Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Süryanice ad bu ülkeyi böler mi?/Hüseyin Habip TAŞKIN
Hüseyin Habip Taşkın

NEWROZ



 

İnsanların çilesi bitmiyor. Aksine çile üstüne çile ekleniyor. Koskoca dünyada yaşamı birbirimize zindan etmeye devam ediyoruz. Ülkemizde gerek yasalarla gerekse de gayri meşru uygulamalarla azınlıkta olan insanlara baskının önü hep açıktır.

Her ülke kendisiyle övünüyor; “medeniyeti biz yaşıyoruz” diye. Oysa medeniyeti yaşamak insan haklarına sahip çıkmakla olur.

Sonuçta hepimiz insanız ama birbirimizden düşünce olarak farklılığımız var. Dünyada tekelci sermaye ve onun has dalkavukluğunu yapanlar var. Bir de emekçi cephesi var. Ezilenlerin, yoksulların ve halkların oluşturduğu kesimden söz ediyoruz. Türkiye’de diğer halkların varlığı ve kültürleri iktidar partilerince hep inkâr edildi. Süreç içerisinde başta Kürt halkı ve diğer halklar haklarını haklı olarak aramaya başladı. Bu hak mücadelesinin bazen bireysel başvurularla adli makamlarda da arandığını görmekteyiz.

Favlus Ay isimli TC vatandaşı, Süryanice olan “Paulus Bartuma” ad ve soyadını almak için  Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi de Soyadı Kanunu'nun ilgili maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Ancak Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Soyadı Kanunu'yla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yapılan başvurusu da reddedildi. Anayasa Mahkemesi, hükmü korudu. Anayasa Başkanvekili Haşim Kılıç'ın ve 8 üyenin itirazına rağmen 9 üye, Ay'ın, Bartuma olarak anılmaması gerektiğine dair oy verdi.

Favlus Ay bu ülkede yaşayan Süryani bir vatandaş. Rejim bu coğrafyada yaşayan bütün halkları inkâr ettiği gibi Süryanileri de inkâr etti etmeye de halen devam ediyor. Anayasa Mahkemesi’nden çıkan sonuç da “Süryani soyadı ülkeyi böler” manasına geliyor.

Süryani ad ve soyadı hangi mantıkla bölücü olabilir? Hiç kimse dünyaya gelirken ne milliyetini ne de mezhebini belirlemedi. Ailelerimizin yaşadığı bölgelere göre bizlere, sen şu halktansın, sen şu mezheptensin diye söylendi, aktarıldı.

Birçok ülke kendi egemen ulusu haricinde diğer yaşayan ulusları inkâr ve asimilasyon yoluna gitti. Türkiye’de de aynı yöntem hala devam ediyor. Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi’nin aldığı bu karar da TC’nin yasalarında kendisinden (Türklerden) başka yaşayan halkların isimlerine bile tahammül etmedikleri anlaşılıyor.

Bu ülkede Süryani ad ve soyadı kullanmak isteyen Favlus Ay’ın talebini bir insani hak olarak görmek gerekir. Peşin yargıyla bölücülük ve benzeri hükümler almak bu ülkede yaşayan halkları yok saymadan başka bir şey değildir. Oysa bu ülkede birçok halk var. Bunca zaman ve asimilasyon politikasına rağmen bazı halkların dillerini, dinlerini koruduklarını da görmekteyiz.

Bulgaristan- Todor Jivkov dönemini hatırlayanlarınız olur. O dönem Türkiye’de Başbakan Turgut Özal’dı.  “Bulgaristan hükümeti Türklere baskı yapıyor.”, “Türkçe ad ve soyadı kullanmayı yasak edip Bulgarca ad soyadını zorunlu tutuluyorlar”, “Türkçe değil Bulgarca konuş” diye. Bulgar hükümeti soydaşlarımıza baskı yapıyor diyerek tepki gösteren TC değil miydi? Keza Yunanistan içinde hemen hemen aynı konu için yaygaralar koparılmadı mı?

Fazla uzağa gitmemize gerek yok! Recep Tayip Erdoğan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için dilinize sahip çıkın ve benzeri uyarılarda bulunmadı mı? Bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüştüğünde Türk okulları için uyarıda bulunmadı mı? Bulundu.

Bu coğrafyada yaşayan halklara neden yasak var? İnsan haklarından söz edilecekse ilk önce her devlet kendi ülkesinde yaşayan bütün halklara saygı duymalıdır. Bu halkların sorunları nelerdir, talepleri nelerdir diye kendisine sormalıdır. Sonrada gereğini (doğru olanı) yapması gerekir. İşte bu davranışın adı insan haklarıdır. Sadece kendine değil, tüm halklar için insan hakları olmalıdır.

Bu ülkede birlikte yaşamak istiyoruz. Herkes kendi anadiliyle konuşma hakkına sahip olmak istiyor. Kendi adıyla, soyadıyla anılmak isteyenler bu hakkı kullana bilmelidir ve bu onların hakkıdır. Bu hak bölücülük değildir. Bu hakkı bölücülük olarak bilenler kafalarındaki örümcek ağları artık temizlemelidir. Bu topraklarda kan aktığı kadar aktı. Artık kin ve öfkenin yerine, barış rüzgârları esmelidir.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006