Baglanti   Subelerimiz  
Sayı: 30
  Ana Sayfa    Köşe Yazıları     Yazarlar     Arşiv  

EDİTÖR
DÜNYA
İŞÇİ SINIFI
KÜRDİSTAN
KÜLTÜR-SANAT
BİYOGRAFİ
RÖPORTAJ
GÜN YAYINCILIK
POLİTİKA
ÖSP


Bilgilendirme


Links

Arap baharı Fas Krallığı’nı sarsıyor/Hurşit Kaşıkkırmaz
Hurşit Kaşıkkırmaz

NEWROZ



 

Yalnız Kürt ve Türk basınında değil, Batı ve bütün dünya basını ve kamuoyunda Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan değişim rüzgarı, Arap baharı olarak nitelendiriliyor. Oysaki Arap dünyasında devrim ve değişim hareketliliği, 17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta işsiz bir üniversite mezunu gencin kendisini yakmasıyla başladı. Tunus’taki ayaklanmanın etkisi 25 Ocak 2011’de Mısır’a sıçradı. Aslında halk hareketleri kışın başladı. Bu duruma rağmen herkes Arap baharı diyor. Çünkü mevsimlerden baharın önemli bir özelliği vardır insanlar için. Bahar, insanlar için bolluğun, bereketin habercisi ve doğanın kış uykusundan uyandığı, bütün canlıların hareketlendiği bir mevsimdir. Bu anlamda Araplar, baharı beklemeden kışın kış uykusundan uyandılar ve bahara müjde ile girdiler. Bu iki ülkedeki diktatörlerin devrilmesiyle birlikte her iki bölgede onlarca ülkede halklar devrim, değişim ve reform talepleriyle sokaklara dökülerek 30-40-50 yıllık yönetici ve diktatörleri zorlayarak kimilerini devirdiler, bazılarını ise değişim için sıkıştırarak onların reform yapmalarını zorunlu hale getirdiler.

Bilindiği gibi bölgede Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn, Sudan, Suriye, Libya, Kürdistan, Lübnan, Cezayir, Fas, Filistin, İran vd. Bunların bazılarında iktidarlar değişti, bazılarında ise iktidarların değişim için reform yapmaları konusunda gerek halk ve gerekse dünyanın önemli güç merkezleri tarafından sıkıştırılıyorlar, uyarılıyorlar. Bu ülkelerden biri de Fas’tır. Fas, ülke olarak Arap baharından etkilenmiş ve Mart ayında bir dizi protesto ve değişim talepli etkinlik ve eylemliliklere sahne olmuştu. Fas, krallıkla yönetilen bir Kuzey Afrika ülkesidir. Ülkede muhalefet, çok güçlü olmamakla birlikte, eylemliliklerle kendisini his ettirmiş ve Kral’ın reform yapma sözü vermesiyle eylemler dinmiş ve muhalefet reforma odaklanmış bir durumdaydı. Fas Kral’ı 6. Muhammed Mart ayındaki eylemlilikler döneminde 1 Temmuz’da reform için referanduma gitme sözü vermişti. Bu durumda reformun içeriği, katılım oranı ve kabul edilmesi ile ilgili olarak basından alıntılar yapacağım.

“Fas’ta Kral’ın yetkilerini sınırlandıran demokratik reformları içeren anayasa değişiklikleri için yapılan referandumda, halk büyük bir çoğunlukla ‘evet’ dedi. ‘Arap Baharı’ olarak ifade edilen halk ayaklanmaları ile paralel olarak Fas’ta da yapılan gösterilerin etkisiyle Kral Muhammed tarafından gündeme getirilen anayasa değişikliklerine verilen ‘evet’ oyu oranı, sayımı yapılan oyların yüzde 94’üne göre, yüzde 98,5 oldu. Fas Kralı 6. Muhammed, demokratik bir parlamentoya sahip anayasal monarşi kurma, elindeki geniş siyasi ve dini yetkilerden anayasal reformlarla vazgeçme vaadinde bulunmuştu. Referandumu takip eden bir gazeteci şu yorumu yaptı: ‘Gözlemlerime göre tam bir Arap deneyimi yaşıyoruz. Bu süreç Arap Baharı’yla yakından ilgili. Hem anketler hem de sokaktaki Faslılar, Kral 6. Muhammed’in ülkeyi yönetmeye başlamasıyla birlikte reform sürecinin başladığını kabul ediyor zaten.’ Değişikliklerle hükümete açık yürütme gücü kazandırılıyor, parlamentoya yeni yetkiler veriliyor, yargının bağımsızlığı garanti ediliyor. Buna karşın Kral’ın da hükümet, ordu, dinsel idare ve yargı üzerinde rolü olduğu kabul ediliyor. Ülkede demokrasi talebi için gerçekleştirilen ilk gösteri geçtiğimiz Mart ayında yapılmıştı. Arap dünyasının 47 yıl ile en uzun süreli hanedanının bulunduğu Fas’ta Kral Muhammed, 1999’dan beri ülkenin başında.” (Euronews)

“Fas 20 Şubat tarihi itibarıyla halk ayaklanmalarının yaşandığı ülkeler kervanına katılmış, sokaklar vatandaşlık haklarının tanınmasını isteyen Faslılarla dolmuştu. Ardından başkent Rabat’tan başlayan barışçıl reform çağrıları kısa zamanda ülkenin çeşitli şehirlerine sirayet etmişti. Hükümetin kendilerini temsil etmediği ve diktatörlüğün sona ermesi gerektiği düşüncesi Faslıları bir araya getirdi. Ancak ülkede eylemler için toplanan insanların sayısı reform talebiyle ayaklanmaların olduğu diğer bölge ülkelerine kıyasla oldukça azdı.

Ortadoğu’da halk ayaklanmalarının hız kazandığı bu dönemde Fas’taki ayaklanmaları diğerlerinden farklı kılan birkaç unsurdan bahsedebiliriz. Bunlardan ilki, bir devrimden ziyade yapısal ve anayasal değişikliklerin yapılmasının ana hedef olmasıydı; rejimin yani monarşinin sona erdirilmesini isteyenler ise azınlıkta kalıyordu. Protestolar, rejimi temsil eden Kral Muhammed’e karşı değil de hükümete karşı yapılıyordu. Fas’ın daha demokratik bir sistem ve kurumlara ihtiyacı olduğu dile getiriliyor, fakat bu düzene geçiş için yapılacak reformların Kral tarafından gerçekleştirileceği beklentisi korunuyordu. Bununla birlikte, bazı bölgelerde eylemlere resmi iznin dâhi verilmiş olması bir diğer ilgi çekici noktaydı.

1999 yılında başa geçen Fas Kralı Muhammed ile birlikte çeşitli reformlar yapılmaya başlanmış ve özgürlükler genişletilmiş olsa da ülkenin son yıllarda hak ve özgürlükler bağlamında bir gerileme yaşadığını söyleyebiliriz. Yolsuzluğun yüksek seviyeye ulaşması, ekonomik gelişmenin istikrarsız bir yapıda gerçekleşmesi, işsizlik ve yoksulluğun artmasının yanı sıra okur-yazarlık oranının düşmesi de rahatsızlık yaratan unsurlar arasındaydı.

Eylemlerin başlamasıyla birlikte, Kral Muhammed daha özgürlükçü ve demokratik bir yapıya geçilmesi amacıyla anayasal değişikliğine yönelik bir referandum yapılacağını duyurdu. Bu duyurunun ardından ülkede, referandumla getirilecek değişiklikler bağlamında üç önemli konu tartışılmaya başlandı: Kral’ın yetkilerine getirilecek sınırlamalar, Fas’ın İslami kimliğinin vurgulanıp vurgulanmayacağı ve Fas’ın Berberi azınlığının dilinin resmi olarak tanınıp tanınmayacağı.” (Gamze Coşkun-Araştırmacı)

Genel olarak bu konuyla ilgili yaşanan ve yazılanlara baktığımızda; Arap dünyasında varlıklarını sürdüren totaliter, teokratik ve krallık gibi yönetim biçimleri, muhalefetin güçlü olup olmamasına bakmaksızın çeşitli değişiklik ve düzenlemelere gitmek zorunda kalmalarıdır. Çağın gerisine düşen bu yönetim biçimleri, artık halk tarafından kabul görmüyor. Bu anlamda bunların değişmesi ya radikal bir şekilde veya pasif geçiş yöntemleriyle oluyor. Burada anlaşılması gereken bölgedeki söz konusu bütün ülkeler şu veya bu şekilde Arap Baharı’ndan etkilenmiş gözüküyorlar.

Nasıl ki 1700 ve 1800’lü yıllarda Avrupa kıtasında bir kaç ülkede feodal monarşiye karşı devrimler gerçekleşip daha sonrasında bütün kıtayı etkilemişse, bugün bölgede Tunus ve Mısır’da başlayan devrim, değişim ve reform istekli hareketler de istisnasız bölgedeki bütün ülkeleri etkiledi, etkiliyor. Bu anlamda Fas’ta güçlü bir muhalefet olmamakla birlikte Kral’ın reform için üç temel konuda referanduma gitmesi, onun bu yöntemle yumuşak geçiş yaparak nefesinin kısılmasını engellemeye çalışması olarak okunmalıdır.

Çağımızda Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerin çoğunda kapitalist, burjuva parlamenter sistem ve rejimlerin sorgulandığı bu momentte, bölge Arap halkları hâla feodal yönetim biçimlerini değiştirmekle meşguller. Bu dönemde bölge halklarının bu mücadelesi küçümsenemez. Fakat genel anlamda bu ülkelerde yapılan yetersiz reformlara baktığımızda bunların bu çağda bölge halklarını nasıl tatmin edeceği bir soru işareti olarak kafamıza takılıyor.

21. yüzyılda krallık ve ona bağlı olarak feodal monarşi gibi bir rejimin hakim olduğu Fas’ta, referanduma yoğun bir katılımın sağlandığı belirtiliyor. Bu duruma rağmen belli bir kitlenin referandumdaki anayasal değişikliliği yetersiz bularak sandığı boykot ettiği de diğer bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Yani muhalefet yapılan bu değişikliğe rağmen, bu eksik ve cılız reformla yetinecek mi? Onu da önümüzdeki yıllarda göreceğiz.


Print
Sosyalist Mezopotamya© 2006