Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Sözlerin ne çok sonbahar/Rıdvan Sesli
Rıdvan SESLİ

NEWROZ



 

Geceye karışmış birçok şarkıyla sesin çoook uzaklardan gelir bazı. Bazı görülmez, kayıp giden bir yıldız gibi suretin. Bazı durulu bir su, bazı bir sel olursun, kentler dolanır ayaklarıma. Resmi fotoğrafçı camekanında bir hüzündür, gülüşün. Bazı, uzun bir yolculukta otobüs camından görülensin, öyle ne içerdesin ne dışarıdasın. Yanımdasın yanımda; dokunsam bir yangınsın. Biraz madımaktır saçların, ateşe alınmış. Biraz Zilan, ırmakların kana bulanmış. Gözlerinin yeşili erguvan, bahara benzemiş. Sözlerin yağmura durmuş bir sonbahar. Ucuz pazar malına uzanır gibi, uzanmış eller ömrüne. Her şeyden biraz var, her şeyden biraz yok gibi köylerin.

Çok olmuş üzerindeki önlüğü yırtalı. Bir teneffüs hayata atılıp birkaç yerinden bıçaklanmışlığınla düşlerin, yara alalı çok olmuş. Nerde büyüttünse sen kendini, kiri/karasıyla hayatın önlüğü bedenine ağır gelmiş.

Oysa ne canlı yıkardın saçlarını

Senin yüzüne su değerdi

benim kalbime bıçak.

Birkaç kez ölmüşsün, mezar taşlarından oyuncaklar yapılmış çocuklara. Şimdi hangi ölüme gitmektesin yine böyle. Bu kez yaşamak, götür biraz kendinle ne olur. Belki yine dönersin, yine öyle, he canım bizimle. Bak yine tutuldu dilim, kelimeler dondu. Sen vargel gittiğin yerden bize bir şeyler söyle. Sahi ne tez eksilttin bizi, ne de çabuk vazgeçtin. Zaten iki kişiydik sen nerde günü akşam ettin.

Bak ötemiz yeşil, ardı park

Ardı çocuk parkı

Bak nasılda boş salıncaklar

Bak akasyalar öyle beyaz ki

Öyle beyaz ki ayrılıklar

Bu şehir o kadar yalnız ki

En az akasyalar kadar…

Ve ne çoklar onlar, o görkemli şatonun duvar dibinde, uzanmış yatmışlarla, onlar ne çoklar; evsizler. Açtı cumartesi güneşi, mutluluk bir turist gibi geziyor şimdi gece kondu mahallesini. Ama inan bana umut buralı, umut bizden. Taşlar arasında açan karanfiller gibi. Bana inanmıyorsan, çocuklara inan. Ellerinde taşlarla, nasılda vuruyorlar o dediğim ejderhaya. Bak, dizlerimde burada, dizlerime bak, o kadar kanattım ki –kimseler gücenmesin- taşlarla kandaşlığım var.

Bizi allayıp-pulladıkları bir hayatın bodrumunda büyütüyorlar ya; bir de seni beğenmezdiler. Gerçi sokağında hiç ah işitilmedi değil ama susuz kalmadı hiçbir ağaç, gün utanmadı doğmaktan.

Seni beğenmediler

ruj kokulu sokakların

açlıkla örülü duvarları

yeni kararnamelerle

meydanları daraltıyorlar şimdi…

Karşımda susma öyle, öyle bakma yüzüme. Bıraktığınız yerde değilsek, mayıs sabahlarında mesela, öyle içimizden geldiği için değil, öpülmemiş birkaç güne sığdıramadığımız içindir hikayemizi…

sen var gel gittiğin yerden

sözün lafımı olur

aynı tastan su içmişliğimiz var,

yetmez mi?

elde bir ömrüm var, yetmez mi?

sözlerin ne çok sonbahar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006