Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Sokağın yaratıcı ve öğretici gücü/T. Atmaca
T.Atmaca

NEWROZ

Sokak denince akla hep binler, milyonlar geliyor. Kuşkusuz bu önemli ama daha da önemlisi bunun bireyden başlaması. Yani, direnen kişinin durduğu, yaşadığı, eylediği ve düşündüğü zemini işgal edip denetlemesinden başlar.

Kürdistanlı komünistler olarak önümüzdeki günlerde program ve tüzüğümüze son şeklini vererek, Özgürlük ve Sosyalizm Partisi’ni kuracağız.

Uzunca bir süredir ideolojik ve teorik tartışmalarımızla oluşturduğumuz birikimimizi böylece somutlamış olacağız. Kuşku götürmez ki tartışmalarımız devam edecektir. Çünkü ideolojik – teorik tartışmalar bitirilmiş sonlandırılmış meseleler değildir. Tabii ki ideolojik – teorik birikim önemli. Ama bundan daha önemlisi bu birikim üzerine kuracağımız partiyi örgütleme sorunudur. Yani teşkilatlanma diye bir sorunumuz hala önümüzde duruyor. Bu sorun üzerine yoldaşlarımız gazete sayfalarında yazdı. Elimizde ki bu sayıda da S.Çiftyürek yoldaş bu konuda düşüncelerini yazdı. Ve görünen o ki daha yazılıp – çizilmeye devam edilecek. Kuşkusuz teşkilatlanma sorunu önemli. Ama sorun bununla bitmiyor. Biz artık kitleler nezdinde siyaset yapacağız. Hem de yerleşik siyasal yapıların uzunca bir süredir aşındığı, halkların haleti ruhi yelerinin sürekli bir saldırı tehdidiyle yönlendirilen bir korku siyaseti tarafından dumura uğratıldığı, denetlendiği günümüzde toplumu değiştirip – dönüştürmek adına siyaset yapacağız.

Öncelikle bir belirleme yapmak gerekirse; siyaset belli bir durumda, devletle kitleler arasında çatlak kabilinde bir mesafe yaratan ve evrensel bir iddiası olan yeni siyasal öznelerin ortaya çıkmasını sağlayan bir praksistir. Bu bağlamda, siyaset belli bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Hele günümüzde sorun Marksizm’in siyasal boyutunun – siyasal yaratıcılık ve hayal gücü yeteneğimizi tamamıyla seferber etmemizi gerektiren bir boyutunu – “yeniden aktive etme” meselesi iken. Çünkü uzunca bir süredir böyle bir siyasal hayal gücünü seferber etme konusunda bir bütün olarak devrimci, sosyalist ve komünist hareket başarısız bir konumda. Hatta tersinden muhafazakâr, sağ hareket bu konuda daha başarılı…

Evet, yukarıda da belirttik, siyaset devlete mesafe almaktan ibarettir. Çünkü devlet, özellikle de sözde sivil toplumla kaynaşmış olan ve adına demokratik devlet denilen toplumsal hayatın gittikçe daha fazla alanına nüfuz etmektedir. O nedenle siyaset devletle toplum arasında bir mesafe yaratılması gereken şeydir. Üstelik bu mesafenin yukarıda belirttiğimiz gibi devletin çatlakları içerisinde yaratılması gerekir. Bu da ancak devletten ayrı duran ve onun üzerinde baskı uygulayabilecek kolektiviteler oluşturmaktan geçer. Bunun yolu ise ancak sokaktan ve sokağın canlılığından geçiyor. Yani sokakta örgütlenecek eylemliliklerden ve bu yolla oluşturulacak çatlak kabilinde mesafeyi yaratmaktan geçiyor.

Oysa sokak denince akla hep binler, milyonlar geliyor. Kuşkusuz bu önemli ama daha da önemlisi bunun bireyden başlaması. Yani, direnen kişinin durduğu, yaşadığı, eylediği ve düşündüğü zemini işgal edip denetlemesinden başlar. Bunun için illaki milyonlarca insan gerekmez. Hatta binlerce insan bile gerekmeyebilir. Başlangıçta sadece birkaç insanda yeterli olabilir. Hatta sokakta kimi zaman direniş küçük gruplarla başlayabilir. Tamda sorun burada. Çünkü siyaset sanatı, bu tür direniş hücrelerini bir arada dokuyup ortak bir öznellik oluşturmaktan ibarettir. Bu ise ancak bireylerin, kitlelerin kendisiyle yüzleşmesi ve kendi müthiş gücünün farkına varmasıyla mümkündür. Bireyin, kitlelerin kendi gücünün farkına varmasının yolu ise sokaktan geçmektedir.

Çünkü sokak insanı özgürleştirir. İnsanı ve kitleleri isyana ve asiliğe teşvik eder. Onun kışkırtıcılığını ortaya koyar. Bugüne kadar yerkürenin her yerinde, baskı, otorite ve şiddetin olduğu her yerde sokak direnişin ve özgürlüğün simgesi olmuştur. Bundan sonra da öyle olacaktır.

Çünkü sokak umuttur. Kitlelerin umutlarının tükendiği anda hayallerin yeniden filizlendiği ayaklandığı yerdir. Duyarsızlığın, tepkisizliğin hatta suskunluğun aşıldığı aydınlık ve ışığın ortaya çıktığı, özcesi başkaldırıdır sokak. Yani bireyin, kitlelerin artık bende – bizde varız dediği yerdir sokak.

Sokak değişimdir. Çünkü her türlü statükoya, egemenlik ilişkisine karşı sessiz yığınların yıkıcı gücünün ortaya çıktığı ve reddetmenin adıdır sokak. Her şey bitti dendiği anda sokak yeni bir başlangıçtır. Çünkü sokak bireylerin, kitlelerin ruhlarının silahlandığı yerdir.

Sokak kaostur. Standard ve tekdüze olan her şeyi reddeder. Tıpkı hayat gibi… Yani kaosun yaratıcı zenginliğiyle hayatın gökkuşağını oluşturur. Var olan canlılığıyla hayatı yeniden anlamlandırır.

Hayatın, değişimin manifestosu sokakta yazılır. Başkaldırı ve isyan sokakta örülür. Bu bağlamda sokak başkaldırı ve isyandır.

İşte bu ve benzeri meziyetlerinden dolayı egemenler tarihin her döneminde sokaktan ve onun gücünden korkmuşlardır/korkuyorlar. Ve bu yüzden yine egemenler tarih boyunca sokağı kontrol etmek, sokakta tahakküm ve hâkimiyet kurmak için her yönteme başvurmuşlardır/vuruyorlar. Bir biçimde sokağı işgal edip, sokaktaki yaşamı terörize ediyorlar. Hatta uzunca bir süredir kentsel mekân dokusunu tümüyle değiştirerek (dikkat edilirse artık kentlerde daracık sokaklar yerine daha geniş ve düz bulvarlar oluşturuluyor) sokağın bu isyankâr ruhunu öldürmeye çalışıyorlar. Bütün bu uğraşlara rağmen egemenlerin onca çabaları sonuç vermemiştir/vermez de. Dün olduğu gibi bugünde sokaklar barikatlarla o derin kardeşliğini sürdürmeye devam ediyor/edecektir. Çünkü dün olduğu gibi bugünde sokaklar egemen olanların değil, muktedir olanların dans ettiği yerler olmaya devam ediyor. Çünkü sokak hala o yaratıcı gücüyle öğretiyor, öğretmeye devam ediyor.

İşte tam da bu süreçte, biz Kürdistanlı komünistler olarak Özgürlük ve Sosyalizm Partisi’ni kurma çalışmalarını sürdürürken sokağın bu yaratıcı, öğretici gücünü sürekli hafızalarımızda tazeleyerek, siyasi kampanyalar, etkinlikler ve eylemliliklerle partiyi sokakta örgütlemeli ve kurmalıyız.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006