Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

PARTİDE, TEŞKİLATLANMA YA DA TAKIM ÇALIŞMASI!/S. Çiftyürek
S. Çiftyürek

NEWROZ

Genel olarak teşkilat yaratmaya soyunacak kadrolara; dahası yaşamsal ağırlıkları ve bağımlılıkları olmayan ya da en az olan genç kadrolara Kürdistan komünist hareketi olarak ÖSP’nin daveti var!

ÖSP’nin ideolojik, pratik, örgütsel alanda birden fazla sorunu bulunuyor ki bu sorunlar dün olduğu gibi bugün de yarın da olacak. Dün sorunlarımızın anasını diğer sorunlara oranla bir adım önde ideolojik-teorik yeniden üretim oluşturuyordu. Program ve tüzüğün dayanaklarını sürekli yenileme başta olmak üzere teorik, ideolojik sorunlar var ve her dönemde olacaktır.

Bugün ise sorunlarımızın anasını diğer sorunlara oranla bir hatta iki adım önde siyasal ve örgütsel (teşkilatlanma) sorunlar oluşturuyor. Amiyane tabirle örgütleneceğiz ve siyaset yapacağız!

Siyaset ve örgüt, partide daima ayrılmaz ikiliyi oluştururlar. Öyle ki Parti, siyaset ve örgüt bütünlüğü olmadan tarif edilemez, çünkü partiyi parti yapan ona ruh ve içerik katan ideoloji ile birlikte esas siyaset ve örgüttür. Bu nedenle siyasetsiz örgüt kadar, örgütsüz siyasetin de bir yanı daima topal kalmıştır.

Başka açıdan bakıldığında, insan organizmasında kanın/kan dolaşımının rolü neyse ideoloji ve siyasetin partideki işlevi de odur. Yine insan organizmasında iskelet ile temel organlarının uyumlu ilişkisi neyse parti organlarının ve organların toplamında oluşan organizasyon olarak teşkilatın partideki rolü de aynıdır. Teşkilatlanmanın önemi parti yapısındaki bu özelliğinden gelir. Ara not olarak şunu düşeyim; dağılan, çözülen Kürdistanlı tüm parti ve örgütlerinin asıl dağılma nedeni, ideolojik sorunlardan çok daha öte bir neden olarak, ÖRGÜT OLAMADIKLARI İÇİN dağıldılar!

Bu özelliğinden dolayı merkezi ve yerel düzeyde parti teşkilatlanması içerisinde örgütlenme birimleri yaşamsal bir ihtiyaçtır. Başta bütün aktif sempatizan, üye, kadro, yönetici kadro yapısının özellikleri hakkında parti hafızasını oluşturan ve bunu belli aralıklarla yenileyen bir teşkilatlanma bürosu ya da parti teşkilatlanma sekretaryası üzerinde düşünmeliyiz!

Benzetmek gerekirse, partinin tüm dinamik yapısının özellikleri hakkında bilgisayarlı çapraz tomografisini çeken, çekebilen bir teşkilatlanma bürosu! Bunu gerçekleştirecek teşkilatlanma kurumu oluşturulmadan, genel olarak görev dağılımında, özelde üye ve kadro görevlendirilmesinde aslına uygun görevlendirilme yapılamaz. Daha somut ve özgün çizgiler üzerinden sorunu ele aldığımızda:

Birincisi; teknolojinin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşama uyarlaması sonucunda; üye ve kadronun hatta genel olarak tüm vatandaşın kişisel ve siyasal bilgilerinin ayrıntılı tomografisini çeken rejimin ve hatta sermayenin bile aynı işlevi yapan birden fazla kurumu bulunuyor. Üye ve kadronun hatta vatandaşın siyasal, kişisel özelliklerini depolayan, bilgi bankaları oluşturan rejimin istihbarat örgütlerinin yanı sıra artık devlet ve özel bankalar, sigorta şirketleri, hatta belli başlı büyük marketler bile hepimiz hakkında belli bir bilgi hafızasına sahipse; parti Teşkilatlanma Bürosu da kendi üye ve kadro yapısını farklı açılardan tanımak için bir çalışma yapmalıdır. Unutmayalım ki tanımadığın, derinlikle tanımadığın sempatizan, üye ve kadrolarını aslına (sahip olduğu birikim ve potansiyele) uygun görevlendirme, teşkilatlandırma yapamazsın.

Geçmişten farklı olarak partinin sempatizan, üye ve kadrolarını tanımaya doğru yapılacak her çalışma, yazılı belge ve raporlar “polisin eline geçerse ne olur? Bu sorununda artık hükmü kalmamıştır. Yazılı bilgiler, belgeler, örgüt üyeliğinin ya da yöneticiliğin kanıtı olur” türünden gerekçeler de iki nedenle ortadan kalkmış durumda. Bir yandan meşru, yasal bir parti kuruyoruz, zaten üye ve kadrolar hakkında bilgiler devletin savcılarında var ve ayrıca partinin kendisi de veriyor, diğer yandan ise belirttiğim gibi dışımızda ama bizim hakkımızda birden fazla kurum zaten bilgi depolayıp onu sürekli yeniliyor. O halde biz komünistler sağlıklı bir görevlendirme için neden Teşkilatlanma Bürosu denetimi altında kendi sempatizan, üye ve kadromuz hakkında siyasal, kültürel bilgi ve deneyimlerinin hafızasını oluşturmayalım?

İkincisi; sempatizan, üye ve kadronun “sağlıklı bir görevlendirmesi” deyip geçemeyiz! Üye ya da kadronun doğal ya da sonradan edinilen yetenekleriyle örtüşmeyen parti içi politik, örgütsel görevlendirmelerin yol açtığı ağır siyasal, örgütsel tahribatları hepimiz yaşadık halen yaşıyoruz. Kendini sürekli yenileyen kalıcı örgütü yaratamadık ise bir biçimiyle hepimiz örgütlediğimizi dağıtık ise bunun temel nedenlerinden biri ideolojik-felsefi dokunun zayıflığı ise, diğeri ve belirleyicisi, partide kendini sürekli üreterek yenileyen sağlam bir Teşkilatlanma Bürosu’nun yaratılamamasıdır.

ÖSP bileşenini oluşturan komünistler olarak; teşkilatlanmada işleyen bir sisteme, yerelden en tepedeki merkezi birime kadar örgütün her kademesinde sistem yaratıcıları olarak teşkilatçılara (teşkilat mühendislerine, mimarlarına) dayanan bir teşkilatlanma bürosuna dün ulaşabilseydik bugün farklı konumda olurduk, olabilirdik!

ÖSP süreciyle birlikte kalıcı bir örgüt/örgütlenme mi yaratmak istiyoruz? İç devinimi olan, içten perçinli bir örgüt mü yaratmak istiyoruz? Partinin sempatizan, üye ve kadro yapısının teşkilatlandırılmasında aslına uygun bir görevlendirilmeye mi gitmek istiyoruz? O zaman öncelikle:

*Alan açan, ilişki yaratan ajitatör, propagandist ile düğüm atan yani örgütleyici olanı;

*İdeolojik-teorik duyarlılığı ön planda olan ile pratik, örgütsel duyarlılığı ön planda olanı; ya da analitik kimliği önde olanla siyasetçi kimliği önde olanı;

*Politik, örgütsel sorunları duygu ağırlıklı ele alanla mantık ağırlıklı ele alanı;

*Doğal yapısı gereği ağır davrananla, dinamik olanı;

*Paylaşılması gereken politik-örgütsel yükün ağırlığını sürekli birlikte yürüdüğü yoldaşının sırtına daha fazla yükleme eğiliminde olan ile ağırlığı kendi omzuna alma eğiliminde olanı;

*Sorunlara, olgulara mekanik ya da tek boyutlu yaklaşan ile olasılıkçı yaklaşanı yani birden fazla seçeneği dikkate alanı;

*Doğal yapısı gereği örgütte sürekli sorun üreten ile sorun çözümleyeni;

*Zaaflarının, hatalarının sürgit esiri olarak yaşayanla, arkalanmış pratik süreçte yürüdüğü yolu eleştirel irdeleyen ve durmaksızın açığa vuran hata ile zaaflarını aşan, aşmaya çalışanı:

*Eylemci yönü ağır basan ile planlayıcı yönü ağır basanı;

*Olur olmaz her sorunda kişiliğinin tüm yönlerini açığa vuran ile kendini saklama eğiliminde olanı;

*İdeolojik, siyasal ve örgütsel aidiyetinden bağımsız olarak yani doğal kişiliği demokrat olan ile otoriter olanı vb. tüm bunları dikkate almanın ötesinde ayırt edebilen ve parti örgütlenmesinde veri alan/alabilen bir teşkilatlanma bürosuna ulaşmalıyız.

Elbette birden fazla yeteneği (değeri) temsil eden az sayıda kadro da var ve bu tür kadroların partinin her alanında genişletilmesi için çaba harcamalıyız. Kim çaba harcayacak? Parti Teşkilatlanma Bürosu! Örneğin; teşkilatlanmada ilişki yaratan olduğu kadar örgütleyici de olan yani örgütlenme alanında birden fazla özelliği (yeteneği) kendinde taşıyan Sverdlovlar gibi ya da ideolojik duyarlılıkların yanı sıra örgütsel duyarlık ve yetenekleri de olan kadrolara özel olarak ulaşma çabamız olmalıdır.

Bugün olduğu gibi yarında partide; kadro var açık denizde hırçın dalgalar misalidir, kadro var dingin liman misalidir, kadro var ağırlıkla iyi söz söyler, kadro var ağırlıkla iyi düşünür, kadro var ağırlıkla iyi iş yapar ve kadro var bunların tümünün ortalamasını temsil ediyor olabilir. Bunların bilinciyle davranabilen bir Teşkilatlanma Bürosu!

Partinin sempatizan, üye, kadro yapısındaki bu zengin farklılık her zaman var olacaktır, olmalıdır. Çünkü partideki zengin insan farklılığının kaynağı halklardır, halklardaki zengin farklılığın kaynağı ise doğanın kendisidir. Zengin farklılık, doğadan halklara, halklardan insana dolaysıyla insan eseri olan sendika, parti, dernek, fabrika gibi sıkı ya da esnek örülmüş tüm örgütlü yapılara az ya da çok ama mutlaka yansır. Demek ki yukarıda belirttiğimiz ve yer yer karşıtlıkları da içeren zengin farklılıklar az ya da çok ama daima partide var olacaktır, olmalıdır da.

Tüm bu farklılıkları, örneğin duyguları baskın olanla, mantığı baskın olanı; dingin toparlayıcı olan ile dinamik dağıtıcı olanı; örgütlenmede sistem yaratıcısı olanla sisteme salt dâhil olabileni; mekanik bakanla olasılıkçı bakanı, ideolojik duyarlılıkları baskın olanla, siyasal refleksleri ön planda olanı mümkünse daha küçük ya da rüşeym halindeyken gören, algılayan, ayırt eden hatta gerektiğinde ayıklayan bir Teşkilatlanma Bürosu’nun yaratılması! Belirttiğimiz zengin farklılık üzerinden uyumlu olmanın ötesinde organik işleyen bir görevlendirmeyi Lenin’in “orkestra şefliği” dediği türden bu misyonu ancak Örgütlenme Bürosu yapabilir!

Üçüncüsü; partideki insan kaynaklarına mekanik değil analitik bakan, bakabilen, analitik bakışını mekân-zaman akışı içerisinde sürekli yenileyerek geliştiren; yanı sıra sempatizan, üye, kadro yapısını esas kendi pratiği üzerinden değerlendiren, eğiten, geliştiren bir Teşkilatlanma Bürosu! En büyük eğiticinin hayatın içerisindeki pratiğin kendisi olduğunu bir an olsun unutmadan; propagandisti, örgütleyiciyi, eylemciyi ve planlamacıyı kendi alanında eğitecek, yönlendirecek; partinin organ ve birimlerini yaz-boz tahtası olmaktan çıkaracak bir Teşkilatlanma Bürosu!

Çünkü kimi kadrolar var zaman-mekân ve ilgili insanın özgün yanlarını hiç ama hiç kale almadan önüne gelene aynı frekansla, aynı vücut diliyle, aynı içerikle propaganda geliştirirler. Karşısındaki ilgili mi değil mi dolaysıyla alıcı mı değil mi bunları dikkate almadan doğrularını tekrarlayan az değil.

Burada dikkat edilecek birden fazla sorun vardır: Eğiteni eğitirken, donuklaşmış paket bilgilerden kaçınmak kadar, örgütleyeni örgütlenme üzerine eğitirken de kadronun özgür yaratıcılığının parti tarafından esir alınmasına yol verecek yönelimlerden kaçınacak bir Teşkilatlanma Bürosu! Vurgulamak istediğim, parti somutta da onun adına teşkilatlanma bürosu, sistem yaratma adına parti yaratıcılarını (örgütleyicilerini) esir alarak özgür yaratıcılıklarını öldürecek yönelimlere girmemelidir.

Tıpkı, doğadan yararlanmak için ona dostça müdahale ile doğayı “kullanmak” amacıyla yapılan düşmanca müdahalenin içerdiği temeldeki farklılık benzeri parti teşkilatlanma bürosu da, partideki farklı ve zengin insan kumaşı hatta aynı kumaşın farklı desenlerine aslına uygun görevlendirme adına ona zarar vermemelidir.

Dördüncüsü; teşkilatlanmada yol almak istiyorsak, Partide ister yerel ister merkezi düzeyde olsun teşkilatlanmaya soyunacak olan kadrolar, yukarıda belirttiğimiz üye ve kadronun zengin farklılığının üzerinde zihinsel olarak yoğunlaşarak, zihin haritasına öncelikle bu sorunu yükleyerek çözüm aramalıdır. Partinin bu önemli sorununda görev almak isteyenler, siyaset ve örgütlenmenin vitrininde değil en meşakkatli alanı olan mutfağında yani doğrudan örgütlenmenin inşa ve planlayıcı kadroları olarak yoğunlaşmak zorundadırlar. Tam da bu yoğunlaşmanın gereği olarak, insanın beyin ya da bir başka organının bilgisayarlı çapraz tomografisini çekme misali; parti Teşkilatlanma Bürosu da tüm sempatizan, üye ve kadro yapısı hakkında ayrıntılı bir kavrayış geliştirmelidir.

Beşincisi; bu söylenenlerin toplamında özel olarak bir şeye dikkat çekmek istiyorum: Takım çalışması! Mesela 11 kişiden oluşan bir futbol takımının tamamı stoper ya da golcülerden oluşursa o takım, takım olamaz, kolektif takım oyununu oynayamaz.

Bir parti komitesinin tamamı propagandif ya da analitik veya örgütleyici niteliklere sahip olursa o komite farklı yeteneklerin kolektif birliği olur mu? Hayır! Denilecek hali hazırda komite kuracak kadrodan yoksunuz, böyle bir seçeneğimiz zaten yok! Bugün tablomuz bu olabilir ama önemli bir şeye nasıl bakıp nereden başladığımızdır. Halk boşuna “nasıl başlarsan öyle devam eder” dememiştir.

Sonuç olarak: örgütlenmede küçük olanı adım adım ama istikrarlı büyütmeyi; önce parti, sonra devlet (elbette komünistler yönünde devlet olmayan devlet) olmayı mı hedefliyoruz? Kurulu şoven rejim ve sermaye düzeninin egemenliğine son verecek bir siyasal örgütlenmeye tıpkı canlı hücre-organ-organizasyon misali kendini sürekli yenileyerek bürokratikleşmeye yol açmayacak olan bir teşkilatlanmaya mı ulaşmak istiyoruz? Parti örgütlenmesinde güçlü ve özgür komünist bireye dayalı kolektif bir teşkilatlanmayı geliştirmeyi mi hedefliyoruz?

Bütün bu görev ve sorumluluklar yine bizi Teşkilatlanma Bürosu’na götürür.

Genel olarak teşkilat yaratmaya özelde teşkilatlanmanın beyni olan teşkilatlanma bürosunu yaratmaya soyunacak kadrolara; dahası yaşamsal ağırlıkları ve bağımlılıkları olmayan ya da en az olan genç kadrolara Kürdistan komünist hareketi olarak ÖSP’nin daveti var!

Bu davete icabet edecek olanların basit bir kuralı dikkate almaları gerekir: Düzeni olanlar düzen değiştiremezler! Teşkilat yaratmanın dinamiği olmak isteyenler, dünyanın özelde de Ortadoğu ve Kürdistan’ın geçmiş tüm örgüt, örgütlenme deneylerini irdelemeli ama kendisi olabilmeye odaklanmalı!

canbegyekbun@hotmail.com


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006