içinde yayılacak’ şeklinde uyarıda bulundu. Güneyde 2.8 milyon kişinin yaşadığını belirten BM, şimdiden Somali nüfusunun yarısının yani 3.7 milyon kişinin kıtlıktan etkilendiğini açıkladı. BM, ‘Afrika Boynuzu’ndaki yaklaşık 12 milyon Afrikalının tehlike altında olduğuna dikkat çekti. Somali ve Etiyopya’da 1992 yılındaki kuraklıkta 200 bin kişi ölmüştü.”

El Kaide izin vermiyor


Somali’deki milyonlarca insana yardım götürmek ise çok zor. BM İnsani Yardım Koordinasyonu Dairesi (OCHA) yetkilileri yabancı yardım ekiplerinin, El Kaide’ye bağlı El Şebab örgütü militanlarının kontrolü altındaki bölgelere girmesinin hemen hemen imkânsız olduğunu söyledi. El Şebab geçen hafta bir kereye mahsus bölgeye yardım izni vermişti. Şimdi uluslararası örgütler Somali hükümeti ve militanlarla güvenliklerinin garanti altına alınması için pazarlık yapıyor. Afrika’nın en önemli finansal kuruluşlarından olan Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Donald Kaberuka, “Kıtlık yalnızca yağış ve gıda yetersizliğinin sonucu değil. Bitmek bilmeyen iç savaş da Somali’yi açlığa sürükleyen nedenler arasında. Tüm çözümler bir barış anlaşmasını içermeli” dedi.

10 bin çocuktan 4’ü ölürse...


BM’nin bir bölgede kıtlık olduğunu resmen ilan etmesi için bazı kriterleri var. Buna göre; bölge halkının günde 2 bin 100 kalorinin altında beslenmesi, çocukların yüzde 30’unda yetersiz beslenme tespit edilmesi, bir günde 10 bin çocuktan dördü, 10 bin yetişkinden ise en az ikisinin yaşamını yitirmesi dikkate alınıyor.


 ‘Yorulanları bıraktık!’


Somali’de yaşanan kuraklık Kenya’nın kuzeydoğusundaki 3 farklı kamptan oluşan bölgeye insan akını yaşanmasına neden oluyor. Haftada 4 bin ila 5 bin Somalilinin geldiği kamplar dünyanın en büyük mülteci kampları. Sığınmak için Kenya’ya gelen mülteciler yürüyerek kat ettikleri yol boyunca hiçbir şey yemiyor. Dadaab adlı kampa gelenler CNN televizyonuna tüyler ürperten gerçekleri anlattı. Muhammed Mahmoud adlı mülteci, “Somali’de kalsaydık ölürdük. Buraya gelirken zayıf düşen yakınlarımızı yol kenarlarında bırakmak zorunda kalıyoruz. Daha sonra onlara ne olduğunu bilmiyoruz. Kuraklık sahip olduğumuz her şeyi elimizden aldı” dedi. Kampta çalışan ‘Sınır Tanımayan Doktorlar’ örgütü üyesi olan Dr. Edward Chege ise, “Burada çok az kişiyiz ve yüzlerce insanı tedavi etmeye çalışıyoruz. Bize daha fazla gönüllü gerekiyor. Bu yıllardır meydana gelen en kötü kuralık. Daha önce böyle bir şey görmedik. Buradaki insanlar her şeylerini kaybetti şimdi de umutlarını kaybetmek üzereler. Kamptaki mültecilerin sayısı geçtiğimiz yıla oranla iki kat arttı. Kampta 500 bin mülteci var” diye konuştu.

1 milyar insanın tuvaleti bile yok


Dünyada yaklaşık 1 milyar kişi en az gıda kadar önemli olan temiz bir tuvalet imkânına sahip değil. Bu soruna çözüm bulmak isteyen Microsoft’un kurucusu Bill Gates, tuvaletlerdeki sağlık koşullarının düzeltilmesi, milyonlarca kişinin bu kötü koşullar nedeniyle hastalanmasının engellenmesi için büyük bir adım attı. Gates’in sahip olduğu Bill&Melinda Gates Vakfı birçok fakir ülkede yaşanan bu sorunun çözülmesi için tam 42 milyon dolarlık bir yardım yapacak. UNİCEF’e göre; yılda 5 yaşın altındaki 1.2 milyon çocuk ishal nedeniyle ölüyor.

 800 milyon dolar lazım


İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, ‘Afrika Boynuzu’nda kuraklığın pençesinde bulunan 10 milyon kişiye yardım için acil olarak 800 milyon dolara ihtiyaç olduğunu bildirdi. BM Gıda ve Tarım Örgütü ise toplamda 620 milyon dolarlık yardım çağrısında bulundu. Örgüt bu paranın Etiyopya, Kenya, Cibuti, Somali ve Uganda arasında dağıtılacağını açıkladı. Örgütün bölge sorumlusu Rod Charters, “Çok sayıda kişinin ölümünü önlemek için çok küçük bir fırsat penceremiz olduğunu gözardı etmemeliyiz” dedi. Örgüt, iç savaşın ve kuraklığın pençesindeki Somali’de acil insani yardıma muhtaç olanların sayısının 6 ayda 2.4 milyondan 3.7 milyona çıktığına dikkat çekti.” (21 Temmuz Milliyet)

Durum böyle, yukarıda anlatıldığı gibi. Böylesi bir olay karşısında insan hakları, hak-hukuk ve demokrasiden sıkça bahseden dünyanın gelişmiş, zengin ve olanaklı ülkeleri ne yapıyor, ne düşünüyorlar? Bu ülkelerin bu duruma düşürülmesinde, onların yer altı, yer üstü zenginlik kaynaklarının talan edilmesi, sömürülmesi ve tüketilmesinde rol oynayan kapitalist-emperyalist ülke ve kişiler, bu durum karşısında vicdanen ne kadar rahatlar? Ama onlarda vicdan var mı? Sınıflı toplumlarda sermayedarlar acımasız ve gaddardırlar. Kendi soylarına karşı adeta hayvani duygulara sahipler! Afrika’nın bu duruma düşürülmesinde payı olanlar, orayı işgal ve istila ettiklerinde her türlü yiyecek, içecek ve erzak götürmede kusur ve olanaksızlık görmediler. Fakat ne zaman ki Afrika’da yer altı ve yer üstü zenginlikler bitti, orası kaderiyle baş başa bırakıldı.

Bu konuda: “Afrika kıtasındaki ülkeler 15. Yüzyılda Portekizli denizcilerin kıtaya ayak basmasıyla Portekiz, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkelerin arasında sömürgeler olarak bölünmüş, bu durum çeşitli Afrika ülkelerinde 1970'lere kadar devam etmiştir. Çoğu Afrika ülkesinin sınırları, sömürgeci devletler tarafından masa başında cetvelle çizilmiştir. Bu durum, Afrika'da yıllarca süren iç çatışmalar ve sınır savaşlarına sebep olmuş, bu da Afrika'daki açlığı ve yoksulluğu artırmıştır. Sömürgeciler daha kolay yönetebilmek için Afrika ülkelerinde daima azınlıkları ve muhalefetleri desteklemiş, ayrımcılık yapmış bu da bir süre sonra soykırımlara neden olmuştur. Afrika ülkeleri bağımsızlıklarını ilan etmelerine rağmen çoğu halk hala sömürüldükleri ülkenin dilini konuşmakta ve ekonomik olarak onlara bağlı yaşamaktadır. Ayrıca, "yeni sömürgecilik" bu ülkeleri çeşitli yollarla sömürgeci devletlere bağlı tutmakta ve dış borçlarını İMF yardımıyla artırmaktadır”. (Vikipedi)

Dünyanın bu kıtasında böyle bir dramın yaşanması söz konusu iken, diğer kimi Kıta ve ülkelerde aşırı beslenmeden dolayı milyonlarca insan ölüyor. Kapitalizmdeki dengesiz gelişme insanları çaresiz bırakıyor. Gerek bilinçli veya gerekse bilinçsizce egoistleşen, bencilleşen, bireyselleşen ve kar güdüsü için hırçınlaşan, kendi soyuna karşı acımasızlaşan insanoğlu, bütün bu olumsuzlukların sebebidir. Bugün sistemsel kültür olarak, içinde bulunduğumuz koşullar insanları her alanda koşulsuz bir rekabete tabi tutmaktadır. Bu rekabet, insanların her alanda maymun iştahıyla hareket etmelerini sağlıyor. Ve ondan dolayı her alanda sahip olma duygusu ile hareket eden insan, yeme, içmede de aynı sorunu yaşıyor. Bu konuda; dünya sağlık örgütü verilerine göre her yıl 2.8 milyon insan aşırı beslenme yüzünden ölüyor. 1 milyardan fazla kişi ise aşırı beslenme yüzünden fazla kilolu olduğu için sağlık sorunu yaşıyor.

Bugün dünyadaki bu açlığın, yoksulluğun, savaşların kırım ve katliamların sorumlusu hakim sistem kapitalizmdir. Kapitalizm dünyanın bir bölgesinde insanları açlıktan öldürürken, diğer bir bölgesinde ise aşırı tokluktan öldürmektedir. Bu dengesizlik onun karakterinde vardır. Dünya işçi-emekçileri ve ezilenleri, sistemin bu adaletsiz gidişatına dur demelidir. Yeryüzünde her şeyin insanlar için adaletli bir şekilde paylaşılacağı, doğa koşulları göz önüne alınarak birçok yerde önlemlerin alınacağı, barış ve kardeşliğin tesis edileceği, baskı ve sömürünün ortadan kaldırılacağı bir toplumsal sistem için mücadele, kaçınılmaz olarak kendisini dünden daha fazla bugün dayatıyor.

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006